Trump'ın İran çıkışı petrolü uçurdu! Akaryakıt ve havacılıkta maliyet fırtınası
Petrolde jeopolitik gerilim yeniden yükseldi. Trump'ın İran'a yönelik sert mesajları ve Hürmüz'deki riskler petrolü 85 doların üzerine taşıdı. Uzmanlar, 120 dolar ihtimalinin akaryakıt ve jet yakıtı maliyetlerini artırabileceğini belirtiyor
- HABER7-ÖZEL
Petrol fiyatlarındaki yükseliş sürüyor.
Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilim ve ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik sert açıklamaları, küresel enerji piyasalarında risk algısını artırırken Brent petrolün varil fiyatı yeniden 85 doların üzerine çıktı.
Petrol ve uluslararası ürün fiyatlarının birkaç gün yüksek kalması, döviz kurunda da gerileme görülmemesi durumunda akaryakıt fiyatlarında yukarı yönlü bir güncellemeyi de gündeme getiriyor.
Öte yandan Jet yakıtı tarafındaki riskin akaryakıta göre daha belirgin olduğuna dikkat çekiliyor.
Trump, İran'ın müzakere masasına oturmaması halinde enerji santralleri ve köprüler başta olmak üzere kritik altyapıları hedef alacaklarını açıklaması petrolü ateşledi.
Trump, Hürmüz Boğazı'ndan geçecek gemilere uygulanması planlanan yüzde 20'lik geçiş ücreti uygulamasından vazgeçildiğini, bunun yerine Körfez ülkeleriyle kapsamlı ticaret ve yatırım anlaşmalarına gidileceğini duyurmuştu.
Ancak İran'a yönelik deniz ablukasının süreceği mesajı, Hürmüz Boğazı'ndaki arz güvenliğine ilişkin endişeleri canlı tutuyor.
Uzmanlar, küresel petrol arzında şimdilik ciddi bir fiziksel sıkıntı yaşanmadığını ancak Hürmüz Boğazı'nda gerilimin tırmanması, enerji altyapılarının hedef alınması veya Rus petrolüne yönelik yeni yaptırımların devreye girmesi halinde Brent petrolün yeniden 100 doları aşarak 120 dolar seviyesine gelebileceğini belirtiyor.
Buna karşılık diplomatik temasların yeniden başlaması, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin sağlanması ve tanker trafiğinin normale dönmesi durumunda ise fiyatların 75-80 dolar bandına kadar gerileyebileceği değerlendiriliyor.
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın ile Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimden akaryakıt maliyetlerine, jet yakıtı tedarikinden Rusya'ya yönelik olası yaptırımlara dair kritik başlıkları Haber7'ye değerlendirdi.

“PETROL FİYATINI ÜÇ KANALDAN YUKARI ÇEKEBİLİR”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırım kararıyla ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
Gündemdeki düzenlemelerin özellikle Rus petrolü ve doğal gazını satın alan ülkelere ve şirketlere yönelik ikincil yaptırımlar içermesi bekleniyor. Bu beklenti petrol fiyatını üç kanaldan yukarı çekebilir.
Birincisi, Rus petrolünün bir bölümünün piyasadan çekilebileceği veya alıcı bulmasının zorlaşabileceği düşünülüyor.
İkincisi, Rus petrolünü taşımaya devam eden şirketlerin sigorta, finansman ve navlun maliyetleri yükseliyor.
Üçüncüsü, Çin, Hindistan ve diğer büyük alıcıların yaptırım riski karşısında Rus petrolü alımlarını azaltıp azaltmayacağı belirsizliği ortaya çıkıyor. Bununla birlikte bugün görülen fiyat yükselişinin ana nedeni Rusya yaptırımlarından çok ABD-İran çatışması ve Hürmüz riskidir.
