Haluk Bayraktar'dan KIZILELMA mesajı! İlk seri teslimatlar başlıyor
Haluk Bayraktar, Bayraktar KIZILELMA'nın ilk uçuşunu 2022 aralıkta yaptığını, o günden bu yana sürekli uçuş testleri gerçekleştiğini belirterek, "Şu anda seri imalata başladık. Bu sene içerisinde ilk seri teslimatları hedefliyoruz." dedi.
SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul'un organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.
Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu SAHA 2026 fuar alanında düzenlenen AA Teknoloji Masası'nın konuğu oldu.
Bayraktar, SAHA İstanbul'un 2015 yılında 27 üyeyle kurulduğunu hatırlatarak, bugün ortaya çıkan tablonun Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümünü net biçimde gösterdiğini şöyle anlattı:
"SAHA İstanbul'un en önemli amacı, Türkiye'de bundan 25 yıl önce başlayan savunma ve havacılık sektöründeki millileşme sürecinin, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna özellikle özel sektörün katılımıyla güçlü bir ekosistem kurulması düşüncesiyle yola çıktığı bir yapı olmasıydı. 27 üyeyle kurulan bir sivil toplum kuruluşu aslında. Savunma, havacılık ve uzay konularını kapsayacak şekilde faaliyetlerine başladı ve 2015'ten bu yana Türkiye'de son 25 yıldaki savunma alanındaki ivmeyle birlikte gerçekten güçlü bir ekosistem kurulmuş oldu.
2002 yılında Türkiye'de en fazla 20 civarında savunma sanayi firması varken, bugün itibarıyla 2026'da 3 binden fazla savunmaya hizmet eden firma olduğundan artık bahsediyoruz. İhracatımız savunma alanında 250 milyon dolarken, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları geçti, bu sene de 13 milyar dolar hedefi var. Her yıl reel anlamda yüzde 20 seviyesinde büyüyen bir sektör."

SAHA İstanbul'un yalnızca üye sayısıyla değil, oluşturduğu nitelikli ekosistemle büyüdüğünü vurgulayan Bayraktar, şöyle konuştu: "27 üyeyle başlayan süreç bugün 1300'ü aşkın üyeye ulaştı. Burada önemli olan üye sayısı da değil aslında. Biz burada nitelikli savunma ekosistemini güçlendirecek bir yapıyı kurma hedefiyle hareket ettik. 30'u aşkın üniversite SAHA bünyesinde yer aldı. Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmesi haline geldi. Ve bugün SAHA 2026'da bunun sonuçlarını görüyoruz. İlk fuarımız 10 bin metrekareydi. Şu an fuar 100 bin metrekare alana yerleşik. Bu fuarda stant almak için sırada olan 200 firma vardı Türkiye'den, daha da büyük olabilirdi. Ürünlerdeki derinlik, çeşitlilik açısından Türkiye gerçekten çok farklı bir noktaya geldi."
"BU SENE SAHA'DA 8 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT SÖZLEŞMESİ İMZALANDI"
SAHA 2026'nın özellikle büyük firmalarla KOBİ'leri aynı ekosistem içinde konumlandırmasına dikkati çeken Haluk Bayraktar, "Burada şöyle bir mantık var. Ana yüklenici firmalarla onların tedarikçi ekosistemini birbirlerine yakın konumluyoruz. Ana koridorlarımız var. Yeşil Hat boyunca ana firmalar, Turkuaz Hat boyunca onların tedarikçileri yer alıyor. Bir ziyaretçi geldiği zaman ana firmayı değil, bütün ekosistemi görmüş oluyor. Bu bizim için çok önemli." dedi.

Fuara Türkiye'nin yanı sıra uluslararası katılımcıların da büyük ilgi gösterdiğini ifade eden Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:
"SAHA 2026'ya Avrupa'dan, Amerika'dan, Asya'dan, Orta Doğu'dan, Afrika'dan çok yoğun katılım vardı. Özellikle yurt dışı heyetlerinden çok büyük övgüler aldık. Bu sefer artık çok açık bir şekilde Türkiye'nin savunma sanayisinde geldiği seviyenin farklı görüldüğünü fark ettim. Hatta şöyle deniyor, coğrafyamıza baktığınız zaman Çin'den sonra batıya doğru geldiğinizde en derinlemesine, en güçlü ekosistem artık Türkiye'de kurulmuş durumda. Bu da bizler için gurur verici.
