Güneş Taner'e, Çevik Bir'in, Ülker postası!
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na bilgi veren eski ANAP'lı Bakan Güneş Taner 28 Şubat ile ilgili yaşananları anlattı. Taner'in anlattıkları konular içerisinde Ülker kısmı dikkat çekti. Çevik Bir, Taner'e bakın nasıl posta koymuş!
Ömer Şahin'in haberi
Eski Bakan Taner, "Ülker'e teşviki asker istemedi. Ülker de basket maçında Türk bayrağı dağıttı. Olay kasete alındı ve "Bir'e izletildi" dedi.
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na 28 Şubat süreci ile ilgili bilgi veren eski ANAP'lı bakanlardan Güneş Taner, dikkat çekici açıklamalar yaptı.
28 Şubat sürecinde 'irticacı' damgası vurulan Ülker Grubu'na uzun süre askerin isteği ile teşvik verilmediğini, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'e gönderilen bir basketbol maçının görüntüleri sayesinde teşvik izninin çıktığını söyledi.
Garip teşvik hikâyesi
Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal 'a yakınlığı ile bilinen Güneş Taner, ANAP hükümetlerinin değişmez ekonomi bakanıydı.
28 Şubat sonrası kurulan koalisyon hükümetinde Hazine'den sorumlu olan Taner, o dönemi Meclis'teki Darbeleri Araştırma Komisyonu'na anlattı.
Komisyon tutanaklarında Taner, çok tartışılacak iddiaları gündeme getirdi. Taner'in anlattığı en ilginç olay Ülker Grubu'yla ilgiliydi.
İşte Taner'in anlattıkları: Ülker Grubu, 1998'de Hazine'ye teşvik başvurusu yapar. Ancak bir türlü alamaz. Teşvik Uygulama Daire Başkanı, Taner'e, "Genelkurmay'dan bir Albay aradı, onlara teşvik verilmeyecek diye uyardı" der.
Bunun üzerine Taner, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir'i arar. Çevik Bir, albayın aramasından haberdar olduğunu söyledikten sonra, "Kardeşim, onlar irticacı" der ve şöyle devam eder:
"Bak, Güneş bunlar öyle insanlar ki, bunların bir tane basket takımı var Ülker. Televizyonda maça çıkıyorlar ellerinde bir Türk Bayrağı yok." Taner, bu söz üzerine Ülker'i arar.
Haftasonunda Ülker Basketbol takımının maçında herkesin eline bir Türk bayrağı verilir ve görüntü kayda alınır. Video kaseti de Çevik Bir'e gönderilir. Ertesi gün Çevik Bir ile Taner arasında telefonda şu diyalog yaşanır:
Taner: Paşam, sana kaset gönderdim, seyrettin mi?
Bir: Seyrettim.
Taner: Tamam o zaman çekince bitmiştir.
Bir: Ya Güneş, bir tane Atatürk posteri yoktu.
Taner: Benimle dalga mı geçiyorsunuz, yani Atatürk 'ün resmini, işi gücünü bıraktık, basketbol potasının kenarına getirdik, Dünyanın neresinde var Allahını seversen. Bir daha adamlarına söyle Hazine'yi aramasınlar.
Bu görüşmeden sonra teşvik kararnamesine imzayı kendisinin attığını anlatan Taner, "Bayrakları ben sallandırttım, Atatürkresmi yok diye iptal et dediler. Sen dalga mı geçiyorsun dedim. Getirin dedim, izin verdim" diye konuştu.
Tezkerenin intikamı
Taner, komisyona verdiği ifadesinde Irak 'la ilgili 1 Mart tezkeresinin geçeceğine ABD Başkanı'nı inandıran Pentagon'un, tezkereye karşı çıkan Türk subaylarını tesbit ederek bunlardan intikam aldığını da öne sürdü.
Taner, subaylara ilişkin çıkan ses kayıtlarını ve belgeleri bu olaya bağladı. Taner, birinci Körfez Savaşı sırasında Cumhurbaşkanı Özal ile yaşadığı bir anekdotu anlattı:
"Cumhurbaşkanıyla beraber çalışıyoruz, Amerikan Başkanıyla konuşuyoruz, konuştuklarımızdan iki dakika evvel söylediklerimiz, öbür taraftan bize geri geliyor. Sonra birdenbire uyandım, dinleniyoruz. Onun üzerine kağıtta yazışarak konuşmaya başladık."
Taner, dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz ile ABD Başkan Yardımcısı Al Gore arasında geçen bir diyaloğu da komisyon üyeleriyle paylaştı. Yılmaz, Gore'dan tekstil kotasının arttırılmasını isterken, "100 milyondan 200 milyona çıkarırsanız, benim hiç olmazsa ülkemde bir şey yaptım imajım olur" der.
Gore ise, "Patrik benim çok yakın dostum. Siz de okulu açın" deyince Taner gülümser. Bunun üzerine Gore, "Ne gülüyorsun? Komik bir şey mi var?" sorusunu yöneltir.