Rusya’ya yönelik yaptırım beklentileri ise bu yükselişi destekleyen ikinci bir arz riski oluşturuyor. Burada ABD açısından önemli bir politika çelişkisi de bulunuyor. Washington bir taraftan Rusya’nın enerji gelirlerini azaltmak istiyor, diğer taraftan Rus petrolünün piyasadan hızlı biçimde çekilmesinin dünya petrol fiyatlarını ve ABD’deki benzin fiyatlarını artırmasını istemiyor.
Ortadoğu arzı zaten risk altındayken Rus petrolüne çok sert ve ani yaptırımlar uygulanması küresel fiyat artışını daha da hızlandırabilir. Bu nedenle yaptırımların kapsamı kadar zamanlaması ve uygulanma biçimi de önemli olacaktır.”

BENZİN VE MOTORİN FİYATLARINA ETKİSİ
Türkiye’de benzin ve motorin fiyatlarının yalnızca Brent petrol fiyatına göre belirlenmediğini hatırlatan Aydın, Akdeniz piyasasındaki benzin ve motorin ürün fiyatları, rafineri marjları, dolar/TL kuru, dağıtım ve bayi marjlarıyla vergi unsurları birlikte etkili olduğunu söyledi.
Brent petrolün 87 dolara çıkmasının pompa fiyatına aynı gün ve aynı oranda yansımadığını ancak petrol ve uluslararası ürün fiyatlarının birkaç gün boyunca yüksek kalması ve döviz kurunda da gerileme görülmemesi durumunda benzin ve özellikle motorinde yukarı yönlü fiyat ayarlamasının gündeme gelebileceğini kaydetti.
Motorin fiyatlarının bazı dönemlerde ham petrolden daha hızlı artabileceğini işaret eden Aydın, sebebini ise şöyle açıklıyor:

-
“Çünkü motorin, jet yakıtı ve diğer orta distilat ürünleri aynı rafineri kapasitesi üzerinde rekabet ediyor.
-
Jet yakıtı arzındaki sıkışma, motorin piyasasını da dolaylı biçimde etkileyebilir.
-
Mart 2026’da yeniden uygulamaya alınan eşel mobil benzeri vergi mekanizması, uluslararası maliyet artışının bir bölümünün ÖTV üzerinden dengelenmesine imkân veriyor.
-
Bu mekanizma fiyat artışını tamamen ortadan kaldırmaz ancak pompa fiyatına geçişini sınırlandırabilir.
-
TCMB’nin Mart 2026 tarihli değerlendirmesinde, böyle bir dengeleme mekanizması bulunmadığı varsayımı altında Brent petrol fiyatındaki yüzde 10’luk artışın takip eden 12 ayda tüketici enflasyonuna doğrudan ve dolaylı kanallardan yaklaşık 1 puanlık ilave etkide bulunabiliyor.
-
Türkiye açısından mesele yalnızca araç sahiplerinin ödediği benzin veya motorin fiyatı değildir.
-
Petrol fiyatlarındaki kalıcı yükseliş taşımacılık, tarım, lojistik, havacılık ve sanayi maliyetleri üzerinden genel fiyat düzeyini ve de enerji ithalat faturası üzerinden cari dengeyi olumsuz etkileyebilir.”
“AVRUPA’DA JET YAKITI STOKLARI 30 GÜNLÜK TÜKETİMİN ALTINA GERİLEDİ”
Prof. Dr. Levent Aydın, Jet yakıtı tarafındaki riskin akaryakıta göre daha belirgin olabileceğine dikkat çekerek, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin yayımladığı S&P Global Platts verilerine göre küresel ortalama jet yakıtı fiyatının son haftada yüzde 6,7 artarak varil başına 127 doların üzerine çıktığı bilgisini paylaştı.
Jet yakıtı fiyatının Brent petrolden belirgin biçimde yüksek olmasının rafineri marjlarının ve jet yakıtına özgü arz sıkışıklığının etkisini gösterdiğini dile getirdi.