Bu sene fuara Avrupa ve Amerika kıtasından daha yoğun bir ilgi vardı. 17 panel düzenledik, uzayla ilgili 4 panel daha yapıldı. NATO İnovasyon Fonu'nun en üst düzey yöneticileri geldi. Kanada'dan bakan yardımcısı katıldı. Avrupa’dan bakan seviyesinde katılımcılar vardı. Türkiye'nin NATO ülkeleriyle savunma alanındaki işbirliği süreçlerinin artırılması yönünde yoğun faaliyetler yürütülüyor. Özellikle Avrupa'da savunma sanayisi fonlarının kurulmaya başladığını görüyoruz. Daha önce savunma sanayisine yatırım yapmak istemeyen fonlar şimdi bu alana yöneliyor."
Fuarda oluşan ekonomik büyüklüğe de işaret eden Bayraktar, sözlerini söyle sürdürdü: "SAHA'da ziyaretçi sayısı olarak 150 bini hedeflemiştik. Cumartesi halk günü ve son günü. Şu an itibarıyla ziyaretçi sayısı 120 bin kişiyi aşmış durumda. 196'yı aşkın imza töreni burada gerçekleşti. Geçtiğimiz SAHA fuarında toplam 6,3 milyar dolarlık sözleşmeye imza atılmıştı 2024 yılında. 6,3 milyar doların 4,2'si ihracat odaklıydı. Bu sene sahada 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi imzalandı. Bu muazzam bir başarı. Özellikle burada ARCA firmasına özel yer vermek gerekiyor. 8 milyar dolarlık sözleşmenin 4,3 milyar doları ARCA firmasının imzaladığı sözleşmeler. Yine Baykar olarak da KIZILELMA'nın ilk ihracat sözleşmesini imzaladık. Bu da tarihi öneme sahip."
Fuarda sergilenen sistemlerin önemli bölümünün konsept aşamasını geçmiş, sahada kendini kanıtlamış ürünlerden oluştuğunu vurgulayan Bayraktar, "Biz SAHA olarak prototip aşamasındaki ürünlerden ziyade sahada kendini ispatlamış ürünlere önem veriyoruz. Örneğin, Baykar'da gördüğünüz platformların tamamı uçuş testlerini gerçekleştirmiş, uçan platformlar. Firmalarımızın sahaya çıkan ürünlerle burada yer almasını tercih ediyoruz."
"BAYRAKTAR TB2 MOTORU İÇİN SERİ ÜRETİM HATTINI KURUYORUZ, YILDA BİNLERCE ÜRETECEĞİZ"
Türkiye'nin geçmişte yaşadığı ambargoların bugün yerli çözümleri hızlandırdığını ifade eden Haluk Bayraktar, savunma sanayisinde artık refleks geliştirebilen güçlü bir altyapı oluştuğunu söyledi.

Bayraktar, Türkiye'nin eğer belli teknolojileri tedarik etmesinde engellerle karşılaşıyorsa artık bunları kendi altyapısıyla geliştirebilecek seviyeye geldiğine işaret ederek, "Biz bunu çok yaşadık. Azerbaycan Tek Vatan Harekatı sırasında kamera tedarikinde sorun yaşandı. Hemen ASELSAN'ın milli çözümü devreye girdi. O çözüm bugün dünyanın onlarca ülkesine ihraç ediliyor. Data linklerde sorun yaşıyorduk, bugün SATCOM'dan görüş hattı data linklerine kadar her şey milli olarak yapılıyor. Sıkıntı yaşandığı zaman Türkiye çok hızlı çözüm üretir hale geldi." diye konuştu.
Motor teknolojilerinde de önemli bir aşamaya gelindiğini anlatan Bayraktar, şöyle konuştu: "Bayraktar TB-3'ün turbo dizel motoru TEİ tarafından geliştiriliyor. Bayraktar TB2'nin motorunu ilk yıllarda yurt dışından alıyorduk, şimdi o motoru yerli yapıyoruz. Seri üretim hattını kuruyoruz, yılda binlerce üreteceğiz. Motorumuzu test ettik, kalifiye ettik. Yine turbofan motorların da hem TEI bünyesinde çalışmaları sürüyor hem Baykar olarak biz kendi öz kaynaklarımızla motor geliştirme faaliyetleri yürütüyoruz. Tabii ki kat edecek yolumuz var ama biz bunu yapabileceğimizi biliyoruz. Artık o özgüvene sahibiz."
Türkiye'de savunma sanayisine yönelik toplumsal sahiplenmenin dünyada benzeri az görülen bir seviyede olduğunu söyleyen Bayraktar, TEKNOFEST'in de bu kültürü büyüttüğünü ifade etti.
Bayraktar, "Türk milleti, savunma sanayisiyle gurur duyuyor. Burada yer almaktan dolayı gurur duyuyor. Bunun herhangi bir parçasını yapmaktan dolayı da gurur duyuyor. TEKNOFEST'e 1,5 milyon öğrenci başvuruyor. Takımlar kuruyor, projeler geliştiriyor. Start-uplar ortaya çıkıyor. Bu da ekosistemi inanılmaz hızlandırıyor." dedi.
