'Makro çıkarların olmadığı yerde ne mal sahibi olabilir ne de canımızı koruyabiliriz'

Koronavirüsün ekonomik etkilerine dair dikkat çeken analiz yayınlayan 3. Göz Danışmanlık CEO'su ve ekonomist Hikmet Baydar, alınması gereken tedbirlere değinerek "Makro çıkarların karşılanamadığı yerde ne mal sahibi olabiliriz, ne de canımızı koruyabiliriz." yorumunda bulundu.

'Makro çıkarların olmadığı yerde ne mal sahibi olabilir ne de canımızı koruyabiliriz'
'Makro çıkarların olmadığı yerde ne mal sahibi olabilir ne de canımızı koruyabiliriz'
GİRİŞ 10.04.2020 11:03 GÜNCELLEME 10.04.2020 11:05

Son zamanlarda hızla tüm Dünya’yı etkisine alan korona virüs salgınının bir yandan ne kadar büyük bir risk olduğunu, hızla yayılarak bir sürü can aldığını gözlemlerken bir yandan da hem reel sektörü hem de finansal sistemi nasıl zorladığına tanık olmaktayız.

 

 

Eminim birçok kişi ve kurum böyle bir riskin gerçekleşeceğine yönelik tedbir almamış ve B planı geliştirmemiştir.

Devletler serbest piyasa ekonomisine zorunlu olarak müdahale etmiş hatta sokağa çıkma yasağına varacak kadar yaşam şeklini bile değiştirmişlerdir.

 

 

Muhakkak daha öncekiler gibi bu kriz de atlatılacaktır. Ancak etkisi pek de kısa zamanda son bulmayacak gibi görünüyor. Uçuşların iptal edilmesi, seyahatlerin durdurulması, sınırların kapatılması iş yerlerinin kapalı tutulması gibi önlemler son derece radikal tedbirlerdir. Amaç virüs salgınını en aza indirmek. İşte bu amaç makro bir çıkar olup tüm insanlığı ilgilendirmektedir. Diğer menfaatler bundan daha önemli değildir. Ancak hızlı ve hatasız olarak tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu tedbirler gecikirse sosyal ciddi sıkıntılar baş gösterecektir.

Örneğin, ulaşım kısıtlamaları, otel, havayolları gibi taşıma ve turizm sektörlerini ciddi şekilde etkilemiştir. Toplu bulunan yerlerin kısıtlanması nedeniyle AVM ve restoranlar hatta kuaför vb hizmet yerlerinin kapanması bir süre sonra ciddi sorunlar oluşturmaya başlayacaktır. O yüzden tedbirler acilen hayata geçirilmelidir.

Faaliyetleri kısıtlanan veya durdurulan işletmelerin hiçbirisi bu duruma hazırlıklı değildi. Dolayısıyla, ciro ve tahsilata dayalı ödeme planlarının yapılması şimdilik imkansız hale geldi.

Önce durum nedir ona bakalım; Hizmet sektöründe birçok işletmenin kapanması işletmeler açısından pek de sürdürülebilecek bir durum değil. Çünkü işletme çalışmasa bile maaş, sigorta, vergi, elektrik, su, doğalgaz, verilen çekler ve kredi taksitleri gibi ödemelerin yapılması gerekmektedir. Bunun için devlet derhal kendine düşen ilk hareketi gerçekleştirmiş ve SGK prim ve vergi gibi ödemelerde firmaları rahatlatıcı tedbirler almaya başlamış, mevcut nakit dengelerin bozulması nedeniyle, firmaların ayakta kalması için düşük faizlerle fonlanması için gayret göstermiştir.

Bildiğimiz gibi kamu da alınan her kararın icra edilebilmesi için yönetmelik, tebliğ vb hazırlıkların yapılıp icra edecek birimlere ulaştırılması gerekmekte olduğundan biraz zaman almaktadır. Örneğin bankalar düşük faizle fonlama yaparken hiç müşterisi olmamış firmalara nasıl davranacaklardır? Ya da firmanın kestiği çeki ödeyememesinin hukuki sonuçları ne olacaktır, çeki yazılacak mıdır? Başka bir soru kullanılan kredi taksidinin ödenememesi kredi limitini kapattıracak mı?  Bunun gibi bir sürü sorunun acilen net bir şekilde cevaplanması gerekmektedir. Acil durumda finansman desteğine ihtiyacı olan bir firmanın kredi limit çalışması bitene kadar batması kesindir. O yüzden acilen detayların netleştirilmesi gerekmektedir. Şimdilik bir süre için icra yolu kapatılmıştır. Ancak ödeyememenin hukuki sonucu “mücbir sebep” dışında belirsizdir. Ancak ticari ilişkilerin bozulma riski vardır.

Bu konu aslında işin başıdır. Daha sonra işler daha da karmaşık olacaktır. Mesela firmalar maaş ödeyemediklerinde ne olacak? İnsanlar nasıl geçinecek? Tıpkı bir domino taşı gibi birbirini tetikleyen bir sistemin içerisinde olduğumuzu unutmamamız lazım. Olağanüstü bir süreç yaşamaktayız. Bu süreçten dolayı işleri bozulan, gelirini kaybeden, nakit dengesini sağlayamayan kişi ve kurumlara destek verme zamanıdır. Gelir dağılımının daha düzgün olduğu, %100 resmi çalışan bir ekonomimiz olsaydı tedbirle daha da kolay alınabilirdi. Şimdi daha da zor.

Sosyal boyutta ciddi sorunların yaşanmaması için kişilerin maaşlarını alması şarttır. Bu maaşları faaliyetler tekrar başlatılana kadar devlet tarafından karşılanmalıdır. Peki gayriresmi kısmı ne olacak? Kişiler yine düşük maaş almaya devam edeceklerse, aldıkları krediyi nasıl ödeyecekler?  

Ülkemizde tedbirler Batı'ya göre çok daha zor olacaktır. Bizlere düşen ise insanımıza yardımcı olmak ve bu zor süreçte onlara anlayışlı davranmaktır.

Şunu unutmamalıyız. Makro çıkarların karşılanamadığı yerde ne mal sahibi olabiliriz, ne de canımızı koruyabiliriz.

KAYNAK: FİNANS GÜNDEM
ETİKETLER
koronavirüs
YAZDIR