Avrupa’da jet yakıtı stoklarının 30 günlük tüketimin altına kadar gerilediği ve üçüncü çeyrekte yaklaşık günlük 600 bin varillik arz açığı oluşabileceği yönünde değerlendirmelerin bulunduğunu aktaran Aydın, şunları kaydetti:
“Avrupa’nın geçmişte jet yakıtı ithalatının önemli bölümünü Hürmüz üzerinden gelen Ortadoğu kaynaklarından sağlaması bölgeyi daha kırılgan hâle getiriyor. Havayolu şirketlerinde yakıt giderleri genellikle toplam işletme maliyetlerinin yüzde 20-25’i civarında bulunuyor.
Bu nedenle jet yakıtının yüksek seviyede kalması, özellikle uzun mesafeli uçuşlarda şirketlerin maliyetlerini artıracaktır. Bunun uçak bileti fiyatlarına yansıması ise hemen ve bire bir olmayabilir. Bazı şirketlerin yakıt fiyatlarına karşı korunma sözleşmeleri bulunuyor. Ayrıca bilet fiyatları talep, rekabet, uçak dolulukları ve kapasiteye göre belirleniyor.
Fakat jet yakıtı fiyatlarının birkaç ay boyunca yüksek kalması durumunda havayolları maliyetin bir bölümünü bilet fiyatlarına, yakıt ek ücretlerine veya bagaj ve hizmet bedellerine yansıtabilir. İlk ve daha güçlü etkinin uluslararası uçuşlarda ve hava kargo taşımacılığında görülmesi beklenebilir.”

“PETROL 87 DOLARDA KALICI OLURSA, BENZİN VE MOTORİN YUKARI ÇIKAR"
Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, ham petrol fiyatındaki yükselişlerin pompa fiyatlarına anında ve bire bir yansımadığını belirterek, Türkiye’de fiyat oluşumunda petrolün yanı sıra döviz kuru, Akdeniz ürün fiyatları, rafineri marjları, dağıtım maliyetleri ve vergilerin de etkili olduğunu söyledi.
“Brent petrolün 75-77 dolar seviyelerinden 87 dolara çıkması kalıcı hale gelirse, benzin ve motorinde yukarı yönlü baskı kaçınılmaz olur” diyen Karataş, “ Ancak bunun pompaya yansıması birkaç günlük gecikmeyle ve ürün bazında farklı oranlarda gerçekleşebilir. Döviz kurunun da yükselmesi halinde etki daha güçlü olur” dedi.
JET YAKITI KRİZİ ZİNCİRLEME SORUN GETİRİR
Jet yakıtında ise etkinin çok daha hassas olduğunu aktaran Karataş, Havayollarının en büyük operasyonel giderlerinden birinin yakıt olduğunu hatırlattı.
Petrol fiyatındaki kalıcı artışın, özellikle uzun mesafeli uçuşların maliyetini hızla yükselteceğine işaret eden Karataş, şöyle konuştu: “Buna Hürmüz ve Körfez’deki hava sahası riskleri nedeniyle rotaların uzaması da eklenirse, havayolları hem daha pahalı yakıt kullanır hem de daha fazla yakıt tüketir.
Bunun sonucunda kısa vadede havayolu şirketlerinin karlılıkları baskılanır. Orta vadede ise bilet fiyatlarında yakıt farkı, daha yüksek navlun bedelleri veya tarife güncellemeleri görebiliriz. Hava kargo maliyetindeki artış da yalnız turizmi değil, elektronik, ilaç, gıda ve hızlı teslimat gerektiren ürünleri etkiler.
Yani Hürmüz’deki kriz sadece otomobil kullanan vatandaşın akaryakıt fiyatını değil, uçak biletinden taşımacılığa, gıdadan sanayi üretimine kadar geniş bir maliyet zincirini etkiler.”

HÜRMÜZ DÜNYANIN ŞAHDAMARI
Bugün yaşananların enerjinin artık yalnızca ekonomik bir ürün olmadığının bir göstergesi olduğunu dile getiren Karataş, enerjinin; savunma, dış politika, ticaret yolları, finans sistem ve ulusal güvenlikle tamamen iç içe geçtiğini söyledi.
Altuğ Karataş, Hürmüz’ü dünyanın şahdamarı olarak nitelendirerek, bu şahdamarın güvenliğinin tek bir ülkenin kontrolüne veya iki ülke arasındaki çatışmanın sonucuna bırakılamayacağının altını çizdi.
“TÜRKİYE ENERJİ DEPOLAMAYI VE ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ BİRLİKTE DEĞERLENDİRMELİ”
Türkiye açısından ise bu krizin önemli dersler içerdiğini ifade eden Altuğ Karataş, şu önerilerde bulundu:

-
“Türkiye enerji kaynaklarını çeşitlendirmeli; Karadeniz gazını, Gabar petrolünü, yenilenebilir enerjiyi, nükleeri, enerji depolamayı ve enerji verimliliğini birlikte değerlendirmeli.
-
Enerji verimliliği artık yalnız tasarruf meselesi değil, doğrudan bir enerji güvenliği politikasıdır.
-
Aynı zamanda Basra’dan Ceyhan’a uzanabilecek yeni petrol ve doğal gaz koridorları, Irak-Türkiye hattı ve Türkiye’nin LNG altyapısı daha da stratejik hâle geliyor.
-
Türkiye yalnız enerjinin geçtiği bir koridor değil; fiyatın oluştuğu, ticaretin yapıldığı ve arz güvenliğinin sağlandığı bir enerji merkezi olmalıdır.
-
Dünya artık ucuz enerji döneminden güvenli enerji dönemine geçiyor.
-
Yeni normalde en ucuz kaynağa sahip olan değil; kaynaklarını, güzergâhlarını ve tüketimini çeşitlendirebilen ülkeler güçlü olacaktır.”
“RUS PETROLÜNÜN TAMAMI PİYASADAN ÇIKMAZ”
Rusya’nın dünyanın en büyük petrol üreticileri ve ihracatçıları arasında yer aldığını ifade eden Karataş, şöyle devam etti:
“Rus petrolünün tamamının piyasadan çıkması beklenmez; çünkü Çin, Hindistan ve başka ülkeler indirimli Rus petrolünü almaya devam edebilir. Ancak bankacılık, sigorta, gemicilik ve ödeme sistemlerine getirilecek ikincil yaptırımlar, petrolün alıcıya ulaşmasını zorlaştırır ve maliyetini artırır.
Asıl çelişki de burada ortaya çıkıyor. ABD bir taraftan Rusya’nın enerji gelirini azaltmak istiyor, diğer taraftan İran ve Hürmüz kaynaklı fiyat artışını kontrol etmek zorunda. Çünkü Rus petrolünü de İran petrolünü de aynı anda piyasadan çekerseniz, bunun sonucu yalnız Moskova ve Tahran için değil, bütün dünya ekonomisi için daha yüksek petrol ve enflasyon olur.
Bu nedenle bundan sonraki dönemde yaptırımların ilan edilmesinden çok, ne ölçüde uygulanacağına ve özellikle Çin ile Hindistan gibi büyük alıcılara gerçekten yaptırım uygulanıp uygulanmayacağına bakmalıyız.
Bugünkü fiyat artışı sadece Ortadoğu’daki savaşı değil, küresel petrol arzının birkaç farklı noktadan aynı anda sıkışabileceği ihtimalini fiyatlıyor.
Hürmüz harici Rusya-Ukrayna savaşının Rusya’daki motorin üretimine olumsuz etkisini ve bununda fiyatlarda baskı oluşturduğunu gözardı etmemeliyiz.”
Trump geri adım attı ama Hürmüz petrolü ateşlemeye devam ediyor: Uzmanlardan kritik uyarı!