Türkiye ve ABD'de fabrikalar durabilir! Yeni kriz kapıda
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol, "Kritik minerallerde Çin hakimiyeti var. Çin nadir toprak elementlerinde ihracatı kısarsa birçok sektör için üretim tehlikeye girer." dedi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, dünyayı 1970’lerdeki petrol krizine benzer bir tehdidin beklediğine dikkat çekti. Birol’a göre bu kez risk, enerji dönüşümünün bel kemiğini oluşturan kritik minerallerde yoğunlaşıyor.
Bakır, kobalt, lityum, nikel ve manganez gibi stratejik öneme sahip nadir toprak ve kritik minerallerin tedarikinde Çin’in belirleyici bir üstünlüğü bulunduğunu vurgulayan Birol, olası bir ihracat kısıtlamasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. “Çin bugün ‘şu ürünü ya da bu minerali ihraç etmiyorum’ derse, Avrupa’da, Türkiye’de ve Amerika’da çok sayıda fabrikanın üretimi durma noktasına gelebilir. Bu, göz ardı edilmemesi gereken ciddi bir risk” değerlendirmesinde bulundu.

JEPOLİTİK GERİLİMLERİN ETKİSİ AYNI ANDA HİSSEDİLİYOR
Dünya, jeopolitik açıdan alışılmışın dışında ve istisnai bir süreçten geçiyor. Son dönemde enerjiyi derinden etkileyen jeopolitik gelişmeler, adeta koyu bir gölge gibi küresel enerji sektörünün üzerine çökmüş durumda.
Enerji ile jeopolitik tarih boyunca birbirinden hiç kopmadı; petrol ve doğal gaz krizleri bunun en somut örnekleri oldu. Ancak bugün yaşananlar, geçmişten farklı olarak, tüm bu unsurların aynı anda devreye girdiği bir tabloyu ortaya koyuyor. Nefes'ten Şehriban Kıraç'ın haberine göre Birol, Petrol, doğal gaz ve kritik minerallerin tamamında jeopolitik gerilimlerin etkisinin aynı anda hissedildiğini dile getirdi.
Öte yandan dünya siyasal düzeninde köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Uzun yıllardır süregelen ülkeler arası ittifaklar gevşiyor, bazıları çözülürken yerlerine yeni ve farklı iş birlikleri kuruluyor. Bu değişim, jeopolitiğin enerji üzerindeki etkisini her geçen gün daha da artırıyor.
Bu koşullar altında enerji güvenliği, geçmişte hiç olmadığı kadar kritik bir önem kazanmış durumda. Bugün olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da ülkelerin en temel gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek.

FİYATLAR SERT TEPKİ VERİYOR
Küresel petrol piyasaları arzın rahatladığı, talep artışının ise belirgin şekilde yavaşladığı bir döneme girmiş durumda. Özellikle ABD öncülüğündeki büyük üretici ülkelerdeki yüksek üretim, piyasada bolluk yaratıyor. Bu nedenle petrol fiyatları aşağı yönlü bir seyir izliyor ve 80 dolar seviyelerinden 60 dolara kadar gerilemiş durumda. Büyük ölçekli yeni krizler yaşanmadığı sürece 2026’da da bu seviyelere yakın fiyatların görülmesi olası. Dikkat çekici olan ise, jeopolitik gerilimlerin yüksek seyrettiği bir ortamda dahi petrol talebinin zayıf kalması ve fiyatların geçmişin aksine sert tepkiler vermemesi.

PETROLLE İLGİLİ İKİ TANE SENARYO
Şimdi dünyada o kadar fazla belirsizlik var ki. Petrolle ilgili iki tane senaryomuz var. Bir tanesi petrol talebi 2030-2040’a kadar devam edecek. Diğeri de 2030’da belli bir seviyeye gelecek ve orada devam edecek. Ama bunu belirleyecek şey; dünya ulaştırma sektöründeki elektrifikasyon ne kadar olacak? Ulaştırma sektörü, toplam petrol tüketiminin yüzde 45’ini temsil ediyor. Ama kısa dönemde petrol ithal eden ülkeler için rahat bir dönem olacağını söyleyebiliriz.