BAYRAKTAR KIZILELMA'NIN TESLİMATI İÇİN GERİ SAYIM
Haluk Bayraktar, fuarın en dikkati çeken başlıklarından biri olan Bayraktar KIZILELMA'ya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Bayraktar KIZILELMA, 25 yıllık serüveninde insansız hava aracı teknolojisindeki en son nokta. Şu an için motoru dışında uçağın tüm sistemleri milli olarak geliştirildi. Aviyonik sistemleri, haberleşme teknolojileri, yakıt sistemleri, iniş sistemleri, yapısal bileşenleri, fren balatasına kadar milli bir sistemden bahsediyoruz. İlk uçuşunu 2022 aralık ayında yaptı ve o günden bu yana sürekli uçuş testleri gerçekleştiriliyor. Şu anda seri imalata başladık. Bu sene içerisinde ilk seri teslimatları gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.
ASELSAN tarafından geliştirilen AESA radarı ve TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilen hava-hava füzeleriyle birlikte dünyada ilk kez bir insansız savaş uçağından hava-hava hedefi vuruldu. Bunu başaran ilk sistem KIZILELMA oldu. Şu an kendi sınıfında insansız savaş uçakları teknolojisinde en ileri seviyedeki platform KIZILELMA."
KIZILELMA'nın Endonezya ile imzalanan ilk ihracat sözleşmesine ilişkin de bilgi veren Bayraktar, şöyle konuştu: "Biz aslında Bayraktar KIZILELMA'yı çok fazla pazarlamıyoruz. Önceliğimiz ülkemizin ihtiyaçlarıydı ama Endonezya başta olmak üzere çok yoğun talep vardı. Endonezya, yaklaşık 1 yıldır bu sözleşmeyi imzalamak istiyordu. Biz biraz daha ürün tüm test aşamalarından geçsin, ilk teslimatlar ülkemizde yapılsın diye bekletiyorduk. Şimdi ilk 12 adetlik Bayraktar KIZILELMA ihracat sözleşmesini imzaladık. İlk teslimatların 2028 yılında başlamasını hedefliyoruz."
Bayraktar, kendi ihracatlarında elde ettikleri gelirlerle AR-GE ve yatırım faaliyetlerini sürdürdüklerini belirterek, "Baykar olarak bir yandan hem Selçuk Bayraktar'ın liderliğinde Fergani'nin uzay alanındaki yatırımları yoğun bir şekilde devam ederken bir yandan motor geliştirme, piston motor tarafında seri ürünleri yaptık." dedi.
Bayraktar TB2'nin motorunun hazır olduğuna dikkati çeken Bayraktar, "Burada gördüğünüz dolanan mühimmatların motorları ve piston motorlar tamamen geliştirilmiş durumda. Bir yandan da turbofan motor yatırımları yoğun bir şekilde devam ediyor. Aynı zamanda dolanan mühimmatlara yönelik yatırımlar da gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.
Bayraktar, dolanan mühimmatların daha düşük maliyetli ve çok daha yüksek adetli üretilmesi gereken yapılar olduğunu belirterek, bu mühimmatların on binler seviyesinde düşük maliyetli seri imalat mantığıyla üretilmesi gerektiğini söyledi.
"BAYKAR, DOLANAN MÜHİMMATLARIN TAMAMININ MOTORUNU KENDİSİ YAPIYOR"
Fuarda bir İtalyan firmasıyla robotik hat anlaşması yaptıklarını anlatan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık robotların orada yer alması gerekiyor, daha standardize ve daha hızlı bir şekilde üretim yapmak için ve diğer önemli konu da dolanan mühimmatlarda çok yüksek adette üretim yapmanız için çok sağlam bir tedarik zinciri de kurmanız gerekiyor. Hem düşük maliyetli hem de sağlam bir tedarik zinciri kurulması gerekiyor.
Motorundan elektroniğine her bileşeniyle en ufak bir tanesi aksasa o yüksek adetlere ulaşamazsınız. O yüzden Baykar, burada gördüğünüz dolanan mühimmatların tamamının motorunu kendisi yapıyor. Bayraktar TB2'de böyle değildi denklem. Onda adetler 10'lar, 100'ler olduğu için tedarik edilebiliyordu. Alternatif tedarikçilerden alınabiliyordu ama yine de Bayraktar TB2'nin üretimi artınca onun motorunu da yerli yaptık. Dolanan mühimmatta başlangıçtan itibaren biz yapıyoruz. Yüksek adet üretmek istiyorsanız her şeyini yapmak durumundasınız."
Bayraktar, son dönemde dolanan mühimmatların ve FPV dronların kullanımının arttığına işaret ederek, "Bunlarla bizim geliştirdiğimiz ana sistemlerin de entegre şekilde kullanım konseptlerini düşündüğünüzde her birine ihtiyaç olduğunu görüyorsunuz yani bir kısmına çok fazla adet ihtiyaç var. Bayraktar TB2, TB3 ve AKINCI gibi platformlar, dolanan mühimmatlarla entegre kullanılabilir. Aslında kullanım alanlarının ve senaryolarının çok daha fazlalaştığını biz tespit ettik. Bundan dolayı bu alana da girdik." ifadelerini kullandı.
HEDİYE İLE BAŞLADI, 17 ÜLKEYE İHRACATA DÖNÜŞTÜ
SKYDAGGER'ın Baykar girişimi olduğunu belirten Bayraktar, "Dedik ki FPV dronlar çok yaygın, Bayraktar TB2 verdiğimiz ülkelere FPV hediye ettik. FPV'lerin mühimmatı dahi yok. Sonra baktık ki inanılmaz talepler geliyor. 2 yıl önce kurduğumuz SKYDAGGER bugün dünyanın 17 ülkesine bu teknolojileri ihraç eder hale geldi. Aynı zamanda yapay zeka teknolojisi ile birlikte bu platformlar, kendi kendine karar alabilir seviyeye geliyor. Bu söylediğim şey sahada ispatlı. Kullanım halinde olan bir teknoloji. Küresel konumlama sistemi GPS olmadığı durumlarda ya da GPS'lerin karıştırıldığı durumlarda dahi kamerasıyla yeryüzüne bakarak kendi pozisyonunu bulabiliyor. Yapay zeka teknolojisinin getirdiği bir kabiliyet bu." diye konuştu.
Yapay zeka ve haberleşmeyle birlikte sistemlerin sürü kullanım konseptiyle de hareket edebildiğini anlatan Bayraktar, bunun da maliyet etkin görev yapmaya imkan tanıdığını söyledi.
Bayraktar, SKYDAGGER'ın havadaki hedeflere yönelik "AVCI" isimli dron önleyiciyi ortaya çıkardığını belirterek, "Başarılı bir şekilde test aşamaları tamamlandı. Şu an seri hattı kuruldu ve seri üretime girdi. Yine TOYCA isimli bir uçak. Belki basit görünüyor ama tam otonom uçuş kabiliyetlerine sahip. İnanılmaz düşük maliyetli." dedi.
Ukrayna'da kullanılan dron önleyicilerin manuel çalıştığına dikkati çeken Bayraktar, kendilerinin bu ürünleri terminal fazda hedefe kitlenen yapıda imal ettiklerini ve kalkıştan itibaren tam otonom hale getirmek istediklerini vurguladı.
"İSTANBUL'DA BÜYÜK BİR DRON PARKI KURMAK İSTİYORUZ"
Bayraktar, SAHA 2026'dan elde edilen karın tamamıyla 81 ilde dron ve eğitim merkezi kurma hedefini ortaya koyduklarını söyledi.
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanımızla konuştuk. KKTC'yi de buna ekleme kararı aldık." diyen Bayraktar, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla 81 il artı KKTC oldu. Burada hedefimiz, aslında gençlerimizin dron uçurmayı ve üretmeyi öğrenmesi. Buna yönelik çalışmalara başladık. Türkiye'nin her ilinde milli teknoloji atölyesi var. Yine meslek liselerimiz var. Nihai plan için şu an çalışıyoruz. Tam henüz bitmiş değil. Aynı zamanda İstanbul'da herkesin kendi dronunu yapabileceği atölyelerin ve eğitimlerin olduğu, testlerin ve yarışmaların yapıldığı büyük bir dron parkı kurmak istiyoruz. İstanbul'da halka açık, gençlerin, çocukların gelebileceği bir dron parkı kurmak istiyoruz."
Türkiye'nin teknolojik açıdan egemen olması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bunun sadece savunma teknolojilerinde değil sağlık, enerji ve telekom teknolojisi gibi alanlar için de geçerli olduğunu söyledi.
Bayraktar, "Savunma alanı bu işin bence Türkiye'de lokomotifi oldu. Derinlemesine bir sektör nasıl milli olarak gelişir, kalkınır, ülkeyi kalkındırır, bunun bir örneği oldu. Türkiye, sadece kendisi için değil dünyaya da bunu ihraç eder noktaya geldi ve belli alanda en iyisini de ortaya koyar hale geldi. Dolayısıyla teknolojik egemenlik olmazsa olmaz. Biz, güçlü bir Türkiye olacaksak, böylesine zor bir coğrafyada geleceğimizi koruyacaksak bunu ancak teknolojik egemenlikle sağlayabiliriz." ifadelerini kullandı.