Haziranı bekliyorlar! 100 masa değil 20 masa olacak - YAZDIR

İş dünyasının koronavirüs sonrası dönemde yeni normale kontrollü geçişinin haziranda başlayacağı konusunda iyimser bekleyiş içinde olduğunu kaydeden İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ''100 masası olan restoran önce belki 20 masasını açacak. Böylece bir şekilde hayata dönüşü başlatacağız.'' dedi.

  • GİRİŞ27.04.2020 09:42
  • GÜNCELLEME27.04.2020 12:02

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “İş dünyamızın Kovid sonrası dönemde yeni normale kontrollü geçişinin haziranda başlayacağı konusunda iyimser bekleyiş içindeyiz” dedi.

 

 

420 bin üyesiyle İstanbul iş dünyasının en büyük temsilcisi olan İTO’nun Başkanı Avdagiç, COVID-19 salgınında reel sektörün son durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Bilinen bir bilinmeyenle karşı karşıyayız” diyen Avdagiç, “Açıklanan verilerden memnuniyetle takip ettiğimiz üzere, virüsle mücadelede başarılı olan ilk halkada yer alırsak, yeni kurulacak dünyada da ön sırada olabiliriz. Kurulacak yeni dünya düzeninde Türkiye’nin alacağı siparişlere o kadar süratle cevap verebiliriz. Pandemi jeopolitiğinde Türkiye, kazanabilir. COVID’i geride bırakınca ‘nerede kalmıştık’ demeyeceğiz. COVID’le birlikte ortaya çıkacak yeni normalde, ekonomik kazanımlarımızı yükseltmeyi başarabiliriz” dedi.

 

 

“100 masası olan restoran, önce belki 20 masasını açacak”

Avdagiç, Türkiye’de bir taraftan COVID-19’un reel sektördeki etkilerinin azaltılması için çalışmalar yürütüldüğünü, bir taraftan da şirketlerin ekonomik faaliyetlerini artırıcı neler yapmak gerektiğine odaklanıldığını kaydetti.

“Nasıl bir toparlanma bizi bekliyor” diye soran Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Ekonomilerin kademeli şekilde açılmasıyla arzı güçlendirecek bir süreç başlayacak. İmalatta ötelenen üretim devreye girecek. Tedarik zincirleri çalışmaya başlayacak. Talebin yerine gelmesi ise biraz zaman alacak. Ancak bu süreçten diri çıkacağımıza hiç şüphemiz yok. Yavaş yavaş herkes hayata geri dönmeye hazırlanıyor. 100 masası olan restoran, önce belki 20 masasını açacak. Böylece bir şekilde hayata dönüşü başlatacağız.”

“E-ticaret ‘bir Rönesans’ tecrübe edecek”

Avdagiç, Türkiye’nin dünyada yeni normale kademeli geçişte avantajlara sahip olduğuna dikkati çekti. Avdagiç, “Türkiye’nin tıbbi malzeme ve hatta tıbbi cihaz üretimindeki başarısını dünya basını yazıyor. Bu, gurur verici. Oluşan bu çok olumlu imajı, fırsata çevirmek de elimizde. E-ticaret ‘bir Rönesans’ tecrübe ederken, Türkiye de bu ekonomik paradigma değişikliğinde kendine ayrıcalıklı bir yer bulacaktır” dedi.

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’de yoğun bakım ünitelerinin şu an için yeterli sayıda olmasının, solunum cihazı üretiminde yakalanan başarının, sağlık güvencesi sisteminin ve Avrupa’da görülmeyen nitelikteki sağlık merkezlerinin, Türkiye’nin kısa dönemde önemli avantajları olduğunu vurguladı. Avdagiç, “Tıbbi üretim kapasitemizin sağladığı küresel PR, Türkiye’nin gücüne ayna tuttu” dedi.

Türkiye’nin ürün çeşitliliğiyle de dikkat çektiğini belirten Şekib Avdagiç, “Ekonomistlerin değerlendirmelerine göre Çin’in rahat oyun kurmasının engellenme ihtimali, şüphesiz Türkiye için olumlu bir faktör. Türkiye, bu süreçte Çin’den ayrılacak bazı imalat alanlarında, ‘stratejik bir yatırım durağı’ olma fırsatını değerlendirmelidir” ifadesini kullandı.

“Yeni normale çok güvenmemeliyiz”

Avdagiç, dünyada hiçbir ülkenin bir tek karantina ile bu süreci atlatamayacağını savunarak, salgın sonrası ortaya çıkacak fırsatlara da bir taraftan yoğunlaşmak gerektiğini kaydetti.

Şekib Avdagiç, “Yeni normale çok güvenmemeliyiz. Aşı bulunana ve toplumlara ulaşana kadar süreç, düşük bir seviyede de olsa devam edecek. Türkiye, değişen iş yapış modellerine sağlayacağı uyumla bu süreçten başarıyla çıkmalıdır” dedi.

Avdagiç, COVID-19 sonrası kapitalizmde yeni bir forma geçileceğini belirterek, “Yeni kapitalizm sosyal devlet görünümlü ve bu değişimde düzenleyici kurumları daha çok devreye girmiş şekilde görüyoruz. Dünya, esnek üretim sistemlerinin olmazsa olmazı olan ve stoksuz üretimi ifade eden ‘just in time’ felsefesinden, ‘just in case’ üretime, yani bir miktar stok tutmayı içeren bir modele geçiyor. Bundan sonra firmaların daha ihtiyatlı olacağını düşünüyorum. Hepimiz böyle bir döneme hazırlanmalıyız” dedi.