ELEKTRİK TALEBİ, ENERJİ TALEBİNDEN 6 KAT DAHA HIZLI BÜYÜYECEK
Elektrik talebi ve enerji talebi her zaman için büyüyor. Son yıllarda elektrik talebi toplam enerji talebinden iki misli daha hızlı büyüdü. Gelecek 10 yılda elektrik talebi enerji talebinden 6 misli daha hızlı büyüyecek. Şimdiye kadar görmediğimiz kadar elektrik tüketimi arttı. 2026 ve önümüzdeki yıllarda da çok büyüyecek.
Dünya elektrik çağına giriyor. Elektrik konutta sanayide kullanılıyor ama kullanımın olduğu üç yeni alan devreye girdi. Birincisi yapay zeka kaynaklı veri merkezleri. Bunların 7/24 elektriğe ihtiyacı var. Orta ölçekli bir veri merkezi 100 bin kişilik bir şehir kadar elektrik harcıyor.
Veri merkezleri dünyanın her tarafında mantar gibi artıyor. Yapay zeka konusunda ülkeler arasında muazzam bir rekabet var. Kimin elektriği var, kimin yok? Bu konuda Çin hem Amerika'dan hem Avrupa'dan birkaç adım önde. Hem elektriği ve altyapısı var.
2025’te elektrik talebinin yüzde 85’i yenilenebilir kaynaklardan karşılandı. Ülkeler elektriği nasıl arttırabilirim diye muazzam bir yarışa girdiler. Bu elektrik çağının birinci tetikleyicisi. İkinci tetikleyici klima kullanımının artması. İklim değişikliği oldukça klima kullanımı artacak. Üçüncü ve yeni büyük tetikleyici elektrikli arabalar.
Dünya otomotiv sektörü muazzam bir dönüşüm yaşıyor. Avrupa ve Amerikalı şirketler bundan çok ciddi ekonomik darbeler alıyor. AB ülkeleri yıllarca en büyük araba üreticileriydi. 2024 itibarıyla Çin dünyanın en büyük araba üreticisi oldu.
Şu anda dünyada üretilen her 10 arabanın 5’i Çin’de üretiliyor. Arabaların yeni satın alma ülkeleri gelişmiş ülkeler değil gelişmekte olan ülkeler. 5 yıl önce satılan araçların yüzde 5’i elektrikliydi. Şimdi yüzde 25’i, bu daha büyüyecek. Almanya, Japonya ve G. Koreli büyük markaların tahtları sallanıyor. Lider bazı markalar sıkıntıya girecek.

ÇİN, DİĞER ÜLKELERİN 10 YIL İLERİSİNE GEÇTİ
Kritik mineraller yalnızca temiz enerji teknolojileriyle sınırlı değil, savunma sanayiinden otomotive, çiplerden yapay zekâya kadar modern ekonominin tüm stratejik alanlarının merkezinde yer alıyor. Çin bu gerçeği herkesten önce fark ederek hem yurt içinde hem de Asya ve Latin Amerika’da madenlere erişim sağladı, asıl belirleyici adım olarak da dev rafinaj tesisleri kurdu. Bu sayede kritik minerallerde diğer ülkelerin en az 10 yıl önüne geçti.
Bugün dünyada yaşanabilecek bir “kritik mineraller krizi”, 1970’lerdeki petrol krizine benzer etkilere yol açabilecek potansiyele sahip. Nitekim Çin’in 2025 Nisan’ında bazı minerallerin ihracatını sınırlaması, özellikle otomotiv tedarik zincirinde ciddi sarsıntı yarattı. Çin’in rafinajdaki payı yüzde 92 seviyesinde ve diğer ülkeler yatırım yapsa bile 2035’e kadar bu payın ancak yüzde 75’e düşürülmesi öngörülüyor. Bu tablo, Çin’in küresel ticaret ve sanayi üzerinde elinde tuttuğu büyük stratejik gücü açıkça ortaya koyuyor.
TÜRKİYE VE AMERİKA'DAKİ BİRÇOK FABRİKA DURABİLİR
1970’lerde dünya çok ciddi petrol krizi yaşadı. Bunun nedeni de dünyadaki en önemli stratejik emtia olan petrol sadece birkaç ülkenin elindeydi. Ülkeler orada büyük bir ambargo uyguladılar ve dünya ekonomisi çok büyük bir sarsıntı geçirdi.
Bu sarsıntı yıllar boyunca tüm dünyayı etkiledi. Büyük petrol, benzin kuyrukları oldu. Ekonomiler, resesyona girdi. Şimdi onun bir benzerini eğer tedbir almazsak kritik minerallerde görebiliriz. Bakır, kobalt gibi nadir toprak elementlerinde kritik minerallerde tek bir ülkenin Çin’in hakimiyeti var.
Çin tüm ülkelerden en az 10 yıl ileride. Çin bugün istese kritik minerallerde A ya da B’yi ihraç etmeyeceğim dese Avrupa’daki, Türkiye’deki Amerika’daki birçok fabrika durabilir. Otomotiv sektörü, cep telefonları, dronelar, savunma sanayi, birçok sektör bu nadir toprak elementlerine bağlı. Her sektörü etkileyebilir.
-
Özgür 11 saat önce Şikayet EtHesap bilen ,aklı olan insanımızın anlayacağı, Her yeni petrol havzası bulunduğu haberi verildiğinde insanımız ertesi gün fiyatlara yansıyacağını sanıyor.Arkadaş,ülkemizin günlük petrol sarfiyatı bir milyon varil. Gabar keşfi öncesi Adıyaman ve Raman'da ki toplam üretim miktarı 60-65 bin varil /gün idi. Şu an Gabar'da keşfedilen kaynaktan 80 bin varil /gün üretim yapılıyor fenamı?Beğen Toplam 2 beğeni
-
Efe 11 saat önce Şikayet EtParis iklim Ant. Verdiğiniz sözler karşıluğı yüksek karbon salınımı yapan (sözde) fabrikalar kapatılacak. Kılıf aramayın yok mineral yok. Minetalin kralı Türkiye de.Beğen
-
Misafir 14 saat önce Şikayet Etya Allah askina bu haberin mansetle bu ilgisi var mi? Afrikada Turkiye ruzgari diye baslik atip dikkat cekiyor, haberde bambaska sey anlatiyor. ayip ya, insan okuyucuya biraz saygi gosterir.Beğen Toplam 13 beğeni
-
Misafir 14 saat önce Şikayet EtTürkiye petrol üretiminde ilk 30 da bile değil. Ben öyle biliyorumBeğen Toplam 2 beğeni
-
Nihat88 14 saat önce Şikayet EtÇıkmış ötüyorsun ya felaket tellali Yapma ya birebirsiniz ne oldu bizim Eskişehir'de bulunan Nadir Toprak elementlerine dünyanın her köşesinde Petrol arıyoruz Ne oldu Ne yaptık bugüne kadar kaç gram Petrol geliyor dışarıdan bulduğumuz çok boş konuşuyorsunuz icraat istiyoruz icraatBeğen Toplam 4 beğeni
-
Nihat88 8 saat önce Şikayet EtBen de kötü durumda olduğumuzu düşünmüyorum Ancak uzmanım diyen kişi Çin şöyle yaparsa,böyle yaparsa diyor ama dünyanın ikncii büyük rezervine sahip olduğumuzu es geçiyor bizim kızgınlığımız buna. Bir olursak,kenetlenirsek,gücümüze inanırsak yarınlarımız umut dolu...Beğen
-
Misafir 12 saat önce Şikayet EtBugün den yarına olmuyor, Çin 20 sene önce sinden farkedip yatırım yapmış, Türkiye ise o esnada teknolojide 100 sene geride idi, darbeleri kovalıyordu .....Beğen Toplam 2 beğeni