Endişe artıyor! Gerçekleşirse kabus olacak

İngiltere Başbakanı Theresa May’in Brüksel’le üzerinde uzlaştığı anlaşmanın partisinden ve parlamentodan yeterli desteği görememiş olması, ekonomi çevrelerinde "anlaşmasız ayrılık" endişesini artırıyor.

Endişe artıyor! Gerçekleşirse kabus olacak
Endişe artıyor! Gerçekleşirse kabus olacak
GİRİŞ 20.11.2018 12:13 GÜNCELLEME 20.11.2018 12:15
Bu Habere 1 Yorum Yapılmış

Geçen hafta İngiltere Başbakanı Theresa May’in detaylarını kamuoyu ile  paylaştığı Brexit anlaşmasının siyasi bir krize neden olduğunu söylemek mümkün.

 

 

May’in, kabinenin tam desteğini aldığını açıklamasının ardından  aralarında Brexit Bakanı Dominic Raab’ın da olduğu dört bakanın istifa etmesi  ekonomi çevrelerinde endişe yarattı. İstifaların ardından İngiliz sterlin ABD  doları ve euro karşısında sert değer kayıpları yaşadı.

AB ile varılan Brexit anlaşmasının 25 Kasım’da yapılacak olağanüstü AB  zirvesinde ele alınması planlanıyor fakat o güne dek yaşanacak gelişmeler  İngiltere ile AB ilişkilerini çıkmaza sokabilir.

 

 

Başbakan May’in hem kabinesinin, hem partisinin hem de parlamentonun  desteğini arkasına alarak anlaşmanın onaylanmasını sağlaması gerekiyor ancak son  günlerde yaşanan gelişmeler bu olasılığın oldukça düşük olduğuna işaret ediyor.

İktidardaki Muhafazakar Parti içerisindeki bölünmüşlüğe ek olarak  hükümete dışarıdan destek veren Kuzey İrlanda’nın Demokratik Birlik Partisi (DUP)  şimdiden ret oyu vereceğini açıkladı. Mevcut şartlarda parlamentonun anlaşmayı  onaylaması olası görünmüyor.

İngiltere Başbakanı Theresa May’in istifa ederek genel seçim veya  "anlaşmasız bir çıkış" kararı alması olasılıklar içerisinde yer alıyor. Bu çoklu  bilinmeyenler ortamında ise iş dünyası belirsizliklerin artmasından, en çok da  “anlaşmasız ayrılık” (no deal) senaryosundan endişe etmekte.

ANLAŞMASIZ BOŞANMANIN MALİYETİ

AB ile İngiltere arasında Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde  taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden  kaynaklanan yaklaşık 40 milyar sterlinlik "ayrılık ücreti”  konusunda ön  anlaşmaya varmıştı. İngiltere’nin devam eden yasal yükümlükleri çerçevesinde  anlaşmasız bir ayrılık durumunda bile bu ödemeyi yapması bekleniyor.

Artık uluslararası finans kuruluşları, uluslararası şirketler hatta  İngiltere’nin resmi kurumları olası bir anlaşmasız ayrılığın maliyetlerini  hesaplıyor.

Örneğin; The Independent gazetesinin şubat ayında yayımladığı ve  bağımsız Bütçe Sorumluk Ofisi’nden (ONS) sızdırdığı öne sürülen bilgilere göre  İngiltere’nin anlaşmasız bir şekilde birlikten ayrılması gelecek 15 yıl  içerisinde ülke ekonomisine toplam maliyeti 252 milyar sterlini bulabilir.

Yine bu belgelere göre İngiltere’nin olası zararı azaltacak bir  serbest ticaret anlaşması imzalaması durumunda bile ülkenin toplam zararının 131  milyar sterlin seviyesine ulaşması söz konusu.

İngiltere’nin olası anlaşmasız ayrılığının AB ile ticaretin Dünya  Ticaret Örgütü (WTÖ) kurallarına göre yapılması anlamı taşıyacağı, bunun da  gelecek 15 yıl içerisinde büyümeyi yüzde 8 azaltabileceği belirtiliyor.

İngiltere ile AB’den herhangi bir anlaşma olmaksızın ayrılması halinde  İngiltere ve AB ile yapılan ticaretin gümrük kontrollerine ve gümrük vergilerine  tabi hale gelmesinden endişe ediliyor. Bu bağlamda tedarik zincirinde uzun süreli  gecikme ve aksamaların yaşanması ihtimal dahilinde. Sadece Dover limanından yılda  2,6 milyon tırın geçiyor olması da bunu destekliyor.

İngiltere’nin anlaşmasız bir ayrılık yaşamasında en derin darbeyi ise  ülke ekonomisinin üçte ikisinden fazlasını oluşturan hizmet sektörünün  alabileceği tahmin edilmekte.

Bu yılın haziran ayında İngiltere Merkez Bankası (BOE) Başkanı Mark  Carney, AB’nin İngiltere’nin birlikten çıkışına ilişkin gerekli düzenlemeleri  yapmaması halinde trilyonlarca sterlinlik derivatif (türev) kontratın riske  girebileceğini söyledi.

BoE verilerine göre halihazırda işlemde olan ve gerekli düzenlemelerin  yapılması halinde riske girecek derivatif kontratların toplam hacmi 29 trilyon  sterlin (38 trilyon ABD doları) seviyesinde.

PERAKENDE SEKTÖRÜNDE MALİYET YÜKÜ

Örneğin; İngiltere’nin önemli bankalarından Barclays, İngiltere’nin  AB’den anlaşmasız şekilde ayrılması halinde yiyecek ve içecek ürünlerinin tedarik  zincirinde ortalama gümrük vergilerinin yüzde 27’ye kadar yükselebileceği  uyarısında bulunuyor.

Sadece geçen yıl İngiltere’nin toplam yiyecek ve içecek ithalatının 48  milyar sterlin seviyesinde olduğu, bunun yaklaşık 71’inin AB üyesi ülkelerden  ithal edildiği bir gerçek.

Barclays’in tahminlerine göre İngiltere’nin AB’den anlaşmasız bir  şekilde ayrılmasının yiyecek ve içecek perakende sektörüne toplam yıllık maliyeti  yaklaşık 9 ,3 milyar sterlin seviyesinde olacak. Üstelik ülkede yiyecek içecek  perakende sektörünün kar marjlarının yüzde 3 ila 5 arasında olduğu dikkate  alındığında oluşacak ek gümrük maliyetlerinin doğrudan tüketiciye yansıması,  bunun da enflasyonun yükselmesine neden olması beklentisi hakim.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s’ (S&P)  geçen ay yayımlandığı değerlendirme notunda İngiltere’nin AB’den anlaşmasız  şekilde ayrılması halinde ülkede işsizliğin yüzde 4'ten 7,4’e yükselebileceği  uyarısında bulundu.Değerlendirmede ayrıca ülkede gelecek iki yıl içerisinde konut  fiyatlarının yaklaşık yüzde 10 düşebileceği, hane halkı gelirinin yıllık toplam 2  bin 700 sterlin azalabileceği belirtildi.

Ayrıca İngiltere’nin anlaşmasız şekilde birlikten ayrılmasının 2019  yılın ortalarında enflasyonun yüzde 4,7 seviyesine yükselmesine neden olabileceği  vurgulandı.

GÜMRÜK ÜCRETLERİ, EK MALİYETLER VE BÜROKRASİ

İngiltere’nin 2017'de AB’ye ihracatı, toplam ihracat içerisinde yüzde  44'lük bir paya sahip.  İngiltere 616 milyar sterlinlik ihracatının 274 milyar  sterlinlik kısmını AB ülkelerine gerçekleştirdi. Geçen yıl İngiltere’nin AB  ülkelerinden yaptığı ithalat 341 milyar sterlin. Bu verilere göre AB geçtiğimiz  yıl İngiltere’ye yaklaşık 67 milyar sterlin değerinde daha çok mal ve hizmet  satışı gerçekleştirmiş durumda. İngiltere’nin anlaşmasız bir ayrılık yaşamasında  en derin darbeyi ise ülke ekonomisinin üçte ikisinden fazlasının oluşturan hizmet  sektörünün alabileceği düşünülüyor.

