334 Roman aile Sulukule'ye döndü

Kentsel dönüşüm projesi Taşoluk'ta toplu konutlara yerleştirilen Roman vatandaşların neredeyse tamamı Sulukule'ye geri döndü. İşin kötüsü, ne kalan ne de dönen memnun.

334 Roman aile Sulukule'ye döndü
334 Roman aile Sulukule'ye döndü
GİRİŞ 11.09.2011 10:30 GÜNCELLEME 11.09.2011 10:30
Bu Habere 6 Yorum Yapılmış

REYHAN GÜL'ün haberi

İSA ŞİMŞEK-HÜSEYİN SARI'nın fotoğrafları

Kalanlar, hayatlarının yerle bir edilmesinden şikayetçi. Gidenler maddi sıkıntıdan sosyal baskılara kadar birçok problemle mücadele ediyor.İstanbul'un ünlü mahallelerinden biriydi Sulukule. Romanlar deyince ilk akla gelen yerdi. İstanbul'u ziyaret edenlerin uğramadan ayrılmadığı, ünlü müzisyenlerin yetiştiği bir semtti. Yıkımın üzerinden 5 yıl geçti. Proje gündeme geldiği dönemde büyük tartışmalar yaşanmış, kıyamet kopmuştu. Kentsel dönüşüm projesi kapsamında Sulukule yıkılacak, mahalle sakinleri ise adını dahi bilmediği 45 km uzaklıkta Taşoluk mevkiine yerleştirilecekti. Akademisyeninden sanatçısına, aktivistinden vatandaşına kadar herkes karşı çıkmıştı bu projeye. UNESCO yetkilileri İstanbul'a gelip Sulukule'yi ziyaret etmiş, tarihi ve kültürel dokusunun yok olmaması için bildirilerde bulunmuştu. Ancak tüm karşı çıkmalara rağmen Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerindeki yüzlerce ev yıkılmış, yerine mahallelinin tabiriyle "beton yığınları" dikilip fahiş fiyatlarda satışa çıkarılmıştı.

Belki başlangıçta önyargıları vardı mahallelinin. Belki alışacaklardı zamanla ve belki her şey güzel olacaktı yeni evlerinde, yeni semtleri Taşoluk'ta. Ama olmadı. Giden de kalan da herkes mağdur. Aslında kimsenin karşı çıktığı yoktu kentsel dönüşüme. Tek istedikleri, bu dönüşümün mahallelerinden ayrılmak zorunda kalmadan yapılmasıydı. Bugün ise gelinen nokta, beş yıl önce yapılan tartışmaların, öngörülerin haklılığını ortaya koyar nitelikte.

Kalanlar konuşmak istemiyor, konunun açılmasına dahi tahammülleri yok. Proje alanı dışında kalan evlerin sahipleri ise her an yeni bir karar alınır, evimiz yıkılır korkusuyla hop oturup hop kalkıyor. Sulukule'de çay ocağı işleten Nurettin Bey, "Herkesi zorla gönderdiler. Korkuttular, kandırdılar milleti. Zannetmiyorum burayı da bırakacaklarını. Bir iki yıla kalmaz yıkarlar." şeklinde ifade ediyor duygularını.

Taşoluk gerçeği: Giden 337 aileden 334'ü geri döndü

Kentsel dönüşüm projesi kapsamında evlerini satıp, Taşoluk'a yerleştirilen Roman vatandaşları, ciddi sorunlarla boğuşuyor. Giden ailelerin neredeyse tamamı eski mahallelerine yakın Karagümrük semtine taşındı. Geriye kalan üç dört aile ise maddi sıkıntılar, artan kira giderleri, aidat masrafları, kültür çatışması, çevre baskısı ve dışlanma gibi problemlerle mücadele ediyor. Mahalle sakinleri, evlerini çok ucuz fiyatlara satıp Taşoluk'a gitmek zorunda kaldıklarını söylüyor.

Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Pündük, giden 337 aileden 334'ünün geri döndüğü bilgisini veriyor. Peki, neydi onları geri dönmeye iten sebepler? Sonuçta daha önce yaşadıkları çevreden daha iyi koşullara sahip bir çevreye yerleştirilmişlerdi.

En büyük sebeplerden biri geçim sıkıntısı. Taşoluk'a taşınan ailelerin büyük bir çoğunluğu öncesinde ev sahibiymiş. Kiracılar ise ayda en fazla 200 lira kira bedeli ödüyorlarmış. Taşoluk'a ilk geldiğinde bu bedelin otomatik olarak ikiye katlandığını söylüyor Bedriye Hanım. Gelmeden önce kirası 150 liraymış. Taşoluk'ta ise ilk başta 400 lira olan kira bedeli sonrasında 600 liraya yükselmiş. Bunun üstüne aylık aidat, yakıt için istenen ekstra masraflar da eklenince bellerinin büküldüğünü söylüyor. "Belediyenin yaptığı aylık 100 liralık yardım yetersiz kalıyor. Üç aydır kirayı ödeyemiyoruz. Ödeme yapmadığımızda banka evimize el koyabiliyor, o yüzden çocuklarımızın rızkını kiraya veriyoruz." diyor.

Tüm bu masrafların üzerine bir de işlerine gidip gelmek için harcadıkları yol masrafı eklenince çoğu işinden olmuş. Taşoluk'tan Sulukule 45 km uzaklıkta çünkü. Nurhan Hanım işini kaybedenlerden sadece biri. İşsiz kalınca, eşi yüklenmiş ailenin bütün yükünü. Eşi, iş saatleri uymadığı için sabah servislerinden yararlanamıyormuş. Belediyenin servisi sadece sabah bir kez kalkıyor. Nurhan Hanım, çevre köylerden sürekli taciz edildiklerini, çocuklarının şiddete maruz kaldığını belirtiyor. "Evlerin güzelliğine diyecek sözüm yok ancak huzur olmadıktan sonra ev ne işe yarar?" diyor.

Kültür çatışması da bir diğer problem. Taşoluk'a ilk geldiklerinde dışlandıklarını, kendilerine hırsız muamelesi yapıldığını belirten Bedriye Hanım, "Komşularımız aylarca konuşmadı bizimle, hırsız olduğumuzu ve fuhuş yaptığımızı sanıyorlardı. Biz bir yandan bu önyargılar ile boğuşurken öte yandan uyum problemi yaşadık. Eski mahallemizde sabaha kadar dışarıda oturur, çayımızı demler, komşularımızla muhabbet ederdik. O yüzden herkes terk etti burayı." r.gul@zaman.com.tr

"Kentsel dönüşüm nedir, bilmiyorduk"

Şükrü Pündük (Sulukule Roman Kültürünü Geliştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı): Kentsel dönüşüm yasası çıktığında bu kelimeye oldukça yabancıydık. Kentsel dönüşüm nedir, iyi midir kötü müdür hiçbir fikrimiz yoktu.

Bize tek söylenen 'Evlerinizi yenileyeceğiz, tarihi olanları restore edip size daha iyi olanaklar sunacağız' oldu. Nedir bu kentsel dönüşüm diye sorduğumuzda ise 'Daha tam olarak projelendirilmedi, bitince biz sizi bilgilendireceğiz' diyorlardı. Biz evlerin Sulukule'nin tarihi ve kültürel dokusuna zarar vermeden restore edilmesinden yanaydık. Ancak belediye, bütün evleri yıkıp yerine bizi hiç yansıtmayan binalar yaptı. İşin belki de en üzücü yanı, yeni yapılan o evlerde Romanların asla oturamayacak oluşu."

"Önce sosyal dönüşüm yapılmalıydı"

Hacer Foggo (aktivist): Kentsel dönüşüm projelerinde göz önüne alınmayan tek şey bölgede yaşayan ailelerin durumu. Evlerinin içinde olup bitenler bilinmiyor. Tek odaklandıkları şey arazinin ne kadar değerli olduğu. O evlere buldozerlerden önce sosyal hizmet uzmanları girmeliydi. Kentsel dönüşümden önce sosyal dönüşüm olmalı, insanların sosyal ve kültürel olarak ihtiyaçları belirlenip yerinde iyileştirme yapılmalıydı. Bugün aynı yanlış Ayvansaray'da ve Küçükbakkalköy'de yapılıyor.

"Toki, Roman'laştırılmalıydı"

Abdullah Cıstır (İzmir Romanlar Derneği Bşk.): Romanları yok sayan bir irade söz konusu. Taşoluk'a giden vatandaşlarımız uyum sorunu yaşadı. Romanlar TOKİ'leştirilmemeliydi, TOKİ Romanlaştırıllmalıydı.

ZAMAN - PAZAR

YORUMLAR 6
  • Erkan Yaman 10 yıl önce Şikayet Et
    Allah kimsenin başına vermesin.. Allah kimsenin başına, "Kentsel dönüşüm" denilen böyle bir musibeti vermesin. Düşünün ki, kendi evinizde güzel güzel kira vermeden otururken, birden bir projeyle karşı karşıya kalıyorsunuz, mahalle boşaltılıyor, eviniz yıkılacağı için kiraya çıkıp ayda 1200 lira kira vermek zorunda kalıyor ve borç altında eziliyorsunuz. Belediye ise "Burada ev yapıp size satacağız" diyor. Sizin 200 bin liralık evinize 80 bin lira değer biçilip, bunun peşinata sayılacağı, kendi yapacakları TOKİ evlerinin fiyatının ise 170 bin lira olduğu belirtilip aradaki farkı ödemeniz de isteniliyor. O da evler yapılıp teslim edildikten sonra. Kimseye derdinizi de anlatamıyorsunuz, herkes oraya "Sulukule" deyip geçiyor. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.
    Cevapla
  • Erkan Yaman 10 yıl önce Şikayet Et
    Olay Bildiğiniz Gibi Değil. Neslişah ve Hatice Sultan Mahallesindeki Kentsel Dönüşüm Projesini "Sulukule Projesi" diye nitelendirip kamuoyunun desteğini almak doğru değil. Orada Sulukule ve Romanlarla ilgili olmayan birçok insan var. Bunlar çok mağdur edildi. İnsanlar kendi evinden resmen kaçmak zorunda kaldı. Kendi evinde mutlu bir şekilde oturan kişiler, bu proje sonunda kiraya çıkıp aylık 1.000-1200 lira kira vermek zorunda kaldı. 3 senedir bu böyle. Söylenen tek şey, Orada ev yapıp, size "satın alma hakkı" tanınacağı, yıkılan evinizin bedelinin de peşinata sayılacağı yönünde. İnsanlar perişan olmuş durumda. Proje sahibi Belediye Başkanları Sayın Kadir Topbaş ve Sayın Mustafa Demir, yapılan bu zulmü görmüyorlar mı acaba? Hiç mi okumamışlar rahmetli Mehmet Akif'in "Kocakarı ile Ömer" hikayesini.
    Cevapla
  • Yusuf Kenan 10 yıl önce Şikayet Et
    bin yıllık kültür. hükümetin kıt akıllı yetkilileri abd nin ırakta yapğı zulmü ülkemizde roman vatandaşlara yapmaya çalıştı bin yıllardır bu şekil yaşayan romanları kültürlerinden ederek kendilerine uysal birer kediye çevirmek istiyorlardı romanlar bunu yemedi başka kapıya dediler.
    Cevapla
  • Latif Aydın 10 yıl önce Şikayet Et
    Avrupada yaşananlar. Avrupada Romanlara(çingene) çok ağır bir ayrımcılık uygulanıyor Türkiyede bu yok. Hükümet romanları topluma kazandırmaya uğraşıyor, yoksa avrupadan gelen tahammülsüzlük dalgaları yakında bizi de etkileyecek. Çünkü batı keler deliğine girse taklit eden batı özentisi "aydın" larımız da çingenelerin ne zararlı bir topluluk olduğundan bahsetmeye yakında başlayacaklar.
    Cevapla
  • nizam-ı cedit 10 yıl önce Şikayet Et
    Hocam bu işin özeti budur:. Romanlar TOKİ'leştirilmemeliydi, TOKİ Romanlaştırıllmalıydı! Romanların kültürel yaşayış tarzını yok sayan bir irade söz konusu. çok doğru bir tespit. yapılan evlere baktığımız da durum gözler önünde. Romanlara haksızlık yapıldığını düşünüyorum ben de.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle