Gündemin nabzını tutan ekonomi haberleri, serbest piyasalardaki ekonomik gelişmeler; canlı borsa, döviz kurları ve altın fiyatları Ekotrent'te!

Altın fiyatları yeniden yükselecek mi?

Geleneksel yatırım aracı altın bugünlerde yatırımcısını üzüyor. Onsu 1500 dolarlara kadar düşen altında herkes "Altın daha da düşecek mi?" diye soruyor biz de bu soruyu İstanbul Altın Borsası Başkanı'na sorduk?

Altın fiyatları yeniden yükselecek mi?
Eklenme: 22 Mayıs 2012, 09:43 / Güncelleme: 22 Mayıs 2012, 17:37
BÜYÜKLÜK
- A A +

Türk halkının geleneksel yatırım aracı altın... Her ne kadar döviz de tasarruf amaçlı bulundurulsa da altın halkın vazgeçilmezi... Son günlerde altın fiyatları yatırımcısına bir hayli kaybettirdi.

Bir dönem onsu uluslararası piyasada 1500 dolar olan altın 2000 dolar sınırından döndü ve yeniden 1500 dolara indi... Peki yeni dönemde altını hangi gelişmeler bekliyor?

Bu soruyu konunun uzmanına İstanbul Altın Borsası Başkanı Osman Saraç'a sorduk...

Saraç Altın Borsası'nın çalışma biçiminden, küresel krizin etkilerine, Arap Baharı'ndan Çin ve Hindistan'ın altın talebine, bankaların altın mevduatı hesaplarından Merkez Bankası'nın zorunlu karşılık hamlesine kadar birçok sorunun cevabını Haber 7 Ekonomi Editörü Hakan Göksel'e anlattı... İşte o söyleşi...

İstanbul Altın Borsası denilince vatandaş ne anlamalı? Kuruluş amacı nedir? Kimler işlem yapar? İşlevi konusunda bilgi verir misiniz?

İstanbul Altın Borsası, 32 sayılı karar çerçevesinde kurulmuş kamuya ait bir kuruluştur. Devletin elinde 2 tane borsa var, borsacılık faaliyetleri biliyorsunuz. Borsalarda her hangi bir ürün işlem görebilir, her hangi bir değer olabilir, menkul kıymet olabilir. Devlet menkul kıymetler ile ilgili İMKB'yi kurmuş, orada özel bir imtiyaz oluşturmuştur, o imtiyazı kendisi çalıştırıyor. İkinci bir imtiyaz da kıymetli madenler ile ilgili olarak, altın, gümüş, platin ile ilgili olarak kendisine ait bir borsa kurmak suretiyle oluşturmuştur.

Bu da Türk ekonomisine kıymetli madenlerle özelikle altının çok uzun süre önemli bir yer tutması sebebiyle, bugünkü ekonomimizin büyüklüğü içerisinde, satın alma gücü paritesine göre 1 trilyon doları aşan bir büyüklüğe göre bugün itibariyle belki çok anlamlı değil ama özellikle 1980 öncesinde ekonomimizin önemli bir bölümünü teşkil ediyordu.

BORSADA YALNIZ 88 ÜYE İŞLEM YAPIYOR

Bugün içinde zaman zaman öne çıkan üretimiyle, ithalatıyla, ihracatıyla, tasarruf boyutuyla önemli bir alan. Dolayısıyla devlet bu alanda bir imtiyazı, borsacılık faaliyetini kullanıyor. Bu borsa çatısı altında 88 tane üye var, bu 88 üyenin 22'si Türkiye'nin en büyük 22 bankası, 4'ü katılım bankası, 18 tanesi normal tasarruf mevduat bankası olmak üzere...

Geri kalanlar altın toptancısı diye tabir edebileceğimiz kıymetli maden aracı kuruluşları. Hazine Müsteşarlığı ön izni veriyor, ikinci izni biz veriyoruz ve faaliyette bulunuyorlar. Bu 88 üyenin dışında hiçbir kişi, kuruluş, şirket ya da şahıs Türkiye'de altın ithalatı, gümüş ithalatı, platin ithalatı yapamazlar, bu sadece üyelere mahsustur, üyeler de bu imtiyazı bu şekilde kullanıyorlar. Borsanın yönetimine katılıyorlar, benim haricimde yönetim kurulundaki 4 kişi bu üyelerin genel kurullardaki seçimiyle oluşan bir yapısı var.

HER ALINAN VE SATILAN ALTIN İŞLEMİ BURADA GERÇEKLEŞİR

Diğer borsaya nazaran herhalde insanların gidip işlem yapabilecekleri bir yer değil...

Aslında dolaylı olarak vatandaşlarımız yapıyorlar. Orada ağırlıklı olarak bankaların sahip olduğu aracı kuruluşlar ve farklı yapıda aracı kuruluşlar var. Onların internet şubeleri üzerinden işlem yapılıyor. Burada da zaten ağırlıklı olarak işlemi yürüten bankacılık kesimi üzerinden vatandaşımız bu işlemi yapıyorlar.

Bunun borsa çatısı altında gerçekleştirildiğinin farkına olmayabilir insanlar ama yatırdıkları her altın ya da sattıkları kıymetli madenler, mevduatlarına bağlı olarak aslında burada alınıp satılıyor. Yani vatandaş 100 gramlık altın satın aldığı zaman o hesap burada işlem görüyor, o hesabın total alımı burada gerçekleşiyor ya da sattığı zaman veya hesabını kapattığı zaman o satış burada cereyan ediyor, banka onların hepsini toplar tüm Türkiye'de diyelim ki mesela 20 tonluk bir portföye ulaşmıştır, onun içerisinde günlük 1 tonluk alım oluşmuştur, onları gelir burada satın alır ya da satın emri gelmiştir yine gün içerisinde o satın alımı burada gerçekleşir. Tek problem vatandaşın doğrudan bu teması kuramamasıdır.

YAKINDA VATANDAŞ DOĞRUDAN İŞLEM YAPABİLECEK

Vatandaşın doğrudan İstanbul Altın Borsası'nda işlem yapması ile ilgili bir çalışmanız var mı?

Bizim buna dayalı olarak vatandaşın da banka şubesi üzerinden bir elektronik sistem aracılığı ile işlem yapabilmesini yani kendi mevduatına dayalı birikimini doğrudan kendisinin kullanımına ilişkin sürdürdüğümüz bir çalışma var ve son aşamalarına geldik.

Vatandaşımız da oradan banka başta olmak üzere aracı kuruluşlar ile de sözleşme yapmak suretiyle kullanması mümkün olacak. Onların da müşterileri var ama onların müşterileri bireysel yatırımcıdan ziyade, ikinci üçüncü aşamadaki toptancılar diyelim ya da satıcılar aslında yani onlar bireysel müşteri değiller.

Buradaki toptancının Ankara'da müşterisi var, o da büyük çapta bir oyuncu, tasarrufçu ya da yatırımcı ama şahıs değil kurumsal olarak faaliyet gösteriyorlar. Bunların hepsiyle ilgili üyelerimizin elektronik yazılım aracılığıyla borsaya erişebilecekleri, kendi altınlarını -bu 100 gram da olabilir 1 ton da olabilir- bunların alınıp satılabileceği bir platformu çok yakında faaliyete geçireceğiz.

HER YIL 250 TON ALTINLA İŞLEM YAPILIYOR

Şu anda mevcut potansiyel nedir, borsada ne kadarlık işlem hacmi gerçekleşiyor?

Son 10 yılına baktığımız zaman borsadaki işlem hacmi çok değişken olmakla beraber, 250 ton civarında bir ortalamaya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Geçen yıl 227 ton işlem hacmimiz vardı, bu yıl 15 Mayıs itibari ile 95 ton işlem hacmimiz var. Yani yılın ilk 4 buçuk ayında işlem hacmimiz 95 tondur. Böyle giderse geçen seneki rakamlara erişme ihtimali var tabi. Dolayısı ile ciddi bir büyüklüğe tekabül ediyor.

BORSACILIK FAALİYETİNDE DÜNYADA İKİNCİ

Dünya ile kıyasladığımızda işlem hacminin büyüklüğü ne kadar?

Tabi bu borsada gerçekleşen işlem hacmi bunu unutmamak gerekiyor. İkincil, üçüncül, dördüncül satışlar bankanın kendi içinde olabilir borsada gerekmeyen çünkü borsada fiyat uygun olduğunda zaman ya da ortam uygun olduğunda insanlar alım/satıma başvuruyorlar.

Bu alım/satımın olmayacağı durumlar da söz konusu, ikincil üçüncül oyuncular birbirlerine de alıp satıyorlar. Yani 1 kilogram altın sistem içerisinde ikinci, üçüncü eller üzerinden sürekli olarak alınıp satılıyor. Dolayısı ile bütün o şeyi yakalayabilmek mümkün değil ama salt borsada gerçekleşen bile çok ciddi bir rakamdır.

Dünya piyasaları ile karşılaştırdığımızda borsacılık faaliyetleri açısından bakarsanız dünyada 2. sıradayız bu anlamda. Yatırım talebi olarak bakarsanız biraz daha farklıdır. Yıllık total altın talebi yaklaşık 4.000 ton. Bunun içerisinde borsacılık faaliyeti olarak gerçekleşen yıllık ortalama dediğim gibi 250 ton seviyesinde.

Bu anlamda faaliyette fiziki talep içerisinde bir numara Çin'deki Şangay Borsası. Dünyadaki altın arz ve talebinde, arzında değil de talebinde özellikle daha çok vadeli piyasalar çalışır. Fiziki olan piyasalar azdır ve büyüklükleri vadeli piyasalar ile kıyaslanmayacak kadar düşüktür çüNkü vadelilerde malum sürekli menkul kıymet el değiştiriyor. Dolayısı ile nihai fiziki talebe dönüşmesi de son derece sınırlı, total miktarın %5'i belki fizikiye dönüşmektedir.

Şangay Altın borsasının yıllık işlem hacmi yaklaşık 600 ton, son birkaç yıldır erişmişler bu rakama ve örneğin 4 yıl önce bizim altımızda yer alıyordu ama şimdi bizim tabi çok çok üzerimize çıktı, borsacılık anlamında müthiş bir fiziki talep olduğu için. Borsacılığın dışına çıktığınız zaman fiziki talepte her zaman özellikle son 4-5 yıldır Uzak Doğu yani Çin, Tayland vs. önde geliyor, Hindistan önde geliyor sonra Avrupa ülkeleri, Orta Doğudaki kimi ülkeler ve onlarla beraber bizim talebimiz var.

Borsacılık faaliyeti açısından düşündüğünüzde dünyada fiziki altında 2. sırada olduğumuzu söyleyebiliriz. Benzer şey gümüşte de söz konusu, son yıllardaki ortalamamız yaklaşık 350 ton seviyesindedir. Bunlar gümüş anlamında ciddi rakamlardır.

ALTINLAR BİZZAT EL DEĞİŞTİRİYOR

Fiziki söyleminden kastınız nedir?

Altınlar bizzat el değiştiriyor, fiziki takası biz yapıyoruz. Burada dünyada kullanılan çok farklı sistemler var. Ağırlıklı olarak bankalar kullanılır takaslarda, biz de paranın takasını ihale ile belirlenen bir bankaya veriyoruz. Bir banka aracılığı ile yürütüyoruz. Kendimiz alıp kendimiz bankacılık sistemine dâhil olmadığımız için onu sisteme sokamıyoruz.

Ama altının takasını bizzat biz kendimiz gerçekleştiriyoruz. Günün sonunda belli bir saatin içerisinde valörlerine bağlı olarak yani bugün dediğimizin saati geldiği zaman paranın ve altının takası gerçekleşiyor.

EN AZ 1 KG'LİK ALTINLAR EL DEĞİŞTİRİYOR

Söz konusu altınlar nasıl, külçe bazında mı, özellikleri neler?

Minimum işlem bizim kendi mevzuatımızda işlem adımları 1 gram ve üzeri olarak belirlenmiştir ama dünyada ağırlıklı olan fiziki üretim 1 kilogram ve üstü olarak cereyan ettiği için,  1 kilogramlık altınlar işlem görür.

Belirli standardı vardır; kimlerin üreteceği belli olan, rafineriler eliyle üretilmiş, onun listeleme çalışması bize aittir bize kota olmuş kendi denetlediğimiz rafinerilerde üretilmiş olan altınların ancak alım ve satımı burada gerçekleşiyor ki bu rafinerilerin 3 tanesi Türkiye'dedir geri kalanı yurt dışındadır.

Bu rafinerilerde üretilmiş olan altınların ancak alımı ve satımı burada gerçekleşiyor. Hangi ayar derseniz 995 ayar saflıkta olması gerekir. Her bir külçenin sertifikası vardır, eritilip bir mücevhere dönüşünceye kadar o sertifika külçeyle beraber dolaşır. Bizde alım satım işlemlerinde o sertifikalar el değiştirir. Üyelerimiz bu altınları kendileri götürüp getirebilecekleri gibi kasalarımıza bırakmaları da mümkündür, ağırlıklı olarak da zaten kasada bırakılıyor yani küçük işlemler çekilir de ama 50-100 kilogramlık işlemler kasalarda bırakılıyor.

Dolayısı ile biz saklama hizmeti de yürütüyoruz.Borsanın 1567 sayılı kanuna bağlı 32 sayılı kararın yetkileri sebebiyle birinci işlevi tescildir, ithalattan gelen kıymetli madenlerin tescil edildiği yerdir; çünkü ekonomi için önemli kabul edilmiş. Her bir seri numarası borsanın kurulduğu 1995'ten bu yana her 1 kilogramlık külçe tescil edilmiştir.

Bugün hala kimin ne kadar ne zaman ithalat yaptığının bilgileri vardır bu numaralar üzerinden. İkinci işlevi, bir borsa hüviyeti olması saikıyla serbest rekabet şartlarının fiyatının oluşmasını teminen borsacılık teminatı yani alım/satım gerçekleşmektedir.

Üçüncüsü ise saklama; az önce söylediğim gibi, üyelerin varlıklarının saklanması. Şu anda bankalara ait mevzuatlarında bulunan varlıklarının tamamının saklamasını İstanbul Altın Borsası yapmaktadır.

Borsanın ismi altın borsası ama sadece altın değil diğer kıymetli madenler de işlem görüyor değil mi?

Evet, kıymetli madenler demek lazım, ismi 1995'te altınla başlamış sonra 1999'da gümüş devreye girmiş. Borsanın isim değişikliğine gidilmesi gerekir ama altın isminin cazibesi herhalde; bu pek de bizim elimizde olan bir şey değil büyüklerimizin vereceği bir karar. Dolayısı ile cazibe kaybolmasın diye düşünülmüş bu güne kadar, öyle tahmin ediyorum.

1995'te altınla başlamış sonra 1999'da gümüş devreye girmiş sonra platin devreye girmiş. Platin işlemleri son derece sınırlı çünkü Türkiye'de çok cazip bir ürün değil yani ağırlıklı olarak sanayide kullanılan bir ürün olduğu için. Dolayısıyla burası kıymetli maden borsası.

ALTIN GÜMÜŞ DIŞINDA MADENLER DE VAR

Altın, gümüş ve platin dışında bir maden var mı?

En son bu yıl bir de paladyum da ilave edildi sisteme. Aslında kıymetli madenler bunlarla sınırlı değil başka madenler de var ama onlar sanayide kullanılanlar henüz bizim sanayicimizin çok nitelikli olarak kullanamadığı ürünler işin açıkçası.

Yoksa Avrupa'da hem bunun kullanımında hem rafinasyonunda yönünden değerlendirilen ürünler. Altın mücevheri çıkarıldığı zaman onun mutlaka bir bölümünde bakır, gümüş, rodyum, rutenyum bulunabilir. Fakat bizde pek değerlendirilmediği için sadece altın özellikle ayrıştırılıp geri kalan eğer nitelikli miktarlardaysa bırakılıyor ve başka yerlere gönderiliyor.

ALTIN YENİDEN YÜKSELECEK Mİ? >>> DEVAMI İKİNCİ SAYFAYADA!

Son dönemde altının ons fiyatı 1500 dolardan 200o dolara kadar çıktı yeniden 1500 dolara dönüş yaptı. Altının yükseldiği dönemde 2000-2400 dolar seviyelerini test edeceği iddia ediliyordu. Altın yeniden bir yükseliş sürecine girecek mi bu konudaki beklentiler ne yönde?

Altın ile ilgili beklentiler, gördüğü en yüksek değerin enflasyondan arındırılıp bu güne uyarlanmış versiyonu 2.200 dolar ile 2.400 dolar arasındaki bir değeri yakalaması yönünde. Bu çok konuşuldu hatta altın 800 dolar seviyesindeyken konuşulmaya başlandı.

Bundan kasıt da 1979-80 yılındaki petrol krizinde altının ciddi anlamda bir zirve yapması sebebiyle tekrar aynı noktalara test edebilecek. Bu 2008'de başlayan önce bir emlak krizi gibi kendi içinde yuvarlanıp giden bugün hala bir durgunluk dönemi olarak devam eden sürecin, 2008'den 2012'ye kadar da devam eden sürecin içinde altının mutlaka bu rakamları test edeceğini, 2.000 dolarlar civarında da test etti.

Tekrar aynı noktalara gelir mi, tekrar bunun üzerine çıkar mı bilemem, geçen yılın sonunda bu yıl için yapılan tahminlerin hepsinin yılın ikinci 6. ayından itibaren bu yönde bir eğiliminin olacağı yönündeydi. Fakat 2. 6 aya yaklaştığımız şu günlerde 1.500 dolar seviyesine yani bulunduğu noktadan da aşağı seyrediyor.

ALTIN FİYATINA EN ÖNEMLİ ETKİ EDEN ŞEY DOLARIN KONUMU

Daha da düşeceği yönünde görüşler var...

Olabilir tabi ben bilemem ama fiyata etki eden çok farklı şeyler var. Her önemli gelişmenin nasıl etki ettiğine yönelik bir rapor var. Altın fiyatlarına etki eden en önemli şey; doların değeri ve bulunduğu konumdur. Dolar veya diğer paralar ne kadar altına bağlı olmaktan çıkarılmışsa da, 1974'den bu yana kalkmış görünüyor ise de baktığımız zaman en güçlü paraların hepsinin arkalarında yani merkez bankalarının rezervlerinin çoğunluğu altındır.

Yani belli bir parayı basıyor ama rezervine baktığımız zaman, rezervin içinde altın payı düşmüş değildir. Kıta Avrupası'ndaki belli başlı bütün büyük ekonomilere baktığımız zaman, 1 tanesi hariç hepsinde altın hala merkez bankaları rezervleri içerisinde çok önemli yer tutmaktadır.

Uzak doğu ülkelerinde bu derece değildir ama bu krize doğru giderken, fiyatlar yükselirken, krizin içerisinde bunların her biri rezervler içindeki altın miktarlarını arttırmışlardır. Dolayısı ile altın fiyatında dolara bir bağımlılık var bunu bilmek gerekiyor. İkincisi dolarla ilişkisi şu yönde; altının bütün alım/satımı da dolarla yapılıyor yani dünyada yerel milli paralarla satışlar son derece sınırlıdır. Altında kilogram anlamında alım/satım dolar ile yapılıyor.

ABD VE AB KRİZDE ALTIN NEDEN DÜŞÜYOR?

ABD'nin parasal genişleme politikaları, Avro Bölgesi krizinde alınan tedbirler malumunuz.... Doların bollaşması, Euro'nun krizde olması biraz daha güvenli liman olarak görülen altının fiyatlarını arttıracak etkiler değil miydi?

ABD Merkez Bankası süreç içinde 4-5 defa büyük miktarlarda parasal genişleme yaptı, bir kısmını açıkladı. Faiz oranlarında hemen hemen bir istikrar var, reel olarak eksi değerlerde tutma gibi bir eğilim gösterdi. Büyük oranda da dünya ekonomisi ona paralel hareket etti. Amerika'daki her türlü ekonomik gelişme diğer ülkelere yansıyor. Burada problemlerden bir tanesi Amerikan doları cinsindeki değişmelerdir.

Ona baktığınız zaman aynı miktar altını daha fazlaymış gibi görünen parayla alıyorsunuz ama yaklaşık olarak sistem değişmiyor aslında. Çünkü Amerika parasının değerini düşürdüğü zaman, fiyat artışına sevk ediyor ama satın alma gücü olarak neye tekabül ediyor bu...

Şimdi yaklaşık olarak 10 sene önce yapılmış bir çalışma var. Son yüz yılın satın alma paritesine göre altına bakıldığı zaman, altının hemen hemen aynı satın alma gücü paritesine sahip olduğu görünüyor. Bu anlamda bir yönüyle iyi bir yönüyle iyi değil. Kriz ortamlarında kendini koruma anlamında çok iyi ama ekstra beklentiler, bir rant beklentisi yönünden yanlış bir tercih.

Zaten altının kriz ortamlarında değerinin artması, kriz ortamında likit bir varlık olarak değerinin artmasının en önemli saiki de budur. Dolayısı ile bu günlerde de hala bu resesyon ortamında da altının çokça konuşuluyor olmasının sebebi bu.

ALTIN DÜŞER Mİ ÇIKAR MI?

Fiyat düşer mi çıkar mı noktasına baktığımız zaman önemli gelişmeler var. Birincisi dediğim gibi Amerikan dolarındaki değişmeler, enerji fiyatlarındaki değişmeler. Çünkü enerji fiyatlarındaki artış ve azalma altını bir koruma unsuru olarak kullanılmasını gündeme getiriyor. Her türlü istikrarsızlık altının fiyatına olumlu etkide bulunur maalesef. Bir yatırımcı için beklenti elbette altın fiyatının yukarı yönde hareket etmesidir ama bütün dünya ekonomileri için gerekli olan şey açıkçası, altının fiyatının artışına neden olan şeylerin ortadan kalkmasıdır yani doğrusu budur. Çünkü ekonomilerin belli bir sağlıklı ortama ulaşması, her türlü refahın artışına sebeptir yoksa sadece elinde altın tutanların refahını herhalde kimse istemez.

ARAP BAHARI PETROL VE ALTIN FİYATLARINI NASIL ETKİLİYOR?

Yeniden başa döneceğim, Ortadoğu'daki Arap Baharı'na baktığımızda iç karışıklıklar ve savaş ihtimali söz konusu iken petrol fiyatlarında yükseliş beklerken altındaki düşüşü nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Özellikle petrol ya da enerji fiyatları açısından baktığımızda, dünyadaki en büyük enerji arz eden ülkelerin siyasi iktidarsızlık bölgelerinin tam ortasında yer aldığını görürüz. Bütün Ortadoğu coğrafyası, bütün Kafkas coğrafyası her türlü krizlere gebe, bunu bünyesinde taşıyan merkezler ve bizim de sınırında bulunduğumuz bir alan.

Bu coğrafyada petrol fiyatlarının nereye doğru gideceği yönünde bir belirlilik yok şu an için. Düşüş eğiliminde olması gibi bir beklenti var ama kısa vadede, uzun vadede nereye gideceğini bilmek mümkün değil. Fiziki külçe altın talebine baktığımız zaman, mücevheratı, bankacılık sistemini falan bir tarafa bırakarak söylüyorum; 2011 yılı rakamlarına bakarak söyleyecek olursak 1.209 ton yıllık fiziki altın talebi olmuş.

Bunun 100 tonu Ortadoğu ülkelerinden talep edilmiş. Şu an itibari ile 2010 yılı rakamlarını da incelersek bir artış söz konusu ama kriz döneminde yani 2002 yılında yaklaşık dünyada toplam 202 ton külçe altın talebi olmuş ve bunun 25 tonu Ortadoğu coğrafyasına ait. Bu bölgede en büyük talebi İran gerçekleştiriyor.

Bunun en büyük etmenlerinden bir tanesi petrol ya da coğrafi ile ilgili kendisine dayattığı sıkıntıların dışında, ülkenin kendisine mahsus özel yaşadığı sıkıntıların da etkisiyle bir rezerv güçlendirme çalışmasıdır. İkinci sırada Suudi Arabistan, Yemen, 3. sırada da Birleşik Arap Emirlikleri yer almaktadır. Dolayısıyla petrol arz eden ülkeler, bu sıkıntılarının giderilmesi için bir nebze altına talebine yönelmiş durumdalar.

Bu coğrafya aynı zamanda mücevherat talebi anlamında da dünyanın en çok mücevherat talep eden bölgeleri içerisinde bulunuyor. Özellikle nüfusu ile kıyaslandığında toplam 200 milyonu bulmayan bir nüfusla çok ciddi bir tüketim talebi var, dünyanın en büyük tüketim talebi Hindistan'dır. 22 ayar ürünler ağırlıklı olarak talep ediliyor bu mücevherat pazarı için önemli bir alan.

Son krizle beraber özellikle ABD'de de Avrupa Birliğinde de gelir düşmesi sebebiyle oralara ihracat kapılarımız hemen hemen kapandı ya da daraldı diyebiliriz.  Bu sebeple ağırlıklı olarak Ortadoğu'ya ürün satılıyor. Bu satılan ürünler de çok estetik ürünler değil, 22 ayar altın miktarı çok olan, işlemesi el emeği fazla olmayan ürünler oluyor.

Geçmişte daha çok gösterişli ürünler tercih ediliyordu şu an bu durum değişmiş gibi görünüyor...

Evet, tabi şimdi Avrupa ya da Amerika'ya sevk edilen ürünler; 14 ayar 18 ayar ürünler aynı parayı alıyorsunuz, oraya 1 gramlık altın kullanıyorsunuz 100 dolara satıyorsunuz ürünü. Avrupa ülkelerine de 100 dolarlık mal satıyorsunuz ama mesela içinde 3,5 gramlık altın var yani içindeki altın miktarı değişti, işçilik değişti.

Batı ülkelerine daha fazla işçiliğinizi pazarlayabiliyorsunuz çünkü o altının niteliği ile ilgilenmiyor, ürünün estetikliği ile ilgileniyor. Son yıllarda Türkiye'de de Ortadoğu'da da ağırlık kazanan bir tüketim de pırlanta. Geçmişte yüksek gelir seviyesine sahip olan insanların tükettiği bir ürünken, şimdi buna bir yöneliş var. Bu anlamda da Türkiye bu eğilimden çok ciddi anlamda da istihdam ve gelir sağlayabilecek, ürünün içindeki metal ve taşın sadece kendisini değil işçiliğini de satabilecek potansiyele sahip.

HİNDİSTAN VE ÇİN'İN TALEBİ PİYASALARI NASIL ETKİLİYOR?

Hindistan ve Çin altın toplamaya yönelik çalışmalar yürütüyorlar, bu ülkelerin bu hamleleri piyasaları ve dengeleri nasıl etkiliyor?

Şöyle söyleyelim; Hindistan tüketim olarak, üretim olarak güçlü bir ülkedir. Tüketim olarak zaten dünyada birinci sırada yer alıyor çünkü altınla ilgili hukuk bizim geleneklerimizde yer alan altının, yer aldığı boyutunun biraz daha ağır biraz daha keskin boyutlarda.

Bizde insanlar bir ev sahibi olabilmek için hayatlarını vakfederler, Hindistan'da da düğününü yapabilecek takıyı yapabilmek için yaşarlar yani belli bir yaşa kadar bütün gayretleri bu yöndedir. Dolayısı ile onların kültürleri içerisinde altın çok önemli bir yer tutuyor, vazgeçilmez bir yere sahip.

Bunun ötesinde elbette tasarruf olarak kullanılıyor, ticari amaçla kullanılıyor, ciddi bir ülke. Fakat Çin tüketim anlamında altınla hukuku son derece zayıf bir ülke, mücevherat talebi son derece zayıf bir ülkeydi, yatırım talebi de kriz öncesi yıllarda çok güçlü değildi. Özellikle krizle birlikte kıyaslanmaz şekilde altına bir talep oldu bu sadece Çin'de değil Uzak Doğu ve Asya ülkelerinde de altına dönük bir yatırım başladı.

Örneğin Şangay Altın Borsasının 2007'de işlem hacmi150 tondu, 2010'da baktığımızda işlem hacmi 660 tona yükseldi. Bu fiziki işlemlerin dışında 2008-2009 yılları başlarında vadeli işlemlere başladılar, altında 6000 tonluk bir vadeli işlem hacmine ulaştılar. Çinli yatırımcı muazzam bir şekilde altını yatırım aracı olarak kullanmaya başladı. Tabi talep artışı malum arz talep dengesinin oluşumuna etki ediyor ve o etki size de yansıyor.

Dünyadaki siyasal dengelerin değişmesi anlamında yani bugün Çin'in elinde dolar da bol altın rezervi de bol...

Tabi altın rezervlerine baktığınız zaman, rezervlerinin henüz %1,5'i altın. Yani bu kadar konuşulmuş olan, az önce söylediğim önemli artış gösterdi vs. dediğim rakamlar, rezervlerinin %1,5'ine tekabül ediyor. Çin Merkez Bankası rezervlerinin kendi deklare ettikleri rakamlar böyle, geri kalanların önemli bir bölümü Amerikan doları ya da dolara endeksli menkul kıymetlere yatırılmıştır. Hala Çin Merkez Bankası doların en büyük alıcılarından bir tanesidir. Ama fark eden bir şey yok yani altın da dolar da birbirleriyle çok sıcak ilişkileri olan ürünler olduğu için, tek başına müstakil bir durumları yok.

YASTIKALTI DİYE TABİR EDİLEN BİRİKİMLERİN BÜYÜKLÜĞÜ NE KADAR?

Bankalarda son dönemlerde altın mevduat hesabı uygulaması var, Türkiye'deki altına yönelik yastık altı potansiyelini değerlendirdiğiniz zaman bu girişimin ne kadar başarılı olacağını öngörüyorsunuz?

Şöyle söyleyelim; Türkiye'de vatandaşın elinde banka mevduatına girmemiş, resmi kayıtlara intikal etmemiş ne kadar altına dayalı değer bulunduğu konusunda net bir bilgi yok, böyle bir veri biz dâhil hiçbir kurumun elinde yok.

Anket çalışmasıyla yapılmış birkaç tane akademik veri var. Bu veriler de biraz uçuk veriler işin açıkçası yani çok sağlıklı görünmeyen veriler. Dolayısı ile Türkiye'de yastık altında ne kadar altın olduğunu bilmek mümkün değil. En sağlıklı rakamlar 100 milyar dolar civarına ulaşıyor bugün itibariyle.

Bu tabir ettiğiniz 100 milyar doların altın olarak karşılığı kaç kilograma geliyor?

Şimdi sürekli fiyat değişiyor ama ortalama bir rakam söyleyecek olursak; yaklaşık olarak 2.000 tona tekabül ediyor. Bu çok büyük rakam tabi işin açıkçası ama dediğim gibi 5.000 ton gibi rakamlar da söyleniyor. Açıkçası bu rakamı kesin olarak bilemiyoruz.

İnsanlar bizim ekonomik gücümüzü, yastık altı tabir ettiğimiz altın miktarını ve sisteme girse bugün gücümüzün göstergesi ne olabilir merak ediyorlar. Çünkü altın mevduatı boyutuna girdiğiniz zaman 14 milyar TL'ye dayanan bir büyüklüğü var, 8,5 milyar dolardan biraz fazla bir rakama tekabül eder. 8,5 milyar dolar Türkiye'nin ekonomisi içerisinde, küresel ekonomi içerisinde hiçtir ama sıfırdan bu noktalara daha doğrusu 250-260 milyon TL'lerden 14 milyar TL'ye gelinmesi ciddi bir rakamdır.

Bu bir eğilimi gösterir ve bunun önemli bir bölümü sıfır açılmış hesaplardır. Salt altına dayalı olarak açılmış olan hesaplardan bahsediyoruz. Bir tasarruf eğilimi anlamında da güzel bir şeydir her ne kadar %12'lerde dolaşıyor da olsa. Bizim gibi tüketimi, yatırımının tasarrufunun önünde giden bir ülke için işin açıkçası iyi bir göstergedir. TL ve yabancı para mevduatlarımızın toplamı 800 milyar TL'yi aşıyor, 14 milyar bunun içerisinde de küçük bir rakam ama nereden nereye gelindiğini göstermesi açısından önemli bir eğilimi bir varlığı gösteriyor.

Dediğim gibi vatandaşın yastık altı yatırımının ne kadar olduğuna dair kesin bir veri yok. Fakat hükümetimizin yaptığı çalışmalar, bankaların bu yönde teşvik edici çabaları, hesap açmaları, reklam yapmaları bunlarla ilgilenenler için faiz vermeleri çünkü bunu faizsiz değerlendiren insanlar da var, bütün bunların hepsi teşvik edici unsurlar olmuştur.

Bu alanda 40 kadar yatırım fonu kuruldu. Bu yatırım fonlarının yarısına yakınının bakiyesi var ve bu bakiyeler içerisinde de yaklaşık 1 milyar dolarlık bir varlık var. 8,5 milyar doların dışında burada fonlarda da 1 milyar dolarlık bir varlık var. Bu arada bunun bir kısmını da biz saklıyoruz.

MERKEZ BANKASININ HAMLESİ PİYASALARI NASIL ETKİLEDİ?

Merkez Bankası'nın zorunlu karşılıkların bir kısmını altın olarak kabul etmesi nasıl bir rol oynadı bu çalışmada?

Bankacılık bu konuyla ilgilenir, hangi ürün hangi dönemde revaçtaysa, yatırımcının ilgisini çekecekse bankalar o yöne kayar. Kriz ortamında da yatırım cephesinde KOBİ'lerle daha çok iletişim kuruldu bireysel krediler kısmen ama ağırlıklı olarak KOBİ kredileri ön plana çıkarıldı hükümetimizin de desteğiyle.

İkinci planda da bu altına dayalı her türlü tasarrufun artışı ama bunun içine parantez olarak da altına dayalı mevduatların artışı, yani 1990'lar boyunca kamu kâğıdı alıp satan bir bankacılık sisteminden kriz ortamında buna yönelen daha geniş alanlara yönelen yarın da başka alanlara yönelik işleyeceklerdir, bugün de bunu işliyorlar. Merkez Bankamızın rolü ise dünyada benzerine rastlanmayacak son derece takdire şayan bir çalışmadır.

Bankaların elindeki karşılık miktarlarının bir kısmını altın olarak biriktirdikleri ve bunları hiçbir şekilde değerlendiremedikleri için, Merkez Bankası güzel bir çalışma ile ellerindeki para mevduatlarını, yabancı para miktarlarını daha rahat kullanabilir kredi verebilir noktaya getirebilmek için -aşağı yukarı 3,5-4 milyar dolarlık bir rakama tekabül ediyor- bunu serbest bırakmayı sağlayan bir sistem ile karşılıkların bir kısmının altın olarak ayrılmasını temin etti. Burada da ciddi bir rakam serbest kaldı. Bu borsaya şu şekilde yansıdı; elbette bu tür çalışmalar işlem hacmine olumlu tesirde bulunur. Merkez Bankamızın bu altınlarının saklanması, kendi altınlarının değil de bu karşılık olarak ayrılan altınların saklanmasıyla ilgili de bir çalışma yapıyoruz. Kısa zaman içerisinde onların da bizim tarafımızdan saklanması gündemde, henüz netleşmiş bir şey yok.

Peki, bu yastık altındaki altınların işleme koyulması iyi mi kötü mü yani bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bankacılık sistemi tabi bir çarpan etkisi yaratan bir mekanizma, dolayısı ile fevkalade önemli. Yastık altı tabir ettiğimiz altınların hiçbir şeye gerek yoksa dahi güvenlik için banka eliyle tasarruf edilmesi fevkalade faydalıdır. Elde çok küçük miktarlar varsa bunları bana götürüp bankaya teslim etmeye gerek yok çünkü halkımız çeşitli badireler atlatan bir halk ve bunu bir tedbir olarak mutlaka bir köşede tutar. Bunun da tutulması iyidir yani her tedbir amaçlı elde bulundurulan miktarın bankaya taşınması gerekmez.

Elde bir miktarın mutlak suretle tedbir amaçlı bulundurulması lazım ama evinde birkaç kilo altın bulunan bir insanı da ben sağlıklı bir yatırımcı bir tasarruf sahibi olarak nitelendiremem. En basit olarak güvenlik itibari ile sigortası itibari ile böyle bir şeye gerek yok bu çok yanlış olur. İkincisi evinizde duran o değerin çarpan etkisi yaratmasına imkân ihtimal yok, sadece stok bir değer olarak orada durur. Hiçbir kimseye hiçbir şekilde katkı sağlaması artı bir değer sağlamasına ihtimal yok.

Hâlbuki bankacılık sisteminde bu mümkün. Elbette burada banka da kendi karlarını yaratarak sisteme kazandırma mekanizmasına dönüşmesi gerekir. Bugün sadece altın kredisi olarak, altın kuyum sektörüne verilen kredilerin büyüklüyü yaklaşık 800 milyon dolardır. Dolayısıyla bankacılık sektörünün elinde toplamasında fayda var ama dediğim gibi çok küçük miktarlarda krizlerde -Allah korusun dar zamanlarda- kullanmak için bir kenarda bir miktar bulunmasının bence bir sakıncası yok.

BANKALARIN ANA PARA GARANTİLİ ALTIN İŞLEMLERİ İLERİDE KRİZ NEDENİ OLABİLİR Mİ?

Bankaların altın fiyatı düşse bile aldığı günkü fiyattan uygulama yapacağına dair garantisi var, bu durum kriz yaratır mı?

Yok, bankacılık zaten onu aldığı gibi tutmaz yani biliyorsunuz bankalar açtıkları kredileri, açtıkları mevduatları mutlaka başka yerlere plase ederler yani bir yerde kalmaz. Bunlar totalde sigorta sistemine intikal ederler, Londra'daki büyük havuza intikal eder.

Dolayısı ile bir işlem diğeri ile desteklendiği için, banka o riski mutlaka başka yerlere havale etmiştir. Bunun da şartları var tabi ve bu da denetleniyor BDDK tarafından hem de gayet sıkı bir şekilde. Dolayısı ile o anlamda kimsenin endişe duymasını gerektirecek bir durum olmadığını düşünüyorum.  Dediğim gibi 800 milyar TL'lik büyüklük içerisinde 14 milyar TL yani bugün içerisinde geldiği nokta bu...

(Haber 7)

hakan.goksel@haber7.com

Kaynak : Haber7

SOSYAL AĞLAR

BU HABERE 3 YORUM YAPILDI

Yorumlarınızı kendi özgün iradenizle yayınlamakta olup; bununla ilgili her türlü dolaylı ve doğrudan sorumluluğu tek başınıza üslenmektesiniz. Yorum yaparak Toplum Kuralları ve Kullanım Koşulları'nı kabul etmiş sayılırsınız.
0 / 1000

levent

22.05.2012 11:14

yastik altindaki altini ekonomiye kazandirmanin yolu. altin in aynen para gibi bankaya yatirilip cekilebilen hale getirilmesi lazim - bunun icin de darphane tarafindan basilan cumhuriyet altini nin sertifikali olarak uretilmesi ve bankalarca altin hesabina kabul edilmesi gerekiyor - bu uygulamayi bankalar kendi adlarina bastirdiklari altin ile hale hazirda yapiyorlar - amac turk halkinin yatirim icin kullandigi cumhuriyet altininda da bankalarin ortak olarak hesap acmalari - ondan sonra altin havaleleri bile olur kolayca hesaptan hesaba

Yavuz Çiğdem

22.05.2012 11:29

yükselecek tabi.. yahu avrupa daki ekonomik krize destek olabilmek için doların yükselip altının düşmesi az dolarla daha fazla altın alabilmek demek. gelecek zaman da dolar düşecek altın yükselecek. avrupa da bundan rant elde edip krizden kurtulacak. bence olay budur. ya da türkiye de bulunan altın rezervinden dolayı düşüşe geçti.

ammar

22.05.2012 15:00

çileden çıkaran reklamlar. ya kardeşim ben haberi okumak için tıklıyorum bi sürü reklam etiketi valla fareyi oynatıyom dalga geçer gibi reklamlar yayılıyor sayfaya reklam okumak istemiyorum yav nerde kaldı özgürlük.