Çarpıcı analiz: Türkiye'ye karşı alınacak bir karar bazı ülkelere zarar verebilir

Fransa ve Yunanistan'ın girişimleriyle zedelenen Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bu şekliyle sürdürülemez olduğunu belirten uzmanlar, tüm sorunlara rağmen Birliğin Türkiye'yle ilişkileri kopartacak bir yola girmeyeceğini olası bir kararın ise AB'deki bazı ülkelerin ekonomilerine zarar vereceğini söyledi.

Çarpıcı analiz: Türkiye'ye karşı alınacak bir karar bazı ülkelere zarar verebilir
Çarpıcı analiz: Türkiye'ye karşı alınacak bir karar bazı ülkelere zarar verebilir
GİRİŞ 01.12.2020 15:48 GÜNCELLEME 01.12.2020 15:55
Bu Habere 4 Yorum Yapılmış

Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Haluk Karadağ ve Ufuk Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Dr. Öğretim Üyesi Nurgül Bekar, Belçika'nın başkenti Brüksel'de 10-11 Aralık'ta yapılacak AB Liderler Zirvesi'nden Türkiye'nin ekonomisini sarsacak bir kararın çıkmayacağını kaydetti.

 

 

Prof. Dr. Aydın, söz konusu zirvede, Türkiye'ye yönelik bir yaptırım çıkması için Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve bazı ülkeler tarafından baskı yapıldığını söyledi.

Türkiye'ye yaptırım konusunda Almanya ve İspanya'nın büyük ölçüde bu ülkelere karşı direndiğini dile getiren Aydın, "Zirveden sembolik de olsa bazı yaptırımlar gelecektir. Türk ekonomisini çökertecek bir yaptırım kararı çıkmasını beklemiyorum. Çünkü bu, AB'deki bazı ülkelerin ekonomilerine de zarar verir. Bu aynı zamanda Türkiye'nin tamamen Avrupa Birliği sürecinden kopartacak bir süreci de başlatabilir. Bunu AB üyelerinin çoğunluğu da istemiyorlar. Tam üyeliğe giden yolda bir ilerleme olmuyorsa da Türkiye'yi tamamen bu süreçten kopartmak da istemiyorlar." diye konuştu.

 

 

FRANSA'NIN SÖYLEMLERİ BATI'DA CİDDİYE ALINMIYOR"

Aydın, ilişkilere tek taraflı bakılmaması gerektiğini belirterek AB'nin Türkiye'den vazgeçmesinin mümkün olmadığı kadar Türkiye'nin de AB'den vazgeçmesinin mümkün olmadığına dikkati çekti.

Geçen günlerde Avrupa Parlamentosunda yayımlanan bir raporu hatırlatan Aydın "Raporda, Türkiye ile ilgili yazılan 'Türkiye'nin yakın çevresinde fazla agresif, saldırgan bir dış politika izlediği, Suriye ve Kafkaslar'daki çatışmaları alevlendirdiği, Doğu Akdeniz'de AB üyesi ülkelerin çıkarları veya uluslararası hukuka aykırı davrandığı...' gibi açıklamalar daha önce Fransa'nın dile getirdiği şeylerdi. Bunlar aslında Avrupa ülkelerinde çok kabul gören şeyler değil. Özellikle, Libya, Suriye ve Kafkaslar konusunda Fransa'nın yaklaşımı pek çok AB ülkesi tarafından ciddiye alınmıyor. Fransa'nın başka tür hesapları olduğu kabul ediliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Aydın, Fransa'nın argümanlarının uluslararası arenada kabul görmese de Türkiye'nin, Doğu Akdeniz meselesinde hukuki tezlerini ve haklılığını özellikle uluslararası basın aracılığıyla mutlaka iyi anlatması gerektiğini belirtti.

Avrupa'da aşırı sağdan gelen yabancı düşmanlığı, Türkiye karşıtlığı, İslamofobi, aşırı popülizm etkisiyle, iktidarı elinde tutan merkez partileri bu tür görüşlere daha yakın görüşle kendilerini ifade etmek zorunda bıraktığını kaydeden Aydın, şunları aktardı:

"Bu da Türkiye ile olan ilişkileri sıkıntıya sokuyor. Bu konu Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasının önünde önemli bir engeldir. Müzakereler 2007'den beri durmuş vaziyette. Bunun tek suçlusu tabii ki biz değiliz. Rum kesimi, Fransa, AB Komisyonu birçok müzakere faslını durdurdu ama ilerlemek için politik bir gündem oluşturmak sadece Avrupa'nın sorumluluğunda değil, politik gündemi bizim oluşturmamız gerekiyor. Biz bunu yapmadığımız sürece Avrupa'nın iç politikasından doğan negatif dinamikler süreci esir alıyor. Buradan çıkış yolunu da bizim arıyor olmamız gerekiyor."

"MERKEL, DİYALOG KANALINI AÇIK TUTUYOR"

Doç. Dr. Uzuner, Avrupa ülkelerinin çoğunda Türkiye’ye verilen pek çok sözün tutulmadığı ve bu sebeple de AB’nin Türkiye üzerinde bir bölgesel güç olarak etkisini kaybettiğinin konuşulduğunu söyledi.

En son 1 Ekim 2020'de, Avrupa Birliği Konseyi’nin dış işlerine dair aldığı kararda Türkiye hakkında 'koşullu bir iyileşme' hususuna değinildiğini aktaran Uzuner, Türk Dışişleri Bakanlığının da 'geleceğimizi AB içinde görüyoruz' ifadesinin geldiğini aktardı.

Göç hususu sebebiyle Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ile çeşitli anlaşmalar yaptığını, Doğu Akdeniz’deki gerginlik hususunda en önemli ara buluculuk rolünü oynadığını hatırlatan Uzuner, "Merkel, Türkiye ve Yunanistan arasında yeniden istikşafi görüşmelerin başlaması için çaba gösteren ve daha öncesinde de Berlin’de yapılan Libya görüşmelerinde, hep Türkiye ile bir diyalog kanalını açık tutmaktan yana olan bir lider olarak görüldü." dedi.

Uzuner, Türkiye'nin 'koşullu iyileşme'den ne beklemesi gerektiğine ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu iç siyasette ve dış siyasette çeşitli engeller göz önüne alınarak çok temkinli cevaplanması gereken bir sorudur. AB üyeliğinin yakın zamanda söz konusu olması hala oldukça zordur. Öte yandan, AB üyelerinin hemen tamamı hemfikirdir ki Türkiye’nin AB perspektifi, AB’nin bölgede sahip olmak istediği güç için son derece önemlidir. Bu bağlamda Türkiye ile ilişkilerin geleceği, bir aday ülke ile birlik arası görüşmelerden ziyade birtakım jeopolitik değerlendirmeler üzerinden ilerleyecek gibi görünmektedir."

"FRANSA'NIN TALEPLERİ KARŞILIK BULMAYACAK"

Dr. Karadağ, zirvede Fransa’nın Türkiye aleyhine başta Gümrük Birliği anlaşmasının ortadan kaldırılması ya da askıya alınması yönündeki taleplerinin karşılık bulamayacağını ifade etti.

Yürürlüğe girecek yaptırım kararlarının birlik içerisinde oybirliği ile alınmasının Fransa ve onun gibi düşünen ülkelerin elini zayıflattığını vurgulayan Karadağ, "Zira Fransa dahil birçok AB üyesi ülkeyle Türkiye’nin ciddi bir ticari iş birliği mevcuttur. Bu düzenli ticari iş birliği sayesinde AB üyesi ülkelerin ekonomik kazanımlarından vazgeçmeleri olası görünmüyor. Dolayısıyla zirveden sembolik birtakım kararların dışında Türkiye aleyhine ciddi bir yaptırımın çıkacağını sanmıyorum." dedi.

Emmanuel Macron liderliğindeki Fransa’nın Türkiye aleyhtarı politika yürütmesinin iç ve dış politik nedenleri olduğunu kaydeden Karadağ, şöyle devam etti:

"PKK terör örgütünü destekleyen ve amacına ulaşamayan politikaları, Suriye ve Libya’da yaşadığı prestij kayıpları, Ermenilerin hamiliğine soyunması ancak Azerbaycan’ın Karabağ’da kaybedilmiş topraklarını geri alması ile neticelenmesi Fransa’nın etkisizliğinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. İç politikada ise ekonomik sorunlar, sarı yelekliler eylemleri, ardından Kovid-19 pandemisinin durumu daha da kötüleştirmesi Macron hükümetini zor duruma sokmaktadır."

"TÜRKİYE AB İLİŞKİLERİNİN YENİ BİR YOL HARİTASINA İHTİYACI VAR"

Dr. Bekar, AB medyasında Türkiye’nin sınırı aştığı, saldırgan bir tutum izlediği yönünde haberler görüldüğünü, bunun AB içindeki bazı çevrelerin Türkiye’ye karşı çok sert yaptırımların uygulanmasını istediğini gösterdiğini ifade etti.

Mevcut uluslararası siyasetin öngörülebilirliği çok düşük olsa da en azından bu zirvede AB’nin Türkiye’nin ekonomisini sarsacak yaptırımların masaya en son gelecek konulardan olacağını belirten Bekar, "Zira AB bu zirvede kendisi için en öncelikli konu olan önümüzdeki döneme ilişkin bütçesinin onayını alabilmek için Macaristan ve Polonya’yı ikna etmek zorundadır." dedi.

Bekar, AB dönem başkanlığını Almanya’nın yürütüyor olmasının Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusunda itidalli davranmayı sağlayabileceğini belirterek şunları kaydetti:

"Ancak Türkiye ile AB ilişkileri bu şekliyle sürdürülemez bir fotoğraf sergilemektedir. Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla AB dayanışmasının çatışması tarafların uzlaşması yönünde en büyük engeli teşkil etmektedir. Türkiye-AB ilişkilerinin acilen yeni ve uygulanabilir bir yol haritasına ihtiyacı vardır, yoksa bu çatışmanın kazanan tarafı olacağını söylemek çok zorlaşacaktır."

KAYNAK: AA

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

YAZDIR
YORUMLAR 4
  • Hakkı An 1 ay önce Şikayet Et
    Evet DOĞRU yeni bir YOL HARİTASI. Bunun için iyi bir Zihin HARİTASI lazım. İNGİLTERE ve BREXİT süreci sonunda ortaya çıkan anlaşmalar, ilgili AB BAKANLIĞI tarafından dikkateler ve MÜMKÜNSE RESMİ kanallardan temin edilerek İLGİ DIŞA VURULARAK İNCELENMELİ. ve AB nin Serbest Ticaret Anlaşması yaptığı her ülke ile SERBEST ticaret anlaşması yapılması (gümrük birliği alternatifi) değerlendirilmeli
    Cevapla
  • Yakub 1 ay önce Şikayet Et
    Türkiye bir şeyi yanlış yapıyor. Tüm AB yi karşısına alıyor. AB den bir ülkeyi perişan edip diğerlerine gözdağı vermek fayda sağlar. Bunu yapabilmek için gurbetçileri güçlendirmek gerek. Çünkü hiçbir AB ülkesi ülkesinde en ufak bir kargaşa istemez. AB yi ancak içinden gurbetçiler sarsar. AB şirketleri Türkiyede çok şirketleri dolandırdı. Bunun hesabını sormak gerek
    Cevapla
  • Murat 1 ay önce Şikayet Et
    Turkiye neden halkına sormuyor ab girmek istiyormusunuz diye referandum yapın sonuc ne çıkacak ona göre hareket edin ben ab girmek istemiyorum kapisinda turkiyeyi bekletiyor ben turk olarak gururluyum istemediğim birlik icin çabalamak bana göre hata kapılarında beklemekde yanlis
    Cevapla
  • Omy 1 ay önce Şikayet Et
    Ab defterini kapatmak gerekir bazı sıkıntılar olabilir fazlaca da olabilir ama avrupa ekonomisine bağlı kalmak hepisinden daha beter işte yaptırımlar filan fiş mekan bunu trump dan da iyi bir şekilde gördük zaman alır belki ama dünya avrupadan ibaret değil biz de küresel bir ihracatcı olmaya bakalım kurtuluşumuz sanki bana bu gibi geliyor
    Cevapla