Bakan Şimşek: İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük şok
Bakan Mehmet Şimşek, İran savaşıyla küresel ekonomi derinden etkilendi. Savaş nedeniyle ekonomide yaşanan şok, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan en büyük şok oldu. Şimşek, tedarik zincirinin normale dönmesi aylar alacak dedi.
- Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşı nedeniyle küresel ekonominin derinden etkilendiğini ve bu durumun İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük şok olduğunu belirtti. Tedarik zincirinin normale dönmesinin aylar alacağını ifade etti.
- - Şimşek, küresel enflasyon beklentilerinin yükseldiğini ve Türkiye'nin bu şokları yönetme kabiliyetinin güçlü olduğunu vurguladı. Eşelmobil sistemi sayesinde mazot ve benzin fiyatlarının daha yüksek seviyelere çıkmasının önlendiğini söyledi.
- - Bakan, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans sergilediğini ve rezerv yeterliliğinin geçmişe göre daha güçlü olduğunu belirtti. Ayrıca, döviz talebinin geçen yıla göre daha sınırlı kaldığını ifade etti.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İran savaşıyla ilgili olarak küresel ekonomi derinden etkilendiğini söyledi. Şimşek, savaş nedeniyle ekonomide yaşanan şok, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük şok oldu. Tedarik zincirinin normale dönmesi aylar alacak. Savaş üretim maliyetini artırdı. Küresel enflasyon beklentisinin yükselmesiyle karşı karşıyayız ifadesini kullandı.
Bakan Şimşek, enflasyon beklentilerine yönelik yaptığı değerlendirmede ise, "Dünyada olanlardan bağımsız değiliz ama şokları yönetmekte iyiyiz, enflasyon beklentilerinde yıl sonu için biraz bozulma görüyoruz" dedi.
"EŞEL MOBİL OLMASA MAZOT 103 TL OLACAKTI"
Şimşek "Kriz döneminde Türkiye gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans ortaya koydu, bu proaktif yaklaşımın bir yansımasıdır. Eşelmobil sistemini uygulamaya koymasaydık, mazotun litresi 103 lira, benzinin litresi 78 lira olacaktı. Türkiye'ye şokları yönetme kabiliyetini çok güçlü bir şekilde tekrar ortaya koymuştur."
Bakan Şimşek'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, son dönemde küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Özellikle İran-ABD-İsrail hattında yaşanan gerilim ve ardından gelen ateşkes sürecinin, küresel ekonomik dengelerde önemli kırılmalara yol açtığını belirten Şimşek, mevcut tablonun hem enflasyon hem de büyüme açısından riskler barındırdığını vurguladı.
KÜRESEL EKONOMİDE “EN BÜYÜK ŞOK” VURGUSU
Programda ilk olarak söz alan Safa Gümüş, savaşın ardından dünya genelinde enerji krizinin daha yoğun tartışıldığını, merkez bankalarının para politikaları ile maliye politikalarının yeniden gözden geçirildiği bir sürece girildiğini ifade etti. Gümüş, yaşanan gelişmelerin küresel büyümeyi yavaşlattığını, bazı ülkelerde stagflasyon riskini artırdığını, tedarik zincirlerinde ise ciddi aksaklıklar yarattığını dile getirdi.
Bu çerçevede değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan gelişmeleri arz yönlü etkiler açısından tarihsel bir çerçeveye oturttu. Şimşek, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı’nın değerlendirmesine atıf yaparak, mevcut sürecin İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en büyük şoklardan biri olarak görülebileceğini ifade etti.
HÜRMÜZ BOĞAZI VURGUSU VE TEDARİK ZİNCİRİ ETKİSİ
Şimşek, savaşın yaşandığı bölgenin stratejik önemine dikkat çekerek, özellikle Hürmüz Boğazı’nın enerji ve temel hammaddeler açısından kritik bir tedarik ve üretim merkezi olduğunu söyledi. Bu nedenle yaşanan gelişmelerin küresel ekonomiyi derinden etkilediğini belirtti.
Ateşkesin sağlanmasının olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Şimşek, buna rağmen tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmaların kısa sürede giderilemeyeceğini vurguladı. Ürün bazında farklılıklar göstermekle birlikte, kriz öncesi seviyelere dönüşün en iyimser senaryoda dahi aylar sürebileceğini dile getirdi.
ENFLASYON VE BÜYÜME ÜZERİNDEKİ BASKI
Bakan Şimşek’e göre küresel ekonomiye etkiler birkaç temel kanal üzerinden gerçekleşiyor. Bunların başında ise artan maliyetler nedeniyle yükselen enflasyon beklentileri geliyor. Hammadde ve enerji fiyatlarındaki artışın küresel enflasyonu yukarı yönlü baskıladığını belirten Şimşek, bu durumun finansal koşulların sıkılaşmasına yol açtığını ifade etti.
Enerji fiyatlarındaki artışın aynı zamanda ülkelerin harcanabilir gelirlerini azalttığını belirten Şimşek, bunun da ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu söyledi. Bu etkinin, birçok ekonomi için dolaylı bir vergi etkisi yarattığını kaydetti.
RİSK İŞTAHI AZALIYOR, FON AKIMLARI ZAYIFLIYOR
Şimşek, artan enflasyon ve sıkılaşan finansal koşulların küresel risk iştahını düşürdüğünü, bunun da özellikle gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını tetiklediğini ifade etti. Bu süreçte doların güçlenmesinin de dikkat çeken bir unsur olduğunu belirtti.
STAGFLASYON VE RESESYON UYARISI
Mevcut şokun kalıcı hale gelmesi halinde daha ciddi sonuçların ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Şimşek, petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının küresel ekonomi üzerinde belirleyici olacağını söyledi. Bu senaryoda büyümede düşüş ve enflasyonda artışın birlikte görülebileceğini ifade eden Şimşek, bunun stagflasyon riskini artırabileceğini dile getirdi.
TÜRKİYE ŞOKLARA KARŞI NASIL POZİSYON ALDI
Bakan Şimşek ayrıca, sürecin uzaması durumunda küresel ölçekte bir resesyon ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Şimşek, küresel jeopolitik gerilimlerin Türkiye ekonomisine etkilerini sınırlamak amacıyla atılan adımları detaylandırdı. Şimşek, özellikle savaş kaynaklı şoklara karşı geliştirilen politikaların merkezinde piyasaların kesintisiz ve sağlıklı işleyişinin yer aldığını vurguladı.
“ÖNCELİK PİYASALARIN SAĞLIKLI İŞLEYİŞİYDİ”
Şimşek, alınan kararların temel amacının piyasaların istikrarlı çalışmasını sağlamak olduğunu belirterek, son gelişmelerin ardından finansal göstergelerde hızlı bir toparlanma görüldüğüne dikkat çekti. Ateşkes sonrası ikincil piyasada tahvil faizlerinin kısa sürede 150-200 baz puan gerilediğini ifade eden Şimşek, Türkiye’nin risk primini gösteren CDS’lerin de 250’nin altına düştüğünü söyledi.
TÜRKİYE’NİN PERFORMANSI GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİN ÜZERİNDE
Küresel piyasalardaki dalgalanmaya rağmen Türkiye’nin görece daha dirençli bir performans sergilediğini dile getiren Şimşek, bazı ülkelerle karşılaştırmalı örnekler verdi. Güney Kore ve Endonezya gibi ülkelerde borsaların yaklaşık yüzde 10 değer kaybettiğini belirten Şimşek, Türkiye’de ise bu oranın kriz öncesine kıyasla yüzde 0,6 seviyesinde kaldığını ifade etti. Bu tabloyu, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans ortaya koyduğunun göstergesi olarak değerlendirdi.
“PROAKTİF YAKLAŞIM ETKİLİ OLDU”
Türkiye’nin hem önemli bir petrol ithalatçısı olduğunu hem de çatışma bölgesine coğrafi olarak yakın bulunduğunu hatırlatan Şimşek, buna rağmen etkilerin sınırlı kalmasını proaktif politikalara bağladı. Önceki Körfez krizleriyle karşılaştırıldığında, bu dönemde kur oynaklığı, piyasa tepkileri ve reel sektör algısının daha kontrollü seyrettiğini belirtti.
DRAMATİK TEDBİRLER YERİNE DENGELİ POLİTİKALAR
Şimşek, bazı ülkelerin kriz karşısında kamu çalışanlarını evden çalışmaya yönlendirdiğini, üniversiteleri kapattığını ve ulaşımda kısıtlamalara gittiğini hatırlatarak, Türkiye’nin bu tür sert önlemlere ihtiyaç duymadığını ifade etti. Türkiye’de ne hammadde temininde ne de aşırı fiyat artışlarında ciddi bir sorun yaşanmadığını vurguladı.
“EKONOMİK TAMPONLAR DİRENCİ ARTIRIYOR”
Ekonomik dayanıklılığın temelinde önceden oluşturulan yapısal unsurların bulunduğunu söyleyen Şimşek, rezervler, bütçe dengesi ve dış açık gibi alanlarda oluşturulan “tamponların” önemine dikkat çekti. Bu unsurların zamanında güçlendirilmesinin, dış şoklara karşı direnci artırdığını ifade etti.
Bu durumu bağışıklık sistemi benzetmesiyle açıklayan Şimşek, “Normal zamanda yapılan yatırımlar, kriz anında ekonominin daha güçlü tepki vermesini sağlar” değerlendirmesinde bulundu.
KURUMLAR EŞGÜDÜM İÇİNDE HAREKET ETTİ
Şimşek, süreçte finansal piyasalara yönelik çeşitli tedbirlerin hayata geçirildiğini belirterek, Borsa İstanbul, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın koordineli şekilde hareket ettiğini söyledi. Alınan önlemlerin temel amacının piyasa işleyişini korumak ve şokun etkilerini sınırlamak olduğunu vurguladı.
“TÜRKİYE ŞOK YÖNETİMİNDE GÜÇLÜ BİR PERFORMANS SERGİLEDİ”
Sonuç olarak Türkiye’nin mevcut krizi yönetme kapasitesinin güçlü bir şekilde ortaya konduğunu ifade eden Şimşek, uygulanan politikaların etkisiyle ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını koruduğunu dile getirdi.
“REZERV YETERLİLİĞİNDE GEÇMİŞE GÖRE DAHA İYİ NOKTADAYIZ”
Türkiye’nin yaklaşık 162 milyar dolarlık rezerve sahip olduğunu belirten Şimşek, rezerv yeterliliği açısından geçmiş dönemlere kıyasla daha güçlü bir konumda olunduğunu söyledi. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tanımladığı rezerv yeterliliği kriterlerine de değinen Şimşek, bu ölçütlere yakın bir seviyeye gelindiğini, hatta geçmiş ortalamaların belirgin şekilde üzerine çıkıldığını vurguladı.
Rezervlerde herhangi bir sorun bulunmadığını dile getiren Şimşek, swap hariç net rezervlerin de pozitif olduğunu ifade ederek, “Rezervlerimiz güçlü” değerlendirmesinde bulundu.
“FON AKIŞI YENİDEN GÜÇLÜ ŞEKİLDE BAŞLADI”
Küresel gelişmelerin Türkiye kaynaklı olmadığını vurgulayan Şimşek, bu nedenle sermaye hareketlerinin yön değiştirmesinin geçici olduğunu belirtti. Türkiye’nin sağlam makroekonomik temellere sahip olduğunu ve uygulanan politikaların sağlıklı bir çerçevede ilerlediğini söyleyen Şimşek, bu durumun yatırımcı güvenini desteklediğini ifade etti.
Şimşek, fon akışının yeniden Türkiye’ye yöneldiğine dikkat çekerek, özellikle son günlerde güçlü bir girişin başladığını dile getirdi.
KISA VADELİ SERMAYEYE SINIRLAYICI YAKLAŞIM
Sermaye akımlarının yönetiminin küresel ölçekte zorlu bir alan olduğuna işaret eden Şimşek, Türkiye’nin bu konuda seçici bir yaklaşım benimsediğini söyledi. Özellikle kısa vadeli sermaye girişlerine yönelik önlemler alındığını belirten Şimşek, bu tür akımların maliyetini artırmaya dönük adımların devreye alındığını ifade etti.
