Dikkat çeken EYT açıklaması: Asıl mağdur onlar

İstinye Üniversitesi İktisadi ve İdari Sosyal Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Kurt, Haber7 Gündem Masası'nın konuğu oldu. Kurt, Emeklilikte Yaşa Takılanlar(EYT) konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

GİRİŞ 01.03.2019 09:34 GÜNCELLEME 01.03.2019 09:40
Bu Habere 84 Yorum Yapılmış

İstinye Üniversitesi İktisadi ve İdari Sosyal Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Kurt, son günlerde özellikle Ana Muhalefet Partisi CHP’nin gündeme getirdiği Emeklilikte Yaşa Takılanlar(EYT) konusunu Haber7.com’a değerlendirdi. Süleyman Demirel’in 1992 yılında seçimlerini kazandıktan sonra emeklilik yaşını kaldırdığını hatırlatan Resul Kurt, “Süleyman Demirel popülist bir iş yaparak Türkiye’yi zora sokmuştur. En büyük kötülüğü de yaş şartının kaldırılmasıyla emekli olan vatandaşlarımıza yaptı. Bu kişiler erken emekli oldukları için ödedikleri primlere göre çok düşük emekli maaşları almaya başladılar” dedi. Resul Kurt, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SGK Genel Müdürü olduğu zamanlarda düzenlemeyle ilgili olarak 'Emeklilik yaşının kaldırılmasının sosyal güvenlik sistemi üzerinde çok büyük bir yük oluşturdu' söylemlerini hatırlatarak, Kılıçdaroğlu'nun EYT ile ilgili popülist söylemlere itibar etmemesi gerektiğini söyledi. 

 

 

Haber7.com Ekonomi Editörleri Özgür Gündüz ve E. Giray Topçular'ın sorularını yanıtlayan Kurt, EYT konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. 

SOSYAL MEDYANIN ETKİNLİĞİNDEN DOLAYI GÜNDEMDE KALIYOR

EYT sorunu ilk olarak nasıl ortaya çıktı? Çıkma sebebi neydi?

EYT sorununun 8 Eylül 1999 tarihinde o dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan’ın çıkarmış olduğu bir yasayla ortaya çıktı. 1991 yılında seçimi kazanması halinde emeklilik yaşını kaldıracağını beyan eden Rahmetli Süleyman Demirel, bir düzenleme yaparak aslında bugünkü sorunların temeli olan ve ülkemizi de ekonomik ve sosyal açıkları anlamında ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakan bir düzenleme yaptı. 1992 yılında Süleyman Demirel iktidara gelmesinden 3 ay sonra yaptığı yasal düzenleme ile emeklilik yaşını kaldırdı. 1992 yılından 8 Eylül 1999 yılına gelinceye kadar milyonlarca vatandaşımız emeklilik yaşını beklemeden alınlarının akıyla, yasal düzenlemenin vermiş olduğu haklarla emekli oldu. Ancak 8 Eylül 1999 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ve emeklilik yaşını bir kademeye bağlayan yasa yürürlüğe girdi. Bu tarihten sonra emekli olacaklar için bazı şartlar getirildi. Bu yasaya göre, bir vatandaşın emekli olabilmek için sigortalılık süresini(Kadınlar için 20, erkekler için ise 25 yıl), 5 bin gün primi doldurması ve emeklilik yaşını doldurması şartlarına bağlandı ve EYT sorunumuz ortaya çıktı. Bugün sosyal medyada Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın(EYT) oluşturduğu etkin bir grup var. Bu kişiler hep sosyal medyadan hem de çeşitli platformlardan taleplerini gündeme getiriyorlar. Sosyal medyanın etkinliğinden dolayı da bu konu sürekli gündemimizde kalıyor.

 

 

ÇANKAYA’NIN ŞİŞMANI, İŞÇİ DÜŞMANI

Resul Kurt, "O dönemi hatırlayanlar bilir ‘Kim ne veriyorsa beş fazlasını veriyorum’ ekonomisinin geçerli olduğu bir dönem. O dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Turgut Özal’ı büyük bir üzüntüye sevk eden düzenlemelerden biriydi. Hatta o dönemde yaptığı açıklamalardan dolayı ‘Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı’ söylemleri basında yer buluyordu. Biz rahmetli Turgut Özal’ın kıymetinin, değerini ve görüşlerinin ne kadar üstün olduğunu şimdi anlıyoruz" dedi.

AYM: KAZANILMIŞ BİR HAK DEĞİL BEKLENEN BİR HAKTIR

EYT düzenlemesi Anayasa Mahkemesi’ne(AYM) götürüldü. AYM düzenlemeyi iptal edince 2002 yılında yeniden kademelendirilerek yeniden düzenlendi. Yüzlerce vatandaş bu konuyu yine mahkemelere taşıdı. AYM, emeklilikteki bu düzenlemeyi ‘Bu kazanılmış bir hak değil, beklenen bir haktır’ diyerek anayasaya aykırı bulmadı. Bu karara rağmen emeklilik yaşı üzerindeki tartışmalar günümüze kadar devam etti ve ediyor.

YENİ İŞE BAŞLAYANLAR MAĞDUR OLDU

Sağlıklı bir sosyal güvenlik sisteminde emekli sisteminde emeklilik yaşı ne olmalıdır? Türkiye’de durum nedir?

Normal bir sosyal güvenlik sistemi 4 çalışanın 1 emekliyi finanse ettiği bir sistemdir. Türkiye’de 2 çalışan 1 emekliyi finanse eder durumda bile değil. Emeklilik yaşı ile ilgili bir yeni düzenleme yapılır ise bunda sürekliliğin sağlanabilmesine dikkat edilmeli. Popülist söylemlerden uzak durmamamız gerekiyor. Bugün bir hak kaybına uğradığını düşündüğümüz insanlar varsa, sosyal güvenlik sistemine bugün giren ve çalışmaya yeni başlamış arkadaşlarımızın mağdur olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu insanlar 65 yaşında emekli olacaklar. Bende emeklilik yaşını bekleyenlerden biriyim. Bizim kuşağımız bu düzenlemeden olumsuz etkilendi. Ama sistemin bütünselliği ve sürekliliği açısından bakıldığında objektif olmamız gerekiyor. EYT’li vatandaşlarımız ‘Biz işe girdiğimizde devlet bize söz vermişti, bu sözün karşılığı olarak işe girdiğimiz tarihteki kurallara göre emekli olmak istiyoruz’ diyorlar. Bu vatandaşlarımız kendileri açısından son derece haklılar ama ülke gerçeklerini ve hukuk gerçeklerini de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bu mantıkla hareket edersek, 1991 yılından önce işe girenlerin de kadınlar 50, erkekler 55 yaşında emekli olması gerekiyor. Zaman içerisinde ihtiyaç dahilinde kurallar değişebilir, yeni düzenlemeler yapılabilir. EYT’li arkadaşlarımızın bir başka şikayeti de ‘Biz bir işyerine başvurduğumuzda bizi yaşlı olarak görüyorlar, bizi çalıştırmıyorlar’ diyorlar. İşverenler böyle bir söylem ve eylem içinde olmaları çok büyük yanlıştır. Ama ziyaret ettiğim işletmelerde veya çevremde gördüğüm insanlar arasında 40-50 yaşlarında hatta emekli olduğu halde çalışan yüzbinlerce insan görüyorum. Bir de ‘Genç olduğumuz için devlet bizi emekli etmiyor’ iddiasına bulunuyorlar.

SİSTEMİN SAĞLIKLI OLMASI İÇİN BU GEREKLİ

Bugün mağdur olan kişi sayısı nedir? Bu kişiler emekli edildikleri takdirde bunun bütçeye yükü ne kadar olacaktır?

Sayılı kesin olarak tahmin etmek çok zor bu durumda olan 6 milyona yakın yurttaşımız bulunuyor. EYT’li vatandaşların isteğine göre bir yasa çıkarıldığı zaman en az 1,5-2 milyon kişi 6 ay içinde emeklilik hakkı kazanıp emekli olabilecek durumda. 2 milyon kişiye ortalama 2 bin TL emekli aylığı bağlandığında bunun bütçeye yükü 48 milyar TL civarında oluyor. Buna bayram ikramiyelerini de eklersek rakam 52 milyar TL’yi buluyor. Bu konuda bir ek kaynak bulunursa bende dahil olmak üzere herkes emekli olmak istiyor. Ama sosyal güvenlik sistemi nesiller arası dayanışmaya göre yürütülür. Yani biz dedelerimizin, babalarımızın emekli maaşlarını ödüyoruz. Bizim çocuklarımız, torunlarımız da bizim emekli maaşlarımızı ödeyecek. Bireysel olarak baktığımızda erken emekli olamamak haksızlık olarak görülebilir ama popülist düşünmeden objektif olarak baktığımızda sistemin sağlıklı yürüyebilmesi için bu gereklidir. 

EN BÜYÜK ZARARI O DÖNEMDE EMEKLİ OLANLAR GÖRDÜ

Emeklilik yaşının düşürülmesi, erken emeklilik düzenlemelerinin getirilmesi ve yeni hakların verilmesi vatandaşları bireysel olarak memnun eder. Süleyman Demirel’in 1991 yılında seçimlerden sonra başbakan olunca 3 ay içerisinde yaptığı düzenleme Türkiye’yi zora sokmuştur. En büyük kötülüğü de yaş şartının kaldırılmasıyla emekli olanlara yaptı. Bu tarihlerde emekli olanlara yaptı. Erken emekli oldukları için ödedikleri primlere göre çok düşük emekli maaşları almaya başladılar ve bundan en büyük mağduriyeti yaşayan kesim yine bu kesimdir.

KEMAL KILIÇDAROĞLU DA İTİBAR ETMEMELİ

Siyasi partiler özellikle seçimin yaklaştığı bir dönemde bunu koz olarak kullanmaya başladı? Böyle bir düzenlemeye getireceği yükte belli. Sizce bunu nasıl karşılamayı düşünüyorlar? Bir planları var mı?

Bu konuda da popülist söylemler devam ediyor. Hali hazırda böyle bir kaynak bulunmuyor. Artık Türkiye’de ek vergilerle ve yeni vergilerle vatandaşın yükünün artırılmasının bir anlamı yok. Ek kaynak olmadan toplumun bir kesimine ek bir menfaat sağlanamaz. Emeklilik yaşının kaldırıldığı yıllar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sosyal Güvenlik Kurumu’nun(SGK) Genel Müdürü olduğu yıllara denk geliyor. Hatırlanacağı gibi bu dönemde SGK emekli maaşlarını ödeyemediği dönemler oldu. Emekliler ‘Bu ay maaşım yatacak mı?’ endişesi taşıyordu bu yıllarda. Bu konuda ek bir kaynak yoksa bu vatandaşa ek bir yük(vergi) anlamına gelir. Çünkü bizim zengin yeraltı kaynaklarımız yok. Şuanda süper bir sanayi ülkesi de değiliz. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun böyle yanlış bir karar vermeyeceğini düşünüyorum. Kendisinin SGK Genel Müdürlüğü zamanındaki söylemlerinde, Emeklilik yaşının kaldırılmasının sosyal güvenlik sistemi üzerinde çok büyük bir yük oluşturduğu yönündeydi. Kemal Kılıçdaroğlu bu söylemlerini inkar etmiyorsa, EYT ile ilgili popülist söylemlere de itibar etmemeli. Sırtında yumurta küfesi olmayan, topluma karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan insanlar, yöneticiler, siyasetçiler hiçbir gam ve tasa taşımazlar. Çünkü iktidar olmak, kaynak bulmak gibi bir dertleri yok. Ben hiçbir siyasetçinin ülkenin genelini ilgilendiren böyle bir konuda popülist söylemlerle 1992 sendromunu yaşatmalarını arzu etmem. Yanlış bir hamle olur. Popülist söylemlerin bedelini Türkiye halen ödüyor.

AVRUPA’DA 65 YAŞINDAN ÖNCE EMEKLİLİK HAYAL GİBİDİR

Türkiye'deki emeklilik yaşını Avrupa ile karşılaştırdığımızda neler söylersiniz? Aramızda ne gibi farklar var?

Afrika ülkeleri dahil olmak üzere dünyanın büyük bölümünde emeklilik yaşı 60’ın üzerindedir. Avrupa’da emeklilik yaş ortalaması 65 iken bunu 69-70’li yaşlara çıkarılması konuşuluyor. Avrupa’da 65 yaşından önce emeklilik hayal gibidir. Avrupa güçlü finansman yapısıyla bugün 55-60 yaşına emekliliği tartışmıyor. Türkiye’de tabi ki birtakım mağduriyetler var. Bende bu mağduriyeti yaşayanlardan biriyim ama benim şahsi çıkarlarım toplumun genel çıkarlarının önüne geçmemeli. Erken emekli olmak için toplumun finansman yapısını bozmamalıyım. Bunu sürekli gündemde tutan bir grup var. Böyle bir beklenti oluşturulma, insanları beklenti içine sokmaya çalışıyorlar. Bu insanalar yaşanacak sorunların, problemlerin anlatılması gerekiyor. Keşke böyle bir kaynağımız olsa da bu mağduriyet giderilse. Bizden sonraki nesillerin ayakta kalabilmesi için sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyacımız var.

FAZLA ÇALIŞAN FAZLA EMEKLİ MAAŞI ALMALI

Biz erken emekliliği değil, daha fazla nasıl üretebiliriz, toplumsal kalkınmayı nasıl sağlarız, yurtdışına katma değeri yüksek ürünleri nasıl ihraç edebiliriz gibi konuları tartışmalıyız. Daha çok üretmeden, daha çok çalışmadan toplumsal olarak kendimize bir yer bulmamız zor. Üretmeden yaşayan toplumlar başka toplumların ayaklarının altında ezilirler. Sosyal güvenlik sistemi içinde daha çok çalışanı, daha çok çalışanı ve daha fazla prim ödeyeni bizim koruyup kollamamız gerekir. Sistem içerisinde bu insanların mağduriyeti varsa bunları ortadan kaldırmalıyız. Örneğin asgari ücretli için emekli aylığı çalıştıkça düşüyorsa bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Asgari ücretli bile olsa çalıştıkça emekli aylığı artmalı. Fazla prim ödeyenler biraz daha fazla emekli maaşı almalı ki sistem içerisinde kalmalarının bir anlamı olsun. Mevcut sistemimizde 7 bin gün prim ödeyen daha fazla 10 bin gün prim ödeyen daha az maaş alıyor. Bunu düzelterek çalışanları da bu anlamda koruyacak düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç var.

KAYNAK: HABER7

GÜNÜN ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

YAZDIR
YORUMLAR 84
  • Bozkurt 8 ay önce Şikayet Et
    Resul popülist olma HAK neyse onu konuş yoksa sus 27 yıl prim ödemişim daha ne yapacaktım.
    Cevapla
  • Misafir 8 ay önce Şikayet Et
    Hoca geç bunları EYT ak süt kadar hak bu kadar
    Cevapla
  • Eytli mağdur 8 ay önce Şikayet Et
    Ne derseniz deyin, bir kulaktan girer diğer kulaktan çıkar. Bizim hakkımız o dönemdeki hükümet tarafından alındı. Bu mağduriyetin giderilmesi gerekiyor. Herkese gelince para var. Bizim ne günahımız var? Kimse 38 yaşında emekli olmuyor. Herkesin yaşı kaça gelmiş, milletin kılları ağarmış hala erken emeklilik diyen var. Ne alaka???65 yaşında emeklilikte tamamen haksızlık. 65'den sonra gelen parayı ne yapacağım? Zaten o yaşa gelmeden ölüp gidiyorsun. O paralar, benden kesilen o primler bana ait. Anamın ak sütü kadar helal. O yüzden kim ne derse desin, yok şöyle böyle biz hakkımızı istiyoruz. Herkese sevgi ve saygı...
    Cevapla
  • Ahmet 8 ay önce Şikayet Et
    2010 senesinden beri prim ödemiyorum. Maaşım aylık 400 lira daha fazla prim ödeyenlere göre. Şimdi devlet kâr mı etti? Hem primden oldunuz hem vergiden. İstediğiniz zaman emekli edin çokta tın.
    Cevapla
  • Ahmet 8 ay önce Şikayet Et
    Avrupada kişi başına gelir ve milli gelirin paylaşımı rakamlarını verin millete kimse emeklilik lafını ağzına almaz. İtiraz edilecek her şeye avrupada böyle lafı acizlikten başka birşey değil.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle