Türk tasarımcıdan dikkat çeken açıklama: "Önce malzeme, sonra tasarım"
New York'ta üretim yapan Türk moda tasarımcısı İzel Sandıkçı, geliştirdiği özgün yaklaşımla uluslararası arenada öne çıkıyor.
Moda dünyasının hızlı tüketim odaklı yapısına karşı duran Sandıkçı, tasarımı bir son ürün olarak değil, baştan sona düşünülmüş bir üretim süreci olarak ele alıyor. Yalnızca giysi tasarlamakla yetinmeyen Sandıkçı, her koleksiyonunda aynı zamanda bir üretim felsefesi inşa ediyor.
Türkiye'de başlayıp New York'ta olgunlaşan bu yolculuk, Sandıkçı'yı sıradan bir moda ismi olmaktan çıkarıp kendi sistemini kuran bir tasarımcıya dönüştürdü. Pek çok meslektaşı trendi takip ederken o, üretimin kendisini sorguluyor. Bu yaklaşım onu moda dünyasında alışılmışın dışında bir konuma taşıyor; zira Sandıkçı için önemli olan vitrine çıkan parça kadar, o parçanın var olma biçimi önemli.
SİSTEMİ TERSİNE ÇEVİRDİ
Geleneksel moda anlayışında tasarımcılar önce konsept belirler, ardından malzeme seçer. Sandıkçı ise bu süreci tersine çeviriyor: Elindeki malzemeden yola çıkarak tasarımını şekillendiriyor. Uzmanlar bu yaklaşımı, sürdürülebilir üretimin en somut uygulamalarından biri olarak değerlendiriyor.
Sandıkçı, bu anlayışı şöyle açıklıyor: "Bir kumaş parçasına baktığımda önce onu ne yapabileceğimi değil, onun bana ne söylediğini anlamaya çalışıyorum. Tasarım zaten orada, malzemenin içinde saklı."
Kariyerine Türkiye'de sanatçılarla ortak projeler üreterek başlayan Sandıkçı, sahne tasarımları ve stil projeleriyle üretim pratiğini farklı disiplinlere taşıdı. Edindiği bu çok katmanlı deneyimi daha sonra New York'a taşıyan tasarımcı, çalışmalarını uluslararası bir zemine oturttu.
TASARIMCI NEW YORK'TAN SESİNİ DUYURUYOR
Dünyanın önde gelen tasarım okullarından Parsons School of Design'da tamamladığı yüksek lisans programında sürdürülebilir moda ve materyal odaklı tasarım üzerine akademik çalışmalar yürüten Sandıkçı, bu dönemde geliştirdiği fikirleri artık sahada test ediyor.
"Parsons'taki süreç benim için bir kırılma noktasıydı. Sürdürülebilirliğin bir trend değil, üretimin kendisi olması gerektiğini orada tam anlamıyla kavradım" diyen tasarımcı, akademik birikimini her koleksiyonuna yansıtıyor.
New York'ta düzenlediği koleksiyon tanıtımları ve sergi çalışmalarıyla tasarım anlayışını kamuoyuyla paylaşan Sandıkçı, erkek giyim odağında geliştirdiği koleksiyonlarda deri, farklı kumaş dokuları ve yüzey işlemelerini bir arada kullanıyor. Her parçanın hem görsel hem de üretim süreciyle anlam taşıdığını vurgulayan tasarımcı, "Bir ürünün güzel görünmesi yetmez, nasıl yapıldığı da o ürünün bir parçasıdır" diyor.
HEDEF KALICI BİR ÜRETİM MODELİ OLUŞTURMAK
Sandıkçı'yı diğer tasarımcılardan ayıran en önemli özellik, sürdürülebilirliği sonradan eklenen bir etiket olmaktan çıkarıp tasarımın özüne yerleştirmesi. Tasarımcı bu konuda da net konuşuyor: "Pek çok marka sürdürülebilirliği bir pazarlama aracı olarak kullanıyor. Ben ise bunu işin başında, henüz masada otururken düşünmek zorunda hissediyorum kendimi."
Çalışmalarını sürdüren Sandıkçı, geliştirdiği bu üretim modelini yalnızca kendi koleksiyonlarıyla sınırlı tutmayı değil, daha kapsamlı ve ölçeklenebilir bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. New York merkezli bu genç Türk tasarımcının adının önümüzdeki dönemde çok daha fazla duyulacağı tahmin ediliyor.