Bu kapsamda Merkez Bankası’nın swap işlemleri başta olmak üzere bazı araçlarla kısa vadeli fon girişlerini daha maliyetli hale getirdiğini aktaran Şimşek, Türkiye’nin 1989’dan bu yana sermaye hareketlerinde liberal bir rejime sahip olduğunu da hatırlattı.
REZERVLERDE GERİLEME: “ALTIN FİYATLARININ ETKİSİ BÜYÜK”
Şimşek, son dönemde rezervlerde yaşanan düşüşe de değinerek, zirve seviyelere kıyasla yaklaşık 48,7 milyar dolarlık bir gerileme olduğunu belirtti. Ancak bu düşüşün önemli bir bölümünün altın fiyatlarındaki değişimden kaynaklandığını vurguladı.
Rezervlerdeki düşüşün dörtte birinden fazlasının altın fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklandığını ifade eden Şimşek, bu etkinin dışarıda bırakılması halinde tablonun daha sınırlı bir düşüşe işaret ettiğini söyledi.
DÖVİZ TALEBİ GEÇEN YILA GÖRE DAHA SINIRLI
Şimşek, yaşanan büyük şoka rağmen döviz talebinin geçen yıla kıyasla daha düşük seviyede kaldığını belirtti. Bu durumun hem yurt dışı yerleşikler hem şirketler hem de hane halkı açısından geçerli olduğunu ifade etti.
Bu tabloyu “cesaret verici” olarak nitelendiren Şimşek, bunun uygulanan ekonomik programın sonuç verdiğini ve piyasalarda güvenin arttığını gösterdiğini söyledi.
“REZERVLER HIZLA ESKİ SEVİYELERE DÖNER”
Şimşek, piyasa aktörlerinin yaşanan şoku geçici olarak değerlendirdiğini belirterek, ateşkes sürecinin devam etmesi halinde rezervlerin kısa sürede yeniden eski seviyelerine ulaşabileceğini ifade etti. Bu beklentinin, Türkiye’nin ekonomik programına duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu sözlerine ekledi.
-
Kokucu 27 dakika önce Şikayet EtYorumlara bakıyorum da sanki bu fiyat artışları yalnız Türkiye de size Yunanistan’daki bugünkü akaryakıt fiyatlarını yazıyorum benzin2.10-2.25 dizel2.10 -2.20 LPG 1.30-1.35 arası kıyaslamayı size bırakıyorum.Beğen Toplam 1 beğeni
-
Misafir 41 dakika önce Şikayet Etbu fiyatlar geçici çoğu düşecek birde üstüne zam alırsak hal kanunu tam olarak devreye girdiğinde ben böyle oynaklıklar beklemiyorum kira fiyatlarıda düşüş eğlimine girdi Hatay'da 5 bin ila 12 bin arası Kayseri'de 15 ila 25 arası evler çğaldıkça düşüş sürecek inşallahBeğen Toplam 1 beğeni
-
Uğur 43 dakika önce Şikayet EtTürkiye de her hangi market fiyatlarını %15 de fazla kar yapıyorsa , bir mağaza bedeli ceza üztüne de yapay kamera ile sürekli oyomatik ceza verilmeli yoksa , dum dumBeğen
-
Ankaralı 44 dakika önce Şikayet EtSavaş sadece motorini mi etkiliyo benzin ile gaz başka bi yerden mi geliyor enflasyon düşük çıksın istiyosunuz hep motorine yükleniyosunuz bu ülkede taşımacılıktan tutun sanayiye kadar her şey motorinle çalışıyor biraz insaf edinBeğen Toplam 3 beğeni
-
Uğur 46 dakika önce Şikayet EtDünya nın en büyük petrol şirketi Total yıllık kar 20 milyar avro kar diyorum yani THY 10 kat büyük şirket mazotu 2,60 avroya /litre satıyor ...Beğen Toplam 2 beğeni