Türk-Japon Diplomatik İlişkilerinin 90. Yıl Dönümü İş Forumu

Başbakan Yardımcısı Babacan:(2)

Türk-Japon Diplomatik İlişkilerinin 90. Yıl Dönümü İş Forumu
Türk-Japon Diplomatik İlişkilerinin 90. Yıl Dönümü İş Forumu
GİRİŞ 25.11.2014 12:12 GÜNCELLEME 25.11.2014 12:12

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ülkeden ülkeye insanlar, ürünler, sermaye ve enerjinin serbest dolaşmasının tüm ülkeler için kazan-kazan ortamını sağladığını belirterek, "G20 başta olmak üzere ticaretin serbestleşmesi konusunda inancımızı ve politika ağırlığımızı korumaya devam edeceğiz" dedi.

Babacan, Türk-Japon Diplomatik İlişkilerinin 90. yıl dönümü kapsamında düzenlenen İş Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, G20'nin önemli bir platform olduğunu vurgulayarak, "G20 ülkeleri dünya nüfusunun 3'te ikisi, dünya ticaretinin yüzde 75'i, dünya GSYH'sinin de yüzde 85'ini kapsıyor" diye konuştu.

Türkiye'nin G20 dönem başkanlığının uygulamaya ağırlık veren bir dönem olmasını arzu ettiklerini aktaran Babacan, G20 ülkelerinin verdiği taahhütleri anımsatarak, yapısal reformların G20 ülkeleri için artık ertelenemez bir noktaya geldiğini, reformların takipçisi olacaklarını söyledi. 11 çalışma grubu kurdukları bilgisini veren Babacan, bu grupların 20 ülkenin gruplarıyla yakın çalışmaya başladığını kaydetti.

Babacan, iş dünyasından gelecek fikirleri önemsediklerini vurgulayarak, ne yapılırsa yapılsın asıl büyüme ve istihdamın özel sektör eliyle gerçekleştiğini dile getirdi.

Kamu harcamalarıyla büyümenin sürdürülebilir olduğuna inanmadıklarını aktaran Babacan, "Kamu harcamaları belki geçici dönemlerde, özel sektörün tedirgin olduğu dönemlerde telafi fonksiyonu görebilir" dedi.

Babacan, özel sektörün yatırımının da güven ve öngörülebilirlikle olacağını dile getirerek, "Muhtar Kent'ten ödünç aldığım bir ifadeyi kullanmak istiyorum. Beraber olduğumuz bir toplantıda demişti ki; 'Marka bir sözdür, ama iyi bir marka tutulmuş bir sözdür'. Biz bu yaklaşımı ekonomi yönetiminde de uygulamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

"G20 mutlaka yapısal reformlara ağırlık vermek zorunda"

Ali Babacan, güven için mutlaka ileriye yönelik program açıklanması gerektiğini belirterek, son 3-4 yıldır G20'de ısrarla ülkelerin orta vadeli programlarını açıklamasını istediklerini kaydetti.

Kriz döneminde pek çok ülkenin içinde bulunulan yılla ilgili bile program açıklayamadığını, Türkiye'nin krizin en derin dönemi olan 2009 yılında orta vadeli program hedeflerini ortaya koyduğunu ve bunun faydasını gördüğünü ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

"G20 mutlaka yapısal reformlara ağırlık vermek zorundadır. Artık daha fazla devlet harcasın da oradan büyüyelim dönemi bitiyor çünkü pek çok ülkede borç stoku o kadar yüksek seviyeye çıktı ki daha fazla kamu harcaması, büyüme zor hale geldi. Merkez bankaları görülmemiş likiditeyi piyasaya sürdü. Merkez bankalarının para basarak ekonomiyi düzeltmesi mümkün değil. 'Her şeyi merkez bankasına bırakalım, gereğini yapsın, başarılı olunmazsa suçu merkez bankasına yıkalım, geçelim' yaklaşımı doğru değil. Maliye politikalarında alan kalmadıysa, para politikalarında da etkinlik azalıyorsa geriye yapısal reformlar kalıyor. Biz bu reformların artık ertelenemeyeceğini düşünüyoruz."

Babacan, Türkiye'nin G20 dönem başkanlığı kapsamında işçi kesimi ve sendikalarını D20, düşünce kuruluşlarını T20, sivil toplum kuruluşlarını C20 ve gençleri Y20'nin temsil edeceği bir yapı oluşturduklarını anlatarak, "G20 dönem başkanlığımızda dış ticaret bakanları, tarım bakanları ve enerji bakanları toplantısı düzenleyeceğiz. Finanstan sorumlu bakanlar zaten yılda 4 defa bir araya geliyor" dedi.

G20 ülkelerinin enerji bakanlarını Türkiye'de bir araya getirmeyi istediklerini, dünya enerji politikalarının herkesi ilgilendirdiğini, dünya nüfusunun 5'te 1'inin elektrikle tanışmadığı düşünüldüğünde enerji politikalarının az gelişmiş ülkeler için de önemli olduğunu aktaran Babacan, "Bir başka küresel sorunun gıda güvenliğidir. G20 tarım bakanlarını da Türkiye'de bir araya getirmek istiyoruz ki küresel gıda güvenliği konularını istişare etsinler" diye konuştu.

Babacan, G20'de küresel ekonomi ve büyümenin bir numaralı gündem olduğunu belirterek, dünyaya bakıldığında en kötünün geride bırakıldığını kaydetti.

Gelişmiş ülkelere bakıldığında ABD'deki toparlanmanın güçlü olduğunu gördüklerini ifade eden Babacan, şunları söyledi:

"Artan gelir ve servet iç talebi ve yatırımları destekliyor. İşsizlik oranlarında gerileme var fakat bu işgücüne katılımın azalmasından kaynaklanıyor. Fed'in varlık alımlarını sonlandırıp önümüzdeki yıl faiz artışlarına başlaması tüm dünyanın dikkat etmesi gereken bir konu. Avrupa geçen yıl resesyondan çıktı, yavaş yavaş toparlanıyor ama büyüme zayıf, kırılgan ve dengesiz. Japonya'da Şinzo Abe hükümetiyle beraber önemli dönem başladı. İlk sonuçlar enflasyon ve büyüme açısından cesaret vericiydi. Son iki çeyrekte ekonominin büyümesinin eksiye düşmesine dikkat edilmesi gerekiyor ama yapısal reformlarla ekonomi politikasının tamamlanacağını düşünüyoruz."

"BES'te 5 milyon vatandaş gönüllü olarak sisteme girdi"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki payının artmaya devam edeceğine dikkati çekerek, "Gelişmekte olan ülkelerin dünya genelinde dinamizmin, büyümenin kaynağı olmaya devam edeceğini, yatırım ve dinamizm isteyen şirketlerin gelişmekte olan ülkeleri tercih edeceğini düşünüyoruz" dedi.

Türkiye'nin son 12 yılda gerçekleştirdiği siyasi ve ekonomik gelişmeyi anlatan Babacan, "Dünya Bankası sıralamasına göre milli gelirimiz 2 bin dolar arttığında Türkiye yüksek gelirli bir ülke olacak. Türkiye artık yardım alan ülke konumundan yardım eden ülke konumuna geldi" şeklinde konuştu.

Babacan, Türkiye'de gelir dağılımının düzeldiğini belirterek, bunun unsurlarını, "iyi hedeflenmiş sosyal destek programları", "artan vergi rejimi", "Türkiye'de artık rekabetin iyi işliyor oluşu" şeklinde sıraladı.

Anadolu'nun dört bir yanından firmaların yükseldiğini anlatan Babacan, şunları ifade etti:

"Rekabet ortamını düz bir saha haline getirdiğinizde kim hak ediyorsa işi o yapıyor, yani bileğinin gücüyle, alnının teriyle iş yapma ortamı oluşturduğunuzda gelir dağılımına faydalı oluyor. Türkiye'deki rekabet ortamında başarılı olan firmalar bir süre sonra dünyada başarılı firmalar oluyor. Ülkeden ülkeye insanlar, ürünler, sermaye, enerji serbest dolaşıyorsa tüm ülkeler için kazan-kazan ortamını sağlıyor. G20 başta olmak üzere ticaretin serbestleşmesi konusunda inancımızı ve politika ağırlığımızı korumaya devam edeceğiz."

Babacan, Türkiye'de 3-4 yıl içerisinde bazı kanunların yeniden yapıldığını, Borsa İstanbul'un kurulduğunu, Bireysel Emeklilik Sistemine (BES) 5 milyon vatandaşın gönüllü olarak girdiğini, 6,5 milyon konutun depreme karşı sigortalandığını vurgulayarak, "İstanbul bölgesel bir iş merkezi oldu. İstanbul'a gelen şirketler sadece Türkiye için değil bütün bu coğrafya için geliyor" dedi.

Türkiye ekonomisine bakıldığında pek çok göstergenin iyi olduğunu, ancak yüksek enerji ithalatı ve düşük tasarruf oranları sebebiyle cari açığın yüksek seyrettiğini belirten Babacan, "Bununla ilgili tedbirlerimizi alıyoruz, sıkı maliye ve para politikası uyguluyoruz ve Başbakanımızın açıkladığı yapısal reform serisi ile bunların orta vadede problem alanı olmaktan çıkacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

Yapısal reform serisinin Türkiye'nin daha yüksek teknolojiye geçmesinden Ar-Ge, inovasyon, markalaşma, üniversite sanayi iş birliği, yenilenebilir enerjiye kadar pek çok alanı kapsadığını ifade eden Babacan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Eğitim ve yargı konuları da bizim olmazsa olmazımız. Bunlar doğrudan ekonomi ile bağlantılı görünmüyor ama sonuçları itibarıyla önümüzdeki dönemde Türkiye'nin başarılı olup olmayacağını belirleyecek en temel iki alandır. Gerçek anlamda hukuk devleti olmak demokraside de ekonomide de başarının temelinde. Yargı ile ilgili maalesef sıkıntılı dönemler geçirdik. Mutlaka evrensel hukuk standartlarını baz alan, bağımsız, tarafsız çalışan yargı sistemine ihtiyacımız var. Hızlı, verimli, tutarlı karar alan yargı sistemine şiddetle ihtiyacımız var. Yargı, önümüzdeki birkaç yıl üzerine özel eğileceğimiz konulardan biri olacak."

(Son)

KAYNAK: AA