Taner, Türkiye 'nin ABD 'den beklentilerini anlatarak, "Ben buna gülmeyeyim de neye güleyim" der. Bu sözler Gore'un canını sıkınca Yılmaz, Taner'i "Dua et bu adam Cumhurbaşkanı olmasın, senin canına okur" diye uyarır.
Bahçıvanlar neyi dinliyor?
Taner, İsrail 'in Türkiye 'de çok büyük bir haber alma örgütü olduğunu ad anlatırken, tartışma yaratacak bir olayı da anlattı: "Yani ben bu Türkiye 'ye şaşırmışımdır. Şu andaki Harp Akademileri bahçesindeki bahçıvanların kimin tarafından verildiğini bilen var mı? Onlar asker mi? Değil midir? Değilse ne yapıyorlar? Neyi dinliyorlar?"
Kemal Derviş parayı saçtı
Ecevit hükümetinin ekonomi patronluğuna getirdiği Kemal Derviş'e de ağır eleştiriler yönelten Taner şunları söyledi: "Derviş, IMF'den gelen 40 milyar doları kimin talimatıyla batmakta olan bankalara paylaştırdı? Bu paranın dağıtıldığı bankaların listesi Hazine'de. Derviş geliyor, bakan oluyor. Derviş'in karısı var yabancı, diyorlar ki karısı mıydı, değil miydi?"
Cem'e 'sarhoş' diyene 'inek' derim
Güneş Taner, eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright'ın merhum Dışişleri Bakanı İsmail Cem için sağda solda "sarhoş" diye dedikodu yaptığını bunun üzerine kendisinin de "Bu kadına söyleyin bir daha bu lafı etmesin. Ya da ben ondan 'şişman inek' diye bahsedeceğim" şeklinde haber gönderdiğini de komisyon üyelerine anlattı.
Cepleri doluysa asker kıpırdamaz
Taner, darbelerin sebebleri arasında 'askerin özlük hakları'nın önemli bir yeri olduğunu savundu ve geçmişten örnekler verdi: "Cepleri doluysa hareket etmezler.
Konuşurlar, bağırırlar, kurusıkı sıkarlar, istanbul 'da Boğaz'a bakarlar, 'Ben bir geleyim, bacağından cart diye ayırırım. Oraya koyarım, kafasına bilmem ne yaparım' dermer. Bunlar Türklerin söylediği klasik laflardır."
-
Sultan-ı Yegah 13 yıl önce Şikayet Etsaçmalık. söylediklerinin çoğu saçmalık.. gündemden düşmüş bir siyasetçinin, 20 yıl önceki olayları kendi hatırladığı üzere tekrar zihninde inşa edip aktarması.. "çevik'e dedim ki, gelmiim oraya kırarım bacaanı..".. siz o kadar pehlivan idiydiniz de, bu kadar haltı kim, nasıl yedi bu ülkede?..Beğen
-
hursit dilaver 13 yıl önce Şikayet Et28 şubat bizim cepheyi akıllandırdı yahu... ülker baktı olmayacak, tuttu 500 milyar verdi ve bu eziyetten kurtuldu diye gazeteler o zaman yazmıştı. ama ülker askere 500ilyar bağışladı falan diye lanse edilmişti. kimse kuru sıkı atmasın. sahura kalkanların ışıkların fişleyen kafa bu.. her şeyi yapar. ..avam tabakası (halk) arasında cami diye adlandırılan toplanma yerinde belli saatlerde, önde duran birinden anlaşılmıyan dilde sözlerle ve komutlarla hareket eden bir güruh takip edilmiştir. diye hiç duymadınız mı yahu..ya da bir ast subay, subaya emir veremez .(kışla mescidinde imam cemaat hikayesi) diye ceza yazan irfan paşayı bilirmisiniz.onun niçin ülkere gönül koymayın. 28 şubat beni de biliçlendirdi. artık markette ülker arıyorum.. eti değil..Beğen Toplam 2 beğeni
-
Mehmet Ali Samaci 13 yıl önce Şikayet Etulkere askerin ambargosu 1980 yillarda baslamisti!!!. bu ambargo 28 subat döneminde ise doruk noktaya ulasti. askeri ekonomi ve siyasete bulastirirsan olacagi orta cag turkiyesidir. ulkem halkinin bunca yil fakirlik icinde yasmasinin en önemli nedenlerininden bazilari bunlardir.Beğen Toplam 3 beğeni
-
seniha kazancı 13 yıl önce Şikayet Etimaj meselesi. ülker sürekli darbeciler yaranmaya çalıştı ama olmadı. yönetim kurullarına paşa bile koydular, dindarlar diye bir çok grupla ilişiğini kesti hatta daha geçen sene türkçe olimpiyatlarına sponsor olmayı bile reddetti. ülkerin onlardan bir farkı kalmadı ki kaç tane yönetici düzeyinde başörtülü çalışanı kaç tane dindar yöneticisi var ?Beğen Toplam 10 beğeni
-
levent 13 yıl önce Şikayet Etiste ekonomiyi batiran geri zekalilar. baksana sirf ataturk resmi ile sahaya cikmiyorlar diye bir sirketi yok etmeye calisiyorlar - salaklikta geri zekalikta dunya rekoru kirmis bizim pasalarBeğen Toplam 12 beğeni