Körfez’de milyarlarca dolarlık yatırım risk altında: Türkiye güvenli yatırım üssü olabilir
ABD-İran gerilimi, Orta Doğu’daki yatırım dengelerini sarstı. Uzmanlar, körfezin milyarlarca dolarlık yatırımının risk altında olduğunu belirterek, Türkiye’nin yatırım açısından bölgenin güvenli ve stratejik merkezi olduğunu söylüyor.
- HABER7-ÖZEL
ABD ve İsrail’in İran’a saldırması ve sonrasında İran’ın karşı hamlesiyle devam eden süreçte tırmanan askeri ve diplomatik gerilim, Orta Doğu’nun ekonomik dengelerini sarstı.
Uzmanlara göre; artan jeopolitik riskler, Körfez ülkelerinin yatırım planlarını gözden geçirmesine neden olurken Türkiye; enerji koridoru, lojistik merkez ve güvenli yatırım platformu olarak bölgedeki stratejik konumunu güçlendiriyor.
Savaş ortamı Orta Doğu ekonomilerini sarsarken, Körfez ülkelerinin denizaşırı yatırım planlarını da yeniden şekillendirebilir. Uzmanlara göre, körfezin milyarlarca dolarlık yatırımı risk altında. Bölgedeki istikrarsızlığın artması, son yıllarda sermaye ihtiyacını karşılamak için Körfez ülkelerine yönelen Afrika ekonomilerine yönelik milyarlarca dolarlık yatırım taahhüdünün askıya alınmasına veya iptal edilmesine yol açabilir.
"BÜYÜK ÖLÇEKLİ YATIRIMLARI SEKTEYE UĞRATABİLİR"
Uzmanlar, İran ile ABD arasındaki gerilimin sıcak bir çatışmaya dönüşmesi halinde Körfez ülkelerinin savunma harcamalarını artırmak zorunda kalabileceğini ve bunun mali öncelikleri değiştirebileceğini belirtiyor. Bu durumun, enerji, altyapı ve teknoloji gibi sektörlerde Afrika’ya yönelmesi beklenen büyük ölçekli yatırımları sekteye uğratabileceği ifade ediliyor.
Milletlerarası Eğitim, Teknoloji ve Ar-Ge Merkezi-METAM Genel Başkanı Enes Güneyli, Haber7’ye, Körfez’deki sermayenin değişen yönünü ve Türkiye’nin stratejik rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“YATIRIM AĞLARININ ZARAR GÖRMESİ AFRİKA’DA BORÇ KRİZLERİNİ DERİNLEŞTİREBİLİR”
Güneyli, ABD ve İran arasındaki 2026’nın başından itibaren tırmanan askeri ve diplomatik gerilim, Orta Doğu’nun ekonomik dengelerini sarsarken, özellikle Körfez sermayesinin denizaşırı ve Afrika stratejilerinde köklü değişimlere yol açtığını söyledi.

Güneyli, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin, yalnızca bir bölgesel çatışma değil; finansal bağlar üzerinden Afrika'nın kalkınma hedeflerini felç edebilecek bir domino etkisine sahip olduğuna vurgu yaparak, yatırım ağlarının zarar görmesinin Afrika'da borç krizlerini derinleştirebileceğine işaret etti.
“TÜRKİYE, DİPLOMATİK VE EKONOMİK BİR DENGE NOKTASI”
Güneyli, Türkiye ile ilgili olarak da şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye açısından bu süreç; tarafsızlığını koruyarak hem Körfez sermayesi için güvenli bir yatırım platformu sunmayı hem de Afrika'da ekonomik boşlukları dolduran "üçüncü bir yol" inşa etmeyi zorunlu kılıyor.
Bölgesel istikrarsızlık, sermayenin yönünü "riskli uzak coğrafyalardan" "güvenli yakın coğrafyalara" çevireceği için Türkiye, 2026 yılı boyunca diplomatik ve ekonomik bir denge noktası olma rolünü pekiştirecek.
Türkiye, bu krizde hem bir enerji koridoru hem de güvenli bir yatırım ve lojistik üssü olarak kritik bir konuma sahip.”

Enes Güneyli, yaşanan gelişmeleri; Türkiye merkezli bir perspektifle, "dengeleyici aktör" ve "bölgesel ekonomik entegrasyon" ekseninde şu başlıklarla analiz etti.
KÖRFEZ ÜLKELERİNİN YATIRIM PLANLARINDA "STRATEJİK SAVUNMA" DÖNEMİ
Güneyli, Körfez ülkelerinin (Suudi Arabistan, BAE, Katar), son yıllarda petrole bağımlılığı azaltmak için "Vizyon 2030" gibi projelerle küresel bir yatırım devine dönüştüğünü belirtirken, artan gerilimin bu ülkeleri iki temel zorlukla karşı karşıya bıraktığını ifade ederek bu zorlukları şöyle sıraladı:”
Asimetrik maliyetler ve savunma harcamaları: 2026 yılındaki füze ve İHA saldırıları, Körfez ülkelerinin bütçe önceliklerini değiştirmesine neden oldu. Yatırımlar, sivil projelerden hava savunma sistemlerine ve kritik enerji altyapısının korunmasına kayıyor.
Hürmüz Boğazı ve enerji güvenliği: Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapanma tehdidi, bölge ülkelerinin gelirlerini doğrudan tehdit ediyor. Bu risk, Körfez ülkelerini yatırım sermayesini "evde tutmaya" veya daha güvenli limanlara kaydırmaya zorluyor.

AFRİKA YATIRIMLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Güneyli, Afrika ülkelerinin özellikle 2026 yılında ödemeleri gereken 90 milyar dolarlık rekor dış borç nedeniyle Körfez sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, bölgedeki istikrarsızlığın Afrika üzerindeki olası etkilerini şöyle sıraladı:
-
Taahhütlerin ertelenmesi: Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın Afrika'daki madencilik (özellikle lityum ve nadir toprak elementleri) ve tarım projeleri, "mücbir sebep" veya "risk değerlendirmesi" nedeniyle askıya alınma riskiyle karşı karşıya.
-
Kritik maden stratejisi: Körfez sermayesi, Afrika yatırımlarını tamamen iptal etmek yerine, Batı (özellikle ABD) ile ortak girişimlere (Joint Venture) dönüştürerek riskini paylaşma eğilimindedir. Örneğin, Suudi Arabistan'ın Afrika'daki maden arama projelerini ABD'li teknoloji ortaklarıyla sürdürmesi, jeopolitik bir kalkan oluşturma çabası.
-
Sosyal etki: Körfez ülkelerinde çalışan milyonlarca Afrikalı işçinin gönderdiği dövizlerin azalması, Etiyopya, Mısır ve Sudan gibi ülkelerde ekonomik daralmayı tetikleyebilir.
TÜRKİYE AÇISINDAN STATEJİK FIRSATLAR
Enes Güneyli, artan jeopolitik gerilimin Türkiye açısından bazı stratejik fırsat alanları da oluşturduğunu belirterek bu başlıkları şöyle sıraladı:
-
Lojistik ve tedarik: Hürmüz Boğazı’nda riskin artması, Türkiye üzerinden geçen ‘Hazar Geçişli Orta Koridor’ ve ‘Kalkınma Yolu’ gibi projelerin stratejik önemini daha da yükseltiyor.
-
Enerji güvenliği: Doğu Akdeniz ve Orta Doğu gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması, bölgedeki fiziksel çatışmalardan görece daha az etkilenen alternatif bir enerji rotası sunuyor.
-
Müteahhitlik ve kalkınma: Körfez sermayesinin Afrika’daki projelerden çekilmesi halinde oluşabilecek boşluğu, Türkiye’nin güçlü müteahhitlik sektörü ve Afrika ile giderek derinleşen siyasi ilişkileri doldurabilir.
ABD'nin hedefinde İran petrolünün kalbi var! Küresel kriz yaratabilir