WTO KURALLARINA GÖRE TİCARETİN MALİYETİ VAR

Sert Brexit durumunda uygulanması gündeme gelecek olan WTO ticaret  ilkelerine göre İngiltere AB ile ilaç, kimyasal madde ve gıda ürünlerinin ithalat  ve ihracatında ülkelerarası kapsamlı ve düzenleyici prosedürler gerektiren  “üçüncü ülke” statüsünde olacak. Bu durumda İngiltere’nin AB ülkeleriyle ve  üçüncü ülkelerle ticaretinde gümrük vergileri artacak.

Brexit ile İngiltere sadece ortak pazara serbestçe erişim imkânından  mahrum kalmayıp, AB’nin ticaret anlaşmaları yaptığı 70’ten fazla ülkeye tercihli  pazar erişimini de kaybedecek. Bu durumun tüm İngiltere’nin ihracatının yüzde  60’ını etkilemesi bekleniyor.

Katma değer kaybından en çok etkilenecek sektörlerin ise ağırlıklı  olarak kimya sanayii, makine ve otomotiv sektörleri olacağı tahmin ediliyor.

AB ile İngiltere arasındaki  ticari ilişkilere oranla daha yavaş  işleyen WTO sistemi, İngiltere'nin gümrük, idare, vergi, şirket ve finans hukuku  uygulamalarında kapsamlı reformları gerektirebilir.

Örgütün Genel Direktörü Roberto Azevêdo, İngiltere’nin WTO’ya üyelik  koşullarının yeniden müzakere edilmesini önerirken tarımsal kota ve İngiliz  çiftçilerine yapılan sübvansiyonların da yeniden müzakere edilmesi gerektiğini  belirtmişti.

WTO’nun İngiltere’nin AB ile gelecekteki ilişkisi için bir güvenlik  ağı olarak faaliyet gösterebilmesi diğer WTO üyeleri ile de başarılı  müzakerelerin geliştirilmesine bağlı.

İngiltere WTO üyesi olduğu için WTO üyeliği için başvuruda bulunmak  zorunda değil ancak örgütün İngiltere’nin AB’den ayrılmasından sonra mal ve  hizmetlere piyasa erişim taahhütlerini içeren “en çok gözetilen ülke” şartlarına  göre ticaret yapması gerekiyor. Bu da İngiltere’nin sadece AB’ye yönelik gümrük  vergilerini düşürerek kolaylık sağlaması durumunda bu kolaylığı tüm WTO üyesi  ülkelere sağlamak zorunda kalacağı anlamına geliyor.

WTO kuralları çerçevesinde AB’nin birçok tarım dışı ürüne yönelik  uyguladığı gümrük vergisi yaklaşık yüzde 2,6 seviyesinde. Öte yandan bazı  sektörlerde bu oran oldukça yükselebiliyor.

Örneğin; WTO kurallarına göre ticaret yapılması halinde otomotiv ve  otomotiv yedek parçaları sınır geçişinde yüzde 10 gümrük vergisine tabi  tutulabilecek. Süt ve süt ürünlerinde vergi oranı yüzde 35,4’e kadar  yükselebiliyor.

WTO düzenlemelerine göre AB’nin gümrük vergisi oranı şeker ve  şekerleme ürünlerinde yüzde 23,6, içecek ve tütünlerde yüzde 19,6, hayvansa  ürünlerde yüzde 15,7, balıkta yüzde 12 ve giyimde 11,5 seviyesinde.

ETİKETLER
ingiltere Brüksel
YAZDIR
YORUMLAR 1
  • vanlı hasan 6 ay önce Şikayet Et
    insallah parçalanmanızın işaretidir birazda musluman ulkeler sizi izlesin
    Cevapla