Prof: Altuğ: Türkiye paradan sıfır atacak ekonomiye sahip değil

Prof. Altuğ, 'Bütçe, ödeme ve dış ticaret dengesi, bankaların pozisyonları, Merkez Bankası'nın duruşu, hazinenin pozisyonu açık. Türkiye ekonomisine nereden bakarsan bak her tarafı açık' dedi. MURAT BİRSEN'in haberi...

Prof: Altuğ: Türkiye paradan sıfır atacak ekonomiye sahip değil
Prof: Altuğ: Türkiye paradan sıfır atacak ekonomiye sahip değil
GİRİŞ 09.09.2004 10:42 GÜNCELLEME 09.09.2004 10:42

Türk ekonomisi, Yeni Türk Lirası ile imaj yenileyecek. 2005 yılında Türk

halkı altı sıfırı atılmış Yeni Türk Lirası ile tanışacak. İstikrar

politikaları ile desteklenmediği sürece paradan sıfır atmanın ekonomiye

olumlu anlamda bir etkisinin olması ise beklenmiyor.



Türkiye dünyanın en büyük kupürlü parasına sahip. Dünyanın en çok sıfırlı

parası olan Türk Lira'sı önümüzdeki günlerde üstündeki sıfırları

silkeleyerek imaj yenilemeye çalışacak. Yeni Türk Lirası (YTL), Türk

Lirası'nın kullanımını kolaylaştırmanın yanı sıra, ekonomiye moral destek

sağlamak amacıyla 2005'te tedavüle çıkacak. YTL'nin ekonomik dengeler

üzerindeki etkilerini, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari İlimler

Fakültesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Osman Altuğ'a sorduk.



Her şeyin başı üretim



Ekonomik anlamda paradan altı sıfır atılması ne ifade ediyor.



İlk olarak paranın değerini belirleyen unsur nedir? Paranın değerini

belirleyen unsur üretim gücüdür. Yoksa paranın üzerindeki sıfır veya

sıfırlar paranın üzerindeki resimler, imzalar değil. Yani bir ülke düşünün

yüz tane yumurta üretiyor, buna karşılık yüz tane lira basmış bir

yumurtanın fiyatı bir lira olur.

Üretimi arttırırsan tavuklara iyi bakarsan horozların yani yatırımcıların

moralini yerinde tutarsan üretim artar üretim yüz yumurtadan iki yüz

yumurtaya çıkarsa o zaman yumurtanın fiyatı 50 kuruşa düşer. Tavuklara

horozlara iyi bakmazsan o zaman yumurta üretimi düşer, diyelim ki yumurta üretimi elliye düştü o zaman yumurtanın fiyatı iki yüz liraya çıkar.

Üretim somut, para soyuttur, asıl olan üretimdir.



'Her sıfır istikbale çekilen poliçe'



Türkiye yeterince üretemiyor bu yüzden enflasyon istenen orana

indirilemiyor paranın değeri devamlı düşüyor. Türkiye bugün neden daha

fazla üretemiyor.



Türkiye'de 1980'den bu yana üretime yönelik bir ekonomik model değil de

parasalcı bir ekonomik model uygulanmaktadır. Ekonominin, üretim ve

parasal olmak üzere iki farklı yönü var. Parayla oynamak kolaydır canın

sıkıldıkça para basabilirsin, ama canın sıkıldıkça üretimi arttıramazsın.

Hiç üretim yapılmayabilirde ama; üretim yapmayınca paranın değerinin

düşmesi de kaçınılmaz olacaktır. Türkiye'de 1980'den itibaren tamamen

parasalcı bir ekonomik model uygulanmıştır. Nakit esasına dayalı başka bir

deyişle, kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeli uygulanmaktadır.

1980 de en büyük kupürlü paramız bin liraydı bugün 20 milyon lira demek ki

bu model öylesine başarılı olmuş ki paranın yanına kaç tane sıfır

koymuşuz. Aslında paranın yanına koyulan her sıfır o ülkenin üretmediğini,

ürettiğinden daha fazla tükettiğini dolayısıyla borçlandığını gösterir.

Her sıfır istikbale çekilen bir poliçedir. Bugün paradan sıfır atılması o

ülkenin gelir dağılımında adaletsizliğin ve yolsuzluğun kanıtıdır.

Yolsuzluğun kanıtıdır çünkü ödeme sistemimiz nakit esasına dayalıdır.



Kayıt dışı destekleniyor



Türkiye'de her fırsatta dile getirilen ve olumsuz etkilerinden bolca

bahsedilen kayıt dışı ekonomiyi, nakit esasına dayalı bu sistem teşvik

etmiyor mu.



Nakit esasına dayalı sistemde, parayı verir malı alırsın ve bu alışveriş

gerçekleşirken yanında devlet, tüketiciyi koruma kanunları, rekabeti

koruma kanunları gibi unsurlar olmaz. Kanunların çalışması için ekonomik

faaliyetin, yani alışverişin kayda geçmesi lazım.

Nakitle alışverişte al gülüm ver gülüm olduğu için alışveriş kayda

geçmiyor, kayıt olmayınca 'kimin eli kimin cebinde' belli olmamaktadır.

Yapılan alışverişlerin kayda geçmemesi ekonomik bir modeldir. Türkiye

bugün, kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modelini uygulamaktadır.



'YTL'nin sonu da aynı olacak'



Paradan sıfır atılması uzun zamandır konuşulmaktaydı fakat bugüne kadar

yapılmadı. Bugün ise biran önce sıfır atma çabası içine girildi bunun

sebebi nedir.



Hükümetin önünde iki alternatif vardı ya 50 milyonluk banknot basacaktı ya

da imaj değiştirecekti. Altı sıfır atma uygulaması imaj değişikliğidir.

Paranın yanındaki sıfırları attığınız zaman üretim mi artacak, işsizlik mi

azalacak hayır hiçbiri olmayacak modelimiz sonuçta aynı model.

Bu yeni paraya geçiş yeni bir ekonomik model ile desteklenmediği zaman

yani, ekonomide yeniden doğuş programı hazırlanmadığı zaman yeni paranın

sonu da eski paranınki gibi olacaktır. Nasıl bin liradan 20 milyona varan

bir banknot süreci yaşandı, bu paranın sonu da böyle olacaktır.



Kayıt dışı nasıl önlenecek



YTL kayıt dışı ekonomiyi teşvik ediyor dedik, bunun önlenmesi için nasıl

bir uygulama yapılabilirdi.



Önünüzde iki seçenek duruyor dediğim gibi; Ya kaydi ödeme sistemini tercih

edeceksiniz ya da nakdi ödeme sistemini. Nakit esasına dayalı ödeme

sistemi kayıt dışı ekonominin can damarıdır çünkü al gülüm ver gülüm

vardır ve nakitle ödemeyi kolaylaştıracak bu bir Yeni Türk Lirası.

Sonuç olarak kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeline devam ediyorsun.

Oysa şöyle olabilirdi; en büyük kupürlü paramız 100 bin lira olurdu, hadi

100 bin liralık banknotla 1 milyar lirayı ödemek mümkün olamayacaktı

çünkü; saymak, saklamak, taşımak mümkün değil o zaman kartla yada çekle

ödeme yapmak zorunda kalacaktı insanlar, böylece ekonomi kayıt içerisine

alınmış olurdu. Fakat YTL ile nakit esasına dayalı ödeme kolaylaştırmış

oluyor.



Enflasyon artacak mı



YTL'nin ekonomimize yansımaları nasıl olacak, toplumun her kesimi için

büyük önem taşıyan ve merak edilen enflasyon artacak mı.



YTL'nin piyasaya çıkması yani, altı sıfırın atılması; bir kere

enflasyonist etkisi elbette olacak. Bir yandan da muhasebecilere kolaylık

olacak çünkü bilgisayarlar artık sıfırları almıyor. Çok ilginç bir durum

var ortada, devlet zaten atmıştı sıfırları vergi beyannamelerinde vs.

kullanılmıyordu, özel sektörde ona keza. Dolayısıyla bol sıfırlı paranızın

tatbikatta sıfırlarını kullanmıyorsanız birde bunu kağıdın üzerinden

kaldırmakla kaldırmamak arasında bir fark yok.

Bu bir imaj değişikliğidir, yani bir hanımefendinin saç rengini

değiştirmesi, estetik ameliyat olması gibi bir şey paradan sıfırların

atılması. Ama Türk milleti lafı, sakız çiğnemeyi çok sevdiği için 2005'te

yeni bir sakız ortaya atılmakta, yani gündemi işgal edecek bir malzeme bu

sonuçta.

YTL tedavüle çıkacak, öyle mi olacak böyle mi olacak boyuna bu konuşuluyor

şimdi. İşte güya çok büyük sorunlar yaratacakmış, yazar kasaların programı

değişecekmiş, ATM'lerin programları değişecekmiş maliyet çok büyük

olacakmış. Her şeyin bir maliyeti var bu maliyeti kim ödeyecek yine Türk

halkı ödeyecek.



'Türk ekonomisi striptiz yapıyor'



Türkiye'nin geçmiş dönemlerde birtakım devalüasyon deneyimleri oldu, yeni

bir devalüasyon beklenebilir mi.



Ne hikmetse YTL çıkacak diye herhalde, sürekli bir şeylere zam geliyor.

Dahilde yapılan zam ise dahili devalüasyon demektir. Örneğin daha evvel

yüz liraya elli litre benzin alıyorsanız kırk litre alacaksınız, on

litrelik bir devalüasyon yapılmış oluyor. Bunu döviz cinsinden devalüasyon

takip edecek.

Çünkü bizim ekonomimizin kronik bir yapısı var. Her şeyimiz açık; bütçe,

ödemeler dengesi, dış ticaret dengesi, bankaların pozisyonları, Merkez

Bankası'nın pozisyonu, hazinenin pozisyonu açık. Türkiye ekonomisine

nereden bakarsan bak her tarafı açık, ekonomi striptiz yapıyor.

Demek ki striptiz ekonomisi uyguluyoruz YTL'de. Strip biliyorsunuz dans

demek tiz de ses demek, tatbikatta sesle soyunan kadın ve önüne bant koyan

kadın anlamına geliyor. Bizde şimdi YTL'yi böylesine açık bir ekonomide

bant olarak kullanıyoruz.



13 milyon işsiz



Dünyaya baktığımız zaman istikrar politikaları meyvelerini vermeden

parasından sıfır atan Arjantin ve Brezilya örneği var. Paradan sıfır

atılmış ancak sonuçta başarısız olunmuş. Türkiye'de de aynı sonuç ortaya

çıkacak mı.



Bir ülkede bütçe denk değilse istikrarlı bir ekonomi olmaz, istikrarlı bir

ekonomi olmazsa istikrarlı bir para birimi olmaz. Türkiye'de bütçe denk

mi, hayır değil. İstikrarlı bir yönetim de ancak bütçenin denk olmasıyla

sağlanır yani meclisteki koltuk sayısıyla bu iş hallolmaz.

İstikrarlı sistem bir sosyal organizasyondur. Bu sosyal organizasyonun

görevi insanları mutlu etmektir. İnsanları mutlu etmek için ise onlara

helalinden iş bulacaksın. Kısacası sistemin görevi helalinden iş

bulmaktır. Helalinden iş bulamayan sistem çöker. Türkiye'de işte o çöküş

aşamasına hızla gidiyor.

13 milyon insan işsiz, 18 milyon insan 2008 senesine kadar evlenmek

durumunda. İş yok, iş olmayınca aş yok, aş olmayınca eş yok bunların hepsi

birbirine bağlı. Böylesine genç bir nüfusa sahip bir ülkede bekarlık

sultanlıktır diyeceksiniz ama bütçeniz herkesin bekar kalmasını sağlayacak

şekilde zaten.

Ekonomik politikalarla talebi kısarak üretimi azaltma yoluna gidiyor,

üretim artmayınca hiç kimse de o üretimden payını alamıyor ve dolayısıyla

satın alamıyor.



'Bakmakla olmuyor'



Kemal Unakıtan geçenlerde yaptığı bir açıklamada; talebin arttığını ve

enflasyondaki düşüşün halka yansımadığına dair iddiaların doğru olmadığını

söylüyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz.



Kemal Unakıtan'a iki farklı açıdan bakmak gerekiyor. Birincisi bakan

sıfatıyla, ikincisi bu işi biliyor mu bilmiyor mu sıfatıyla. Türk halkı

bakan sıfatı ile dinliyor çünkü hep bakanı seviyor? Ama bu iş bakmakla

olmuyor.



'Medyada yağcılık o kadar aşırı ki...'



Ekonomik istikrar programının başarıyla uygulandığı tüketimin arttığı

sürekli medyada işleniyor sizce böyle değil mi.



Peki neden medya şirketleri sürekli işçi çıkarıyor o zaman? Neden

çalışanların parasını veremiyorlar? Personele maaş olarak, incik boncuk

elbise, kravat veren bu insanlar önce bir kendilerine baksınlar. Kendileri

iyi mi? Yağcılık da bu kadar olur yani. Medya yağcılığı o kadar aşırı ki,

herhalde bu medyadaki yağcıların ürettiği yağları toplayıp satsak Türkiye

ihracat rekorları kırar. Bu kadar yağcılık olmaz. Çevrenize bir bakın yüzü

gülen insan var mı? Tekrar söylüyorum bütün olay insanları mutlu etmek.

Türkiye, yeni bir ekonomik modele geçmeden yeni bir para birimine geçiyor.

Su sesi, kadın sesi, para sesi diye bir şey var, bu üç sesin de kulağa hoş

gelebilmesi için makinaların çalışması lazım.

Makinalar çalışır, işçi ve işveren o makinaların ürettiği mamullerden pay

alırsa eve gülerek giderler. Makinalar çalışmıyorsa ne paranın ne kadının

ne de suyun sesi hoş gelir çünkü para yoktur. Türkiye de makinalar

çalışmıyor çünkü; uygulanan ekonomik modelde doların değeri düştükçe ithal

mallar cazip hale geliyor ve yerli malların rekabet şansı kalmıyor. Bu

durumda Türkiye bir ithal cenneti haline geliyor.

Tabi ki YTL'nin psikolojik olarak insanlarda bir rahatlama etkisi olacak

sonuçta, bir lira ile bir liranın kulağa gelişi, algılanması farklı

elbette. Tabi gözden kaçırılmaması gereken bir şey daha var o da 50 kuruşa

kadar olan miktarların tama iblağ durumu var burada da hükümetin bir

avantajı var..



Bu politika ile nereye kadar



Nakit esasına dayalı bu politika ile Türkiye nereye kadar gidebilir, belli

ki bu politika bir gün çıkmaza girecek.



Artık dünya, nakit esasından kaydi esasa geçti. Örneğin, Amerika da dolar

nakit olarak neredeyse kullanılmıyor, yani kimsenin cebinde dolar

bulunmuyor, bütün alışveriş kredi kartı ile ve ondan da vazgeçecekler

artık, dijital para sistemi denilen bir uygulamaya geçmek üzereler. Artık

biyo imza, elektronik imza mekanizmalarının gündeme geldiği bir dünyada

yaşıyoruz, bütün çaba sadece ekonominin kayıtlı olması.

Türkiye hala nakit para esasına göre ekonomisini yürütme çabası içerisinde

çünkü; modeliniz kayıt dışı ekonomi ile kalkınma modeli. Şimdi 2005

versiyonu başlıyor kayıt dışı ekonominin. YTL'ye geçiş mevcut düzenin

iflasının kesin bir göstergesidir.

YTL'ye geçiliyor ise yeni ekonomik program yapmak gerekir. Herkesi ve her

kesimi gelir vergisi mükellefi yapmak gerekiyor.

Sonuçta nakit esasına göre ödeme sisteminden kayıt esasına yani kart

esasına göre ödeme sistemine geçilmeli.



İsrail örneği



Parasından sıfır atma konusunda başarı gösteren, istikrar politikasını

uygulayarak parasının değerini koruyan İsrail örneği var. İsrail bunu

nasıl başardı.



İsrail Yeni Şekel'e geçti 1985 yılında. Para hedefleri bütçenin denk

olmasıydı. Bu amaçla vergi gelirlerini arttırıcı, kamu giderlerini

azaltıcı politikalar uygulamaya başladılar. Ekonomiye rahatlık getirmek

amacıyla evvela yüzde 25 devalüasyon yapıldı.

Yani İsrail mallarının yurtdışına ihracının daha cazip olması söz konusu

oldu. Bunun yanında dolara dönüşün önüne geçmek için döviz rezervlerini

sağlam tuttular. Ancak ondan sonra Yeni Şekel'e geçtiler. Herkesi de vergi

mükellefi yaptılar.



Parakrasi; parası olanın demokrasisi



Türkiye'de vergi kaçırma oranları oldukça yüksek. Türkiye'nin vergi

politikası neden böyle bir sonuç doğuruyor.



Türkiye'de yüzde 66 vergi kaçağı olduğunu söylüyor maliyeciler. Sistem

olarak kayıt dışı ekonomiyle kalkınma modelini tercih etmişsen, kimseden

vergi almak istemiyorsan, herkes kendi dalgasına baksın diyorsun sonuç

olarak.

Bütçe gelirleri içerisinde, gelir ve kurum kazancı üzerinden alınan vergi

sadece yüzde 1 yani iş adamlarından sanayicilerden alınan vergi yüzde 1

vergiyi zaten almak istemiyorsun ki. Sonuçta yüzde 1'in yüzde 66 sı kaçsa

ne yazar kaçmasa ne yazar. Vergi modelimiz dolaylı vergilere dayanıyor

bugün.

Çaktırmadan vergi alma namert vergisi diyebiliriz buna. Bir depo benzine

Türkiye'nin en zengin insanı da düşük gelirli olanı da aynı vergiyi

veriyor. Dolayısıyla namert vergisi alarak halktan çaktırmadan aldığın

paraları faizciye faiz olarak ödüyorsun.

Siyasetin finansmanını da parası olanlar yani, kara para yaptığı için bu

listeleri de onlar belirliyor. O zaman sistemin adı, demokrasi değil '

parakrasi'. Parakrasi yani parası olanların demokrasisi. Parası olanların

demokrasisi de doğal olarak parası olana çalışıyor. Öyleyse bu modeli

değiştirmenin de gereği yok çünkü iktidarı iktidar eden herkes mutlu.