Prof: Altuğ: Türkiye paradan sıfır atacak ekonomiye sahip değil
Prof. Altuğ, 'Bütçe, ödeme ve dış ticaret dengesi, bankaların pozisyonları, Merkez Bankası'nın duruşu, hazinenin pozisyonu açık. Türkiye ekonomisine nereden bakarsan bak her tarafı açık' dedi. MURAT BİRSEN'in haberi...
Türk ekonomisi, Yeni Türk Lirası ile imaj yenileyecek. 2005 yılında Türk
halkı altı sıfırı atılmış Yeni Türk Lirası ile tanışacak. İstikrar
politikaları ile desteklenmediği sürece paradan sıfır atmanın ekonomiye
olumlu anlamda bir etkisinin olması ise beklenmiyor.
Türkiye dünyanın en büyük kupürlü parasına sahip. Dünyanın en çok sıfırlı
parası olan Türk Lira'sı önümüzdeki günlerde üstündeki sıfırları
silkeleyerek imaj yenilemeye çalışacak. Yeni Türk Lirası (YTL), Türk
Lirası'nın kullanımını kolaylaştırmanın yanı sıra, ekonomiye moral destek
sağlamak amacıyla 2005'te tedavüle çıkacak. YTL'nin ekonomik dengeler
üzerindeki etkilerini, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari İlimler
Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Osman Altuğ'a sorduk.
Her şeyin başı üretim
Ekonomik anlamda paradan altı sıfır atılması ne ifade ediyor.
İlk olarak paranın değerini belirleyen unsur nedir? Paranın değerini
belirleyen unsur üretim gücüdür. Yoksa paranın üzerindeki sıfır veya
sıfırlar paranın üzerindeki resimler, imzalar değil. Yani bir ülke düşünün
yüz tane yumurta üretiyor, buna karşılık yüz tane lira basmış bir
yumurtanın fiyatı bir lira olur.
Üretimi arttırırsan tavuklara iyi bakarsan horozların yani yatırımcıların
moralini yerinde tutarsan üretim artar üretim yüz yumurtadan iki yüz
yumurtaya çıkarsa o zaman yumurtanın fiyatı 50 kuruşa düşer. Tavuklara
horozlara iyi bakmazsan o zaman yumurta üretimi düşer, diyelim ki yumurta üretimi elliye düştü o zaman yumurtanın fiyatı iki yüz liraya çıkar.
Üretim somut, para soyuttur, asıl olan üretimdir.
'Her sıfır istikbale çekilen poliçe'
Türkiye yeterince üretemiyor bu yüzden enflasyon istenen orana
indirilemiyor paranın değeri devamlı düşüyor. Türkiye bugün neden daha
fazla üretemiyor.
Türkiye'de 1980'den bu yana üretime yönelik bir ekonomik model değil de
parasalcı bir ekonomik model uygulanmaktadır. Ekonominin, üretim ve
parasal olmak üzere iki farklı yönü var. Parayla oynamak kolaydır canın
sıkıldıkça para basabilirsin, ama canın sıkıldıkça üretimi arttıramazsın.
Hiç üretim yapılmayabilirde ama; üretim yapmayınca paranın değerinin
düşmesi de kaçınılmaz olacaktır. Türkiye'de 1980'den itibaren tamamen
parasalcı bir ekonomik model uygulanmıştır. Nakit esasına dayalı başka bir
deyişle, kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeli uygulanmaktadır.
1980 de en büyük kupürlü paramız bin liraydı bugün 20 milyon lira demek ki
bu model öylesine başarılı olmuş ki paranın yanına kaç tane sıfır
koymuşuz. Aslında paranın yanına koyulan her sıfır o ülkenin üretmediğini,
ürettiğinden daha fazla tükettiğini dolayısıyla borçlandığını gösterir.
Her sıfır istikbale çekilen bir poliçedir. Bugün paradan sıfır atılması o
ülkenin gelir dağılımında adaletsizliğin ve yolsuzluğun kanıtıdır.
Yolsuzluğun kanıtıdır çünkü ödeme sistemimiz nakit esasına dayalıdır.
Kayıt dışı destekleniyor
Türkiye'de her fırsatta dile getirilen ve olumsuz etkilerinden bolca
bahsedilen kayıt dışı ekonomiyi, nakit esasına dayalı bu sistem teşvik
etmiyor mu.
Nakit esasına dayalı sistemde, parayı verir malı alırsın ve bu alışveriş
gerçekleşirken yanında devlet, tüketiciyi koruma kanunları, rekabeti
koruma kanunları gibi unsurlar olmaz. Kanunların çalışması için ekonomik
faaliyetin, yani alışverişin kayda geçmesi lazım.
Nakitle alışverişte al gülüm ver gülüm olduğu için alışveriş kayda
geçmiyor, kayıt olmayınca 'kimin eli kimin cebinde' belli olmamaktadır.
Yapılan alışverişlerin kayda geçmemesi ekonomik bir modeldir. Türkiye
bugün, kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modelini uygulamaktadır.
'YTL'nin sonu da aynı olacak'
Paradan sıfır atılması uzun zamandır konuşulmaktaydı fakat bugüne kadar
yapılmadı. Bugün ise biran önce sıfır atma çabası içine girildi bunun
sebebi nedir.
Hükümetin önünde iki alternatif vardı ya 50 milyonluk banknot basacaktı ya
da imaj değiştirecekti. Altı sıfır atma uygulaması imaj değişikliğidir.
Paranın yanındaki sıfırları attığınız zaman üretim mi artacak, işsizlik mi
azalacak hayır hiçbiri olmayacak modelimiz sonuçta aynı model.
Bu yeni paraya geçiş yeni bir ekonomik model ile desteklenmediği zaman
yani, ekonomide yeniden doğuş programı hazırlanmadığı zaman yeni paranın
sonu da eski paranınki gibi olacaktır. Nasıl bin liradan 20 milyona varan
bir banknot süreci yaşandı, bu paranın sonu da böyle olacaktır.
Kayıt dışı nasıl önlenecek
YTL kayıt dışı ekonomiyi teşvik ediyor dedik, bunun önlenmesi için nasıl
bir uygulama yapılabilirdi.
Önünüzde iki seçenek duruyor dediğim gibi; Ya kaydi ödeme sistemini tercih
edeceksiniz ya da nakdi ödeme sistemini. Nakit esasına dayalı ödeme
sistemi kayıt dışı ekonominin can damarıdır çünkü al gülüm ver gülüm
vardır ve nakitle ödemeyi kolaylaştıracak bu bir Yeni Türk Lirası.
Sonuç olarak kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeline devam ediyorsun.
Oysa şöyle olabilirdi; en büyük kupürlü paramız 100 bin lira olurdu, hadi
100 bin liralık banknotla 1 milyar lirayı ödemek mümkün olamayacaktı
çünkü; saymak, saklamak, taşımak mümkün değil o zaman kartla yada çekle
ödeme yapmak zorunda kalacaktı insanlar, böylece ekonomi kayıt içerisine
alınmış olurdu. Fakat YTL ile nakit esasına dayalı ödeme kolaylaştırmış
oluyor.
Enflasyon artacak mı
YTL'nin ekonomimize yansımaları nasıl olacak, toplumun her kesimi için
büyük önem taşıyan ve merak edilen enflasyon artacak mı.
YTL'nin piyasaya çıkması yani, altı sıfırın atılması; bir kere
enflasyonist etkisi elbette olacak. Bir yandan da muhasebecilere kolaylık
olacak çünkü bilgisayarlar artık sıfırları almıyor. Çok ilginç bir durum
var ortada, devlet zaten atmıştı sıfırları vergi beyannamelerinde vs.
kullanılmıyordu, özel sektörde ona keza. Dolayısıyla bol sıfırlı paranızın
tatbikatta sıfırlarını kullanmıyorsanız birde bunu kağıdın üzerinden
kaldırmakla kaldırmamak arasında bir fark yok.
Bu bir imaj değişikliğidir, yani bir hanımefendinin saç rengini
değiştirmesi, estetik ameliyat olması gibi bir şey paradan sıfırların
atılması. Ama Türk milleti lafı, sakız çiğnemeyi çok sevdiği için 2005'te
yeni bir sakız ortaya atılmakta, yani gündemi işgal edecek bir malzeme bu
sonuçta.
YTL tedavüle çıkacak, öyle mi olacak böyle mi olacak boyuna bu konuşuluyor
şimdi. İşte güya çok büyük sorunlar yaratacakmış, yazar kasaların programı
değişecekmiş, ATM'lerin programları değişecekmiş maliyet çok büyük
olacakmış. Her şeyin bir maliyeti var bu maliyeti kim ödeyecek yine Türk
halkı ödeyecek.
'Türk ekonomisi striptiz yapıyor'
Türkiye'nin geçmiş dönemlerde birtakım devalüasyon deneyimleri oldu, yeni
bir devalüasyon beklenebilir mi.
Ne hikmetse YTL çıkacak diye herhalde, sürekli bir şeylere zam geliyor.
Dahilde yapılan zam ise dahili devalüasyon demektir. Örneğin daha evvel
yüz liraya elli litre benzin alıyorsanız kırk litre alacaksınız, on
litrelik bir devalüasyon yapılmış oluyor. Bunu döviz cinsinden devalüasyon
takip edecek.
Çünkü bizim ekonomimizin kronik bir yapısı var. Her şeyimiz açık; bütçe,
ödemeler dengesi, dış ticaret dengesi, bankaların pozisyonları, Merkez
Bankası'nın pozisyonu, hazinenin pozisyonu açık. Türkiye ekonomisine
nereden bakarsan bak her tarafı açık, ekonomi striptiz yapıyor.
Demek ki striptiz ekonomisi uyguluyoruz YTL'de. Strip biliyorsunuz dans
demek tiz de ses demek, tatbikatta sesle soyunan kadın ve önüne bant koyan
kadın anlamına geliyor. Bizde şimdi YTL'yi böylesine açık bir ekonomide
bant olarak kullanıyoruz.
13 milyon işsiz
Dünyaya baktığımız zaman istikrar politikaları meyvelerini vermeden
parasından sıfır atan Arjantin ve Brezilya örneği var. Paradan sıfır
atılmış ancak sonuçta başarısız olunmuş. Türkiye'de de aynı sonuç ortaya
çıkacak mı.
Bir ülkede bütçe denk değilse istikrarlı bir ekonomi olmaz, istikrarlı bir
ekonomi olmazsa istikrarlı bir para birimi olmaz. Türkiye'de bütçe denk
mi, hayır değil. İstikrarlı bir yönetim de ancak bütçenin denk olmasıyla
sağlanır yani meclisteki koltuk sayısıyla bu iş hallolmaz.
İstikrarlı sistem bir sosyal organizasyondur. Bu sosyal organizasyonun
görevi insanları mutlu etmektir. İnsanları mutlu etmek için ise onlara
helalinden iş bulacaksın. Kısacası sistemin görevi helalinden iş
bulmaktır. Helalinden iş bulamayan sistem çöker. Türkiye'de işte o çöküş
aşamasına hızla gidiyor.
13 milyon insan işsiz, 18 milyon insan 2008 senesine kadar evlenmek
durumunda. İş yok, iş olmayınca aş yok, aş olmayınca eş yok bunların hepsi
birbirine bağlı. Böylesine genç bir nüfusa sahip bir ülkede bekarlık
sultanlıktır diyeceksiniz ama bütçeniz herkesin bekar kalmasını sağlayacak
şekilde zaten.
Ekonomik politikalarla talebi kısarak üretimi azaltma yoluna gidiyor,
üretim artmayınca hiç kimse de o üretimden payını alamıyor ve dolayısıyla
satın alamıyor.
'Bakmakla olmuyor'
Kemal Unakıtan geçenlerde yaptığı bir açıklamada; talebin arttığını ve
enflasyondaki düşüşün halka yansımadığına dair iddiaların doğru olmadığını
söylüyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz.
Kemal Unakıtan'a iki farklı açıdan bakmak gerekiyor. Birincisi bakan
sıfatıyla, ikincisi bu işi biliyor mu bilmiyor mu sıfatıyla. Türk halkı
bakan sıfatı ile dinliyor çünkü hep bakanı seviyor? Ama bu iş bakmakla
olmuyor.
'Medyada yağcılık o kadar aşırı ki...'
Ekonomik istikrar programının başarıyla uygulandığı tüketimin arttığı
sürekli medyada işleniyor sizce böyle değil mi.
Peki neden medya şirketleri sürekli işçi çıkarıyor o zaman? Neden
çalışanların parasını veremiyorlar? Personele maaş olarak, incik boncuk
elbise, kravat veren bu insanlar önce bir kendilerine baksınlar. Kendileri
iyi mi? Yağcılık da bu kadar olur yani. Medya yağcılığı o kadar aşırı ki,
herhalde bu medyadaki yağcıların ürettiği yağları toplayıp satsak Türkiye
ihracat rekorları kırar. Bu kadar yağcılık olmaz. Çevrenize bir bakın yüzü
gülen insan var mı? Tekrar söylüyorum bütün olay insanları mutlu etmek.
Türkiye, yeni bir ekonomik modele geçmeden yeni bir para birimine geçiyor.
Su sesi, kadın sesi, para sesi diye bir şey var, bu üç sesin de kulağa hoş
gelebilmesi için makinaların çalışması lazım.
Makinalar çalışır, işçi ve işveren o makinaların ürettiği mamullerden pay
alırsa eve gülerek giderler. Makinalar çalışmıyorsa ne paranın ne kadının
ne de suyun sesi hoş gelir çünkü para yoktur. Türkiye de makinalar
çalışmıyor çünkü; uygulanan ekonomik modelde doların değeri düştükçe ithal
mallar cazip hale geliyor ve yerli malların rekabet şansı kalmıyor. Bu
durumda Türkiye bir ithal cenneti haline geliyor.
Tabi ki YTL'nin psikolojik olarak insanlarda bir rahatlama etkisi olacak
sonuçta, bir lira ile bir liranın kulağa gelişi, algılanması farklı
elbette. Tabi gözden kaçırılmaması gereken bir şey daha var o da 50 kuruşa
kadar olan miktarların tama iblağ durumu var burada da hükümetin bir
avantajı var..
Bu politika ile nereye kadar
Nakit esasına dayalı bu politika ile Türkiye nereye kadar gidebilir, belli
ki bu politika bir gün çıkmaza girecek.
Artık dünya, nakit esasından kaydi esasa geçti. Örneğin, Amerika da dolar
nakit olarak neredeyse kullanılmıyor, yani kimsenin cebinde dolar
bulunmuyor, bütün alışveriş kredi kartı ile ve ondan da vazgeçecekler
artık, dijital para sistemi denilen bir uygulamaya geçmek üzereler. Artık
biyo imza, elektronik imza mekanizmalarının gündeme geldiği bir dünyada
yaşıyoruz, bütün çaba sadece ekonominin kayıtlı olması.
Türkiye hala nakit para esasına göre ekonomisini yürütme çabası içerisinde
çünkü; modeliniz kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeli. Şimdi 2005
versiyonu başlıyor kayıt dışı ekonominin. YTL'ye geçiş mevcut düzenin
iflasının kesin bir göstergesidir.
YTL'ye geçiliyor ise yeni ekonomik program yapmak gerekir. Herkesi ve her
kesimi gelir vergisi mükellefi yapmak gerekiyor.
Sonuçta nakit esasına göre ödeme sisteminden kayıt esasına yani kart
esasına göre ödeme sistemine geçilmeli.
İsrail örneği
Parasından sıfır atma konusunda başarı gösteren, istikrar politikasını
uygulayarak parasının değerini koruyan İsrail örneği var. İsrail bunu
nasıl başardı.
İsrail Yeni Şekel'e geçti 1985 yılında. Para hedefleri bütçenin denk
olmasıydı. Bu amaçla vergi gelirlerini arttırıcı, kamu giderlerini
azaltıcı politikalar uygulamaya başladılar. Ekonomiye rahatlık getirmek
amacıyla evvela yüzde 25 devalüasyon yapıldı.
Yani İsrail mallarının yurtdışına ihracının daha cazip olması söz konusu
oldu. Bunun yanında dolara dönüşün önüne geçmek için döviz rezervlerini
sağlam tuttular. Ancak ondan sonra Yeni Şekel'e geçtiler. Herkesi de vergi
mükellefi yaptılar.
Parakrasi; parası olanın demokrasisi
Türkiye'de vergi kaçırma oranları oldukça yüksek. Türkiye'nin vergi
politikası neden böyle bir sonuç doğuruyor.
Türkiye'de yüzde 66 vergi kaçağı olduğunu söylüyor maliyeciler. Sistem
olarak kayıt dışı ekonomiyle kalkınma modelini tercih etmişsen, kimseden
vergi almak istemiyorsan, herkes kendi dalgasına baksın diyorsun sonuç
olarak.
Bütçe gelirleri içerisinde, gelir ve kurum kazancı üzerinden alınan vergi
sadece yüzde 1 yani iş adamlarından sanayicilerden alınan vergi yüzde 1
vergiyi zaten almak istemiyorsun ki. Sonuçta yüzde 1'in yüzde 66 sı kaçsa
ne yazar kaçmasa ne yazar. Vergi modelimiz dolaylı vergilere dayanıyor
bugün.
Çaktırmadan vergi alma namert vergisi diyebiliriz buna. Bir depo benzine
Türkiye'nin en zengin insanı da düşük gelirli olanı da aynı vergiyi
veriyor. Dolayısıyla namert vergisi alarak halktan çaktırmadan aldığın
paraları faizciye faiz olarak ödüyorsun.
Siyasetin finansmanını da parası olanlar yani, kara para yaptığı için bu
listeleri de onlar belirliyor. O zaman sistemin adı, demokrasi değil '
parakrasi'. Parakrasi yani parası olanların demokrasisi. Parası olanların
demokrasisi de doğal olarak parası olana çalışıyor. Öyleyse bu modeli
değiştirmenin de gereği yok çünkü iktidarı iktidar eden herkes